<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çiftçi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ciftci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:02:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>çiftçi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<category><![CDATA[makine]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2395</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını hemen birlikte verelim: Türkiye&#8217;nin gerçek sahibi, gerçek üretici olan köylüdür. O&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını hemen birlikte verelim: Türkiye&#8217;nin gerçek sahibi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve zenginliği hak eden, bunlara en layık olan köylüdür. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ekonomik siyaseti bu temel amacın elde edilmesine yöneliktir. Baylar, diyebilirim ki, bugünkü acıklı ve yoksul halimizin biricik nedeni bu gerçeği kavrayamamış olmamızdır. Gerçekten, yedi yüz yıldır dünyanın dört bucağına sürükleyerek kanlarını akıttığımız, kemiklerini bu yerlerin topraklarına bıraktığımız, ve yedi yüz yıldır emeklerini ellerinden alıp saçıp savurduğumuz ve buna karşılık hep değersiz sayıp aşağıladığımız ve bunca özverilerine ve verdiklerine karşılık nankörlük, küstahlık ve zorbalıkla uşak düzeyine indirmek istediğimiz bu yurdumuzun asıl sahibi önünde utanç ve saygıyla gerçek yerimizi alalım. Baylar, halkımız çiftçidir. Ulusun çiftçilikteki çalışmalarını zamana uygun önlemlerle en yüksek dereceye ulaştırmalıyız. Köylünün çalışmalarının sonuç ve meyvelerini kendi yararları yolunda en yüksek düzeye çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ilkesidir. Bu nedenle bir yandan çiftçinin çalışmasını geliştirecek ve verimli kılacak bilgi, araç ve teknik aletler sağlanıp kullanmasına, öte yandan onun emeğinin sonuçlarından en çok yararı sağlayacak ekonomik önlemlerin alınmasına çalışmak gerekir. Bugüne kadar yol ve modem taşıma araçlarının bulunmayışı, alışveriş yöntemlerinin çiftçinin zararına oluşu ve yasalarımızın çiftçiyi korumaması gibi engellerin kaldırılması gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum. Makinesiz tarım olmaz. El emeği güçtür. Birleşiniz. Kuracağınız birliklerle makine alırsınız. Yılda yüz dönüm ekeceğinize, on kat, yüz kat fazla ekersiniz. Yurdumuz gerçek çiftçi ülkesidir. Ancak buna daha hak kazanmış değiliz. Fakat tarım ülkesi olacağız. Bu da makine ile olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, dünyada zafer kazandıran iki araç vardır: biri kılıç, ötekisi saban. Başka bir yerde de söyledim; burada bir daha yinelemeyi yararlı buluyorum. Zaferin aracı yalnız kılıç olan bir ulus bir gün girdiği yerden kovulabilir, aşağılanır, acınacak bir duruma düşer. Böyle ulusların yoksulluğu, yokluk sıkıntıları öyle acıklı olur ki kendi ülkelerinde bile bir tutuklu, bir esir durumunda kalabilir. Onun için gerçek zafer yalnız kılıçla değil, sabanla sağlanandır. Ulusların yurtlarında sağlamca yerleşmiş duruma gelmelerinin, sürekli düzen içinde yaşamalarının aracı sabandır. Saban kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça güçlenir. Kılıç kullanan kol çok geçmeden yorulduğu halde saban kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha temelli sahibi olur. Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi ikincisine hep yenildi. Tarihin bütün olgu ve olayları yaşamın bütün gözlemleri bunu doğrular. Ulusumuz çok büyük acılar çekmiş, acıklı olaylar görmüştür. Bütün bunlardan sonra hala bu topraklarda bulunuyorsa, bunun asıl nedeni şudur: Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, öteki elinde sabanıyla toprağından ayrılamadı. Eğer ulusumuzun büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün yeryüzünde bulunmayacaktık.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Ekonomi Dönemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yeni-bir-ekonomi-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetsever]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatkar]]></category>
		<category><![CDATA[tarom]]></category>
