<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cevat Dursunoğlu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/cevat-dursunoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2020 00:22:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Cevat Dursunoğlu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ne diyorsun?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ne-diyorsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 10:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş bir devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Dursunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[raşit paşa]]></category>
		<category><![CDATA[yargısız infaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4995</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse daha sonraki dönemde aldığı her kararda, yaptığı her işte yasal bir dayanak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse daha sonraki dönemde aldığı her kararda, yaptığı her işte yasal bir dayanak aramış, keyfî ve kanunsuz hiçbir eyleme girişmemiştir. Attığı her adımda hukuk çizgisini esas almıştır. Olağanüstü koşullarda bile mahkeme kararı olmaksızın “yargısız infaz” diye tanımlanan hukuk dışı uygulamaların yapılmasını doğru bulmamıştır. Gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde çağdaş bir devlet adamı sorumluluğu ile hareket ederek ülkede yasaların üstünlüğü ilkesini yerleştirmeye çalışmıştır. Kuralsızlığı ve yasa tanımazlığı kahramanlık gibi karşılayan her türlü anlayışın karşısında olmuştur. Aşağıdaki anekdot bu yaklaşımın güzel bir örneğidir:<br />
Erzurum Kongresi sıralarında bir sohbet esnasında:<br />
Ajansta Erzurum’a yeni tayin edilmiş olan ve birkaç gün önce padişah tarafından kabul edilerek kendisine direktif verilen Reşit Paşanın İstanbul’dan hareket ettiği yazılıyordu. Bu haber Mustafa Kemal Paşayı düşündürdü. Biraz sonra oradaki arkadaşlara Reşit Paşayı tanıyıp tanımadıklarını ve nasıl bir adam olduğunu sordu. Yeni valiyi içimizden yalnız Süleyman Necati tanıyordu. Raşit Paşanın 1910’da Erzurum’da bulunduğunu ve o zaman bile tükenmiş bir ihtiyar olduğunu söyleyerek Paşadan niçin merak ettiğini öğrenmek istedi. Mustafa Kemal Paşa kısaca:<br />
“Eğer işimize zarar verecek bir adamsa, Trabzon’dan İstanbul’a iade edelim, başımıza iş açmasın.” dedi.<br />
Bu sohbet gurubu arasında bulunan Rize üyesi Hoca Necati atılarak “Paşam, üzülmeyin, icap ederse Kop dağında temizlenir.” dedi.<br />
Mustafa Kemal acı bir kızgınlıkla:<br />
“Hocam ne diyorsun? Yolları kestirip adam mı vurduracağız? Bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülemez. Vatandaş ancak mahkeme kararı ile cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lâzımdır.” cevabını verdi</p>
<p><strong>Cevat Dursunoğlu</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk’ten Anılar, s. 308-309.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neler Yapılmaz?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/neler-yapilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:22:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anektodlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Dursunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Anıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Neler Yapılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4851</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin çöküşe doğru sürüklendiği son döneminde bazı yöneticiler, yıllarca emeğinden yararlandığı halkı sürü, kendilerini ise çoban olarak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin çöküşe doğru sürüklendiği son döneminde bazı yöneticiler, yıllarca emeğinden yararlandığı halkı sürü, kendilerini ise çoban olarak görüp, Türk halkının yüksek niteliklerini tanımadan iktidar olmuşlardır. Bu nedenle, başlarına işgal felâketi gelip taht ve taçları tehlikeye düşünce düşmanın insafına sığınmak zavallılığına teslim olmuşlardır .Bu davranışlarıyla üç kıt’ada egemenlik kuran Osmanlı hanedanı ve onun dayandığı Türk milletinin tarihine kara leke sürmüşlerdir. Türk milleti, varlığına kast eden bu kara lekeyle yaşayamazdı. Vatan söz konusu olduğunda yaşama koşarmış gibi ölüme koşan Mehmetçikler,bu gerçeği Çanakkale’de göstermişlerdi İşgallere boyun eğenler bu gerçeği göremeyen gafillerdi. Ancak görenler çoğunluktaydı Bunların başında da komutanlık yaptığı cephelerde Mehmetçiklerin şahsında Türk milletinin büyüklüğünü gören ve bunun gereğini yapmayı ödev kabul eden Mustafa Kemal Paşa vardı. Bu nedenledir ki o, vatanın kurtarılması söz konusu olduğunda bütün resmî görevlerinden istifa ederek milletine sığınmak ve ondan güç almakta tereddüt etmemiştir. Aşağıdaki anekdotun yansıttığı düşünce bu gerçeğin ifadesidir: Erzurum: 3 Temmuz 1919&#8230; Ilıca’da Mustafa Kemal’in ilk karşılanması sırasında: Konukların önemli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı. İri ve ak tüylerle örtülü elini geniş göğsünün üzerine koyarak oturanları selâmladı. Mustafa Kemal Paşa, ta yanı başına kadar geldiği hâlde heybetli duruşunu kaybetmeyen bu ihtiyarın hatırını soruyor, o da gövdesine yaraşan derin ve gür sesiyle teşekkür ediyordu. Bu kısa hoşbeşten sonra, Paşa ihtiyara:<br />
