<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çanakkale &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/canakkale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2020 23:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>çanakkale &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk, Çanakkale Şehitleri ve Çanakkale&#8217;de Ölen Düşman Muharipleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-canakkale-sehitleri-ve-canakkalede-olen-dusman-muharipleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 14:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkalede ölen düşman muharipler]]></category>
		<category><![CDATA[iç işleri bakanı şükrü kaya]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul işgali]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtında söylenen sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4875</guid>

					<description><![CDATA[Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o hem Türklüğün hem de Türk kültürünün en nitelikli ve en seçkin simasıdır. Bu insan kendisini çok iyi tanımanın avantajıyla Türk insanının ruhunu ve düşüncelerini okuma becerisini her zaman göstermiştir. Yaşamında yanılgı ve başarısızlığın yer bulamamış olması da bundandır. Büyük insan ATATÜRK’ün, insan ATATÜRK’ün, Çanakkale bölgesine denetlemeye gidecek olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, veda için kendisini ziyarete geldiği zaman ona söylediği aşağıdaki sözleri; onun evrensel kişiliğini ve tarifi olanaksız hoşgörüsünü göstermektedir:<br />
-Çanakkale’ye gittiğin zaman aziz şehitlerimizi de ziyaret edeceksin. Bu görevi yapacağına şüphe yok. Yalnız nasıl bir nutuk söyleyeceksin. Ben söyleyeyim: Burada yatan aziz şehitlerimiz! Sizi hürmetle, saygı ile anıyoruz,diyeceksin. Mehmetçik anıtının başında, bütün yeteneğinle konuşacaksın. Burada rahat ve huzur içinde yatınız, diyeceksin. Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz, bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilâya uğrardı, diyeceksin.<br />
-Evet, böyle konuşacağım!<br />
-Hayır, hayır&#8230; Sen böylenin üstünde, çok daha başka konuşacaksın. Dünyaya seslenircesine konuşacaksın. Orada, Çanakkale’de yalnız bizim şehitlerimiz değil, bu toprak üstünde kanlarını döken insanları da o kahraman askerleri de hürmetle, saygıyla anacaksın.”<br />
-Paşam, ben bunları yapamam; çünkü bu sözler ancak sizin söyleyebileceğiniz yüksek sözlerdir.<br />
-Söyleyeceksin. Çanakkale’den dünyaya karşı böyle konuşacaksın. Senin böyle konuşman gerekir.”<br />
Şükrü Kaya ATATÜRK’ün yanından ayrılır ve gece tekrar buluşurlar. ATATÜRK, Şükrü Kaya’ya uzun bir kâğıt uzatır. Bu, Çanakkale’de söyleyeceği nutuktur. bizzat hazırlamıştır ve Şükrü Kaya, bu nutku alıp Çanakkale’ye gider. Orada Mehmetçiğin mezarı başında bu nutku söyler. Nutukta Şükrü Kaya’nın yabancı askerlere hitaben belirttiği cümleler şunlardır:<br />
“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve rahat içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak ülkelerden evlâtlarını savaşa gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”<br />
Şükrü Kaya, ATATÜRK’ün toprağında yendiği milletlere karşı gösterdiği yüksek insanlık hislerinin ifadesini taşıyan cümleleri Çanakkale’de söyler, Ankara’ya döner.<br />
Meğer Mehmetçik Anıtı’nın başında söylenen bu sözleri kaydeden birkaç gazeteci varmış. Onlar bu sözleri gazetelerine bildirirler, nutuk dünyaya yayılır ve aradan hafta geçmeden Şükrü Kaya’ya telgraflar yağar. Ta Avustralya, Yeni Zelanda’dan günler sonra mektuplar gelir. Gözleri yaşlı analardan, kardeşlerden, siyasî şahsiyetlerden, askerlerden&#8230; Şükrü Kaya, bu konuşmasından dolayı tebrik edilir, takdir edilir.<br />
Oysaki söz, büyük askere aittir. Ve O büyük asker, dün yendiği milletlere karşı düşmanlık hissi beslememekte, en insanî, en medenî hislerle, dostluk elini uzatmaktadır ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri bakanına söyletmektedir. “Yurtta barış, cihanda barış”&#8230; ATATÜRK’ün bu sözünü dünya milletleri arasında düşmanlığın unutulmasından aldığı nasıl belli!</p>
<p><em> Erendil; s. 85-86.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Düşmanı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/uyku-dusmani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Nov 2019 17:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Buğlan Gediği]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Düşmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4584</guid>