		<category><![CDATA[tüccar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir Ekonomi Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2376</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var demektir. Tarım demektir, çalışmak demektir, her şey demektir. Bence halk dönemi, ekonomi dönemi kavramıyla belirlenir. Öyle bir ekonomi dönemi ki, onda ülkemiz bayındır olsun, ulusumuz refah içinde olsun, zengin olsun. Burada size bir görüşü hatırlatayım: &#8220;El kanaat-ü kenzi la yüfna &#8211; az şeyle yetinme tükenmez bir hazinedir.&#8221; Yoksulluğu erdem sayan bu görüşe de ekonomi dönemi bir son versin artık. Baylar, bu görüşü yanlış yorumlamak yüzünden bu ülkeye büyük kötülük edilmiştir. Biliriz ki, Tanrı yeryüzünde yarattığı bunca nimetleri, bunca güzellikleri insanlar refah ve varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır. Ve bunlardan büyük ölçüde yararlanabilmeleri için de başka varlıklardan esirgediği zekayı, aklı, insanlara vermiştir. Eğer yurt denen şey kupkuru dağlardan, taşlardan, bataklık alanlardan, çıplak ovalardan; eğer yurt sadece kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı, zindandan hiçbir farkı kalmazdı. Gerçekten bu sözünü ettiğimiz görüşe saplananlar bu değerli yurdumuzu böyle zindan ve cehenneme çevirmekten başka bir şey yapmamışlardır. Oysa bu yurt, çocuklarımız, evlatlarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır, hem de çok layıktır. İşte bu ülkeyi böyle bayındır hale getirecek olan ekonomik neden ve etkenler, ekonomik etkinliklerdir. Bunun için öyle bir ekonomik dönem gereklidir ki, artık ulusumuz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamın neye bağlı olduğunu öğrensin ve o yollara yönelsin. Hepimizin isteği şudur ki, bu ülkenin halkı ellerindeki örnekleriyle tarımın, sanatın, emeğin ve yaşamın bir temsilcisi olsun. Ve artık bu ülke böyle yoksul görünen bir ülke ve bu ulus hor görülen ulus olmaktan çıksın, ülkemize varlıklılar ülkesi, bu yeni Türkiye&#8217;nin adına da çalışkanlar ülkesi densin! İşte ulus böyle bir döneme girmiş bulunuyor; ve bu dönemi geliştirip yüceltecektir. Öyle bir dönemin tarihini yazacaktır. Böyle bir dönemde, böyle bir tarihte en yüksek yer, en büyük hak çalışkanların olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, bundan sonra çok önemli zaferlere kavuşacağız. Fakat bunlar süngü zaferleri değil, ekonomi ve bilim zaferleri  olacaktır. Ordumuzun bu güne kadar elde ettiği zaferler yurdumuzu gerçek kurtuluşa götürmüş sayılmaz. Bunlar ancak gelecek zaferler için bir temel hazırlamıştır. Askerlik alanındaki zaferlerle gururlanmayalım. Yeni bilim ve ekonomi zaferlerine hazırlanalım.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Siyaset ve askerlik alanlarındaki zaferler, ne denli büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, elde edilen zaferler iyice yerleşmiş olamaz, az zamanda sönüp giderler. Bunun içindir ki en büyük ve parlak zaferlerimizin de sağlayabildiği, daha da sağlayabileceği yararlı meyveleri toplayıp onlardan yararlanmak için ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin sağlanması, pekiştirilip ve genişletilmesi gerekir.</p>
<p>***</p>
<p>Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değil, tersine varlıkları ve emeklerinin ürünleri birbirine gerekli olan sınıflardan oluşur. Şu anda beni dinleyen çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır, işçilerdir. Bunların hangileri birbirine karşı olabilir? Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim yadsıyabilir? Bugünkü fabrikalarımızda, daha çok olmasını dilediğimiz fabrikalarımızda, kendi işçilerimiz çalıştırılmalıdır; refah içinde ve memnun olarak çalışmalıdırlar; ve bütün bu saydığımız sınıflar zengin olmalıdır, yaşamın gerçek tadını çıkarabilmelidirler ki, çalışmak için erk ve güç bulabilsinler. Bunun için, programdan söz edilirken hemen hemen denebilir ki, bu, bütün halk için &#8220;Çalışma Ulusal Andı&#8221;dır. Böylece bir çalışma ulusal andı niteliğinde olan program etrafında toplanmakla ortaya çıkacak olan siyaset biçimi ise basbayağı bir fırka niteliğinde görülmemelidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.</p>
<p>**</p>
<p>Ülkemizin bütün önemli merkezleri birbirine az zamanda demir yollarıyla bağlanacaktır; ve önemli uygarlık kaynakları ortaya çıkarılacaktır. Yurdumuzun her yanının yıkık görünümünü bayındır hale çevirmek olan amacımızın temel taşları her yerde gözleri büyüleyecektir. Çalışmak ve mutlu olmak ihtiyacında olan bütün halkımıza, işçilere geniş ve güvenli çalışma alanları, çağrılarını yapmakta gecikmeyecektir. Tüccarların yüzlerinin güleceği günler de uzak değildir. Yurdumuzu bayındır bir hale getirmek ve ulusu mutlu etmek için düşünülen ve girişilen bu işlerde izlenecek programın temel noktaları, ele alınmış sayılabilir.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İzmir yolunda söylenmiştir.</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet hükümetinin, namuslu, yurtsever, cumhuriyetsever emekçilere her zaman yardımcı olacağından ve bu kimseleri destekleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1926, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmail Habip Sevük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ismail-habip-sevuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 14:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[Albay Plastiras]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İçin]]></category>