-Ağa böyle nereden geliyorsun? dedi. İhtiyar:<br />
-Paşam, Rus gelirken muhacir olmuştum. Çukurova’da idim Şimdi köyüme dönüyorum, diye cevap verdi. Paşa, zamanın nezaketini ve durumun emniyetsizliğini ileri sürerek böyle zamanda buralara dönmenin pek yerinde olmadığını, kışın sıkıntı çekeceğini anlatmak istedi. Sonunda da:<br />
-Ağa, yoksa oralarda geçinemedin mi? dedi. İhtiyar hemen karşılık verdi.<br />
-Hayır Paşam, Çukurova cennet gibi bir yer. Bir eken yüz biçiyor. Allah millete zeval vermesin. Bize tarla da verdiler, çayır da. Hamd olsun uşaklar da çalışkandırlar. Değil Çukurova gibi bir yerden, taştan bile ekmeklerini çıkarırlar. Geçimimiz padişahta bile yoktu. Çok rahattık. Yalnız son günlerde işittim ki İstanbul’daki “ırzı kırık”lar bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki göreyim, bu “namertler” kimin malını kime veriyorlar?<br />
Tunç çehreli, ak sakallı, gün görmüş ihtiyarın iman dolu göğsünden gelen bu ses yine onun gibi tunç çehreli kahraman askerin gözlerini yaşarttı. Bu eski Türk kalesine, ulus işi için, ulusla birlikte çalışmağa gelen bu büyük devlet adamı yaşlı gözlerle arkadaşlarına döndü ve “bu ulusla neler yapılmaz!” dedikten sora ihtiyarla vedalaştı.</p>
<blockquote><p>Cevat Dursunoğlu Arıburnu, Kemal (Der.); Atatürk, Anekdotlar-Anılar, 1960, s. 137-138.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatandaş Ancak Mahkeme Kararı ile Cezalandırılır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatandas-ancak-mahkeme-karari-ile-cezalandirilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 10:47:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Dursunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[hoca necati]]></category>
		<category><![CDATA[kop dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2338</guid>

					<description><![CDATA[Erzurum Kongresi sürecinde, kongre üyelerinin dinlenmesi için hazırlanmış çadırlardan birinde birkaç arkadaş hem çay, kahve içiyor, hem de&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Kongresi sürecinde, kongre üyelerinin dinlenmesi için hazırlanmış çadırlardan birinde birkaç arkadaş hem çay, kahve içiyor,<br />
hem de o günkü haberleri okuyorduk. Mustafa Kemal Paşa, oturum aralarında toplanan bu sohbet guruplarına katılarak üyelerle konuşmayı alışkanlık edinmişti. Böylece hem üyelerle daha yakından tanışıyor, hem de<br />
gelecek oturumlarda konuşulacak işler üzerinde sezdirmeden telkinler<br />
yapıyordu. O günkü haberde, Erzurum’a yeni tayin edilmiş olan ve birkaç<br />
gün önce sarayda Padişah tarafından kabul edilerek kendisine direktif verilen Reşit Paşa’nın İstanbul’dan hareket ettiği yazılıydı. Bu haber Mustafa Kemal Paşa’yı da düşündürdü. Biraz sonra oradaki arkadaşlara Reşit<br />
Paşa’yı tanıyıp tanımadıklarını ve nasıl bir adam olduğunu sordu. Yeni valiyi içimizden yalnız Süleyman Necati tanıyordu. Reşit Paşa’nın 1912’de<br />
Erzurum’da bulunduğunu ve o zaman bile tükenmiş bir ihtiyar olduğunu<br />
söyleyerek Paşa’dan niçin merak ettiğini sordu. Mustafa Kemal Paşa:<br />
&#8211; Eğer işimize zarar verecek bir adamsa, Trabzon’dan İstanbul’a<br />
iade edelim. Başımıza iş açmasın.<br />
Rize delegesi Hoca Necati atılarak:<br />
&#8211; Paşam üzülmeyin, icap ederse Kop Dağı’nda temizlenir.<br />
Mustafa Kemal Paşa acı bir gücenmeyle:<br />
&#8211; Hocam ne diyorsun; Haydutluk yaparak adam mı vurduracağız. Bu<br />
memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez! Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lazımdır!<br />
Bu sözler benim üzerimde unutulmaz etki bırakmıştı. Çünkü yeni bir zihniyetin müjdecisiydi; İnsan hayatına dokunulmaz en yüksek değer biçiyor,<br />
vatandaş hayatına saygıyı en büyük görev kabul ediyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadelede Erzurum, İstanbul: Kaynak yay., 2000 ,s.111-112</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