		<category><![CDATA[büyük gazi]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşmanı vatanın harimi ismetinde boğacağım]]></category>
		<category><![CDATA[Hattı müdafaa yok]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Habip Sevük]]></category>
		<category><![CDATA[O Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümden Sonra Hatıralar ve Hayatındayken Yazılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Papulas]]></category>
		<category><![CDATA[sathı müdafaa var.]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1559</guid>

					<description><![CDATA[O gözler ki ölüme dik bakmış ve ölümü yenmişti, o gözler ki geceleri yarmıştı, o gözler bir kurbana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O gözler ki ölüme dik bakmış ve ölümü yenmişti, o gözler ki geceleri yarmıştı, o gözler bir kurbana bakamıyor ve masumâne bir konuşmadan ağlıyor. Çok iyi iman ettim ki, o ruhta bükülmez bir çelikle ince bir şair içliği var: O ruhta kartalla güvercin beraber yaşıyor.</p>
<p>***</p>
<p>&lt;&lt;Büyük Gazi&gt;&gt; bize, Dumlupınar zaferini bir sene evvel haber vermiş: &#8220;Düşmanı vatanın harimi ismetinde boğacağım!&#8221; demişti. Dedi ve boğdu.</p>
<p>***</p>
<p>Döküntü halindeki alayını kaçırabildiği için Albay Plastiras&#8217;ı Yunanlılar bozgunun karanlığında parlıyan bir nur gibi tebcil ediyorlar.</p>
<p>Ya Yunanlılar bütün bir düşman ordusunu, yalnız bir alayını kaçabilecek kadar kahreden bir kumandana nail olsaydılar ne yapacaklardı!</p>
<p>***</p>
<p>Geçen gün &lt;&lt;Vakit&gt;&gt; de okumuştum: Ankara&#8217;ya gelip giden bir Amerikalı &lt;&lt;Amerika&#8217;nın İstiklal Savaşı da dahil olduğu halde dünyada hiçbir ulus, bağımsızlığı için Anadolu&#8217;nun gösterdiği azmi gösteremedi&gt;&gt; demiş.</p>
<p>***</p>
<p>(Paşa, Nisan 1923&#8217;de Adana&#8217;da sofra başında çiftçilerle sohbettedir.)</p>
<p>Bu halkın ruhu mu O&#8217;nun yanına çıkacak kadar kuvvetlidir. O&#8217;nun ruhu mu halkın en koyu samimiyetine inecek kadar derindir, bilmiyorum. Yalnız şunu görüyorum ki, tam karşımdaki çiftçiler O&#8217;nunla senli benli konuşurken masanın beri ucundaki ihtiyar  bir çiftçi yavaşça, kimseye göstermeden yeninin ucu ile gözünü siliyor, dikkat ediyorum, hepimizin gözlerindeki tebessüm ve gözlerinde nem var. Bu manzara gözleri yaşartacak yücelikte.</p>
<blockquote><p><strong>O Zamanlar</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>O&#8217;nun en hayran olunacak taraflarından biri de toleransının büyüklüğüydü. Raya tutturulmuş dar kafalara bedel, engin ufuklara bakan yaylalı kafa&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İçin, 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sakarya Savaşında, yüz binlik düşman karşısında biz ancak elli biniz. Bu nispetsizlik karşısında ne yapılır? Gazi yapılacak şeyi buldu: Azı çok yapmak.</p>
<p>Azı çok yapmak için kavisli bir tâbiye kurdu. Kavisin kendine oynaklığı verebilmek için yepyeni bir sistem icat ediyor.: &#8220;Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var.&#8221; Hat yarılabilir, çizgiler, satıh yarılamaz, vatandır.</p>
<p>Kavis oynak, düşman uzadıkça kavis de uzuyor. Yüz binlik düşman yüz kilometre uzadı. Biz ki, yarısıyız, biz de o kadar uzuyoruz. Başkumandan Papulas hayretle haykırıyor: &#8220;Ne kadar uzayıp nereye varsak Türkler yerden fışkırır gibi karşımıza çıktılar!&#8221; Sayımız mı artmıştı? Hayır, bu, kavis içindeki manevra oynaklığından geliyor. Sağdaki doluyu alıp boşalan solu dolduruyoruz. Sakarya, kısalan mesafeyle uzayan mesafeyi ve çokluğu yenişimizdir.</p>
<p>***</p>
<p>Vatan yalnız taş toprak değil; vatan şereftir.</p>
<p>Her ölüm gidenle bir şey götürür. Fakat Atatürk ne kadar mucizeli ki, O&#8217;nun ölümü bile bu millete bütün dünyayı kaplayan bir şeref getirdi. Ölümü bile hayat gibi&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Bir fikri daima ve her fırsatta tekrar etti: &lt;&lt;Yapılan şeylerin şerefi bana değil, millete aittir.&gt;&gt; O, &lt;&lt;Her şeyi millet yaptı&gt;&gt; dedikçe ve bunu diye diye daha çok büyüdükçe millet de O&#8217;na her yerde, bütün coşkunluğunu, bütün vecdi ve bütün şükranlarıyla &lt;&lt;Her şeyi siz yaptınız!&gt;&gt; diyordu. İkisinin de hakkı var.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İçin, Ölümden Sonra Hatıralar ve Hayatındayken Yazılanlar, 1939</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