					<description><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras anlatıyor: Atatürk uykuyu sevmezdi. Yaşamının uyanık geçirdiği zamanları, uykuda geçirdiğinden çok fazladır. Bir insan yaşamına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tevfik Rüştü Aras anlatıyor:</p>
<p>Atatürk uykuyu sevmezdi. Yaşamının uyanık geçirdiği zamanları, uykuda geçirdiğinden çok fazladır. Bir insan yaşamına sığdırılamayacak gibi imkânsız görünen büyük işleri başarması, bu yüzden kolay olmuştur. Atatürk, yirmi dört saatlik yaşantısının hiçbir zaman bir programa sığdırmak istememiş, ani kararlarla o anda aklına gelen şeyi yapıvermiştir. Savaştan ve Cumhuriyet&#8217;in kurulmasından sonra da memleket işleri yoluna girdiği dönemde de, sınırlı bir yaşamın içine girmemiştir. Daima dinç ve uyanık tutmaya çalıştığı asap ve enerjisi de onu uyutmazdı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün yaradılışı da, çerçeveli bir yaşama girmesine engel olmuştur. Gerek Çankaya&#8217;da, gerekse Dolmabahçe&#8217;de oturduğu sıralar, gezilerinde, halk arasına serbestçe girip çıkmasında belirli bir program uygulamamıştır. &#8220;Uykunun dostu değil, adeta düşmanıydı.&#8221; diyebilirim. Ünlü &#8220;sofras&#8221;sı bu nedenle sabahlara dek sürer, davetliler birer ikişer çekip gider, o ise sabah güneşini görmeden yatağına girip uyumazdı. Bir gece sabaha karşı, sofradakiler dağıtıldıktan sonra kendisine yatması için adeta yalvaran Başyaver Cevat Abbas Gürer&#8217;e, uykuda geçirdiği zaman acıdığını söyleyerek şöyle demişti:</p>
<p>&#8220;Hayat pek kısa. Çocukluk ve mektep hayatı bir kısmını alıp götürüyor. Geriye kalanını da uyku yarıya indiriyor. Uykusuzluğu giderecek ve vücuda gerekli dinlenme gıdasını verecek komprimeler (hap) icat olsa ne iyi olurdu. Fakat bir gün bu da olacaktır. Nitekim tıp ilimi, kimya, uyutmak için çok güzel ilaçlar yapmaya başlamıştır.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün uykuya karşı bu alerjisi, askerlik döneminden kalmış. Çanakkale&#8217;den beri yaverliğini yapan Cevat Abbas şöyle anlatırdı:</p>
<p>&#8220;Atatürk muharebe sahalarında katiyen uyumazdı. Siper muharebelerinde de tetik yatmak kaydıyla seyyar karyolaya elbiseyle uzanır, bir gözü açık, bir gözü kapalı uyurdu. Tabii buna uyumak denirse&#8230; Kafkas Cephesinde Buğlan Gediği muharebelerine yetişmek için otuz altı saat hayvan sırtından inmeden yürüyüş yapmış ve iki gün hiç gözünü kırpmamıştır. O acı mütareke günlerinde uykusuzluğu sürekli olan Atatürk, 19 Mayıs 1919&#8217;da Samsun&#8217;a ayak basışından, Lozan Barışı&#8217;nın imzasına dek gece uyku görmedi, diyebilirim.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adet Ev Sahibinin Konukları Ağırlamasıdır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/adet-ev-sahibinin-konuklari-agirlamasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 12:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Ev Sahibinin Konukları Ağırlamasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[General Harrington]]></category>
		<category><![CDATA[işgal subayları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Palas]]></category>
		<category><![CDATA[rum]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4422</guid>

					<description><![CDATA[İstabul&#8217;un işgal günleri, başta General Harrington olmak üzere, bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu&#8217;nun bir köşesinde oturmaktadır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstabul&#8217;un işgal günleri, başta General Harrington olmak üzere, bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu&#8217;nun bir köşesinde oturmaktadır. Masaları dolduran çoğu subay, bir sürü yabancı insan, onlardan olmayanları çıldırtacak kadar rahat ve küstah tavırlarıyla keyifli keyifli içmektedirler.</p>
<p>Pencerenin önündeki masalardan birinde, tek başına oturan bir adam vardır. Kaşları çatık; ama ince dudaklarında belli belirsiz bir gülüş ve çeşitli savaş alanlarının güneşinde, rüzgârında, karında yanmış, yakışıklı yüzünde hafiften bir alay vardır. Bazı masalarda, bu yanık yüzlü, altın başlı genç, adamı göz hapsine alanlar vardır. Kim olduğunu soruştururlar:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal&#8221; denir. Onlar için Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri&#8217;nden bahseden ve daima Mustafa Kemal&#8217;in isminde düğümlenen kitaplar, yazılar, o zaman bile bir kitaplığı dolduracak kadardır. Onun kahramanlıkları ateşten çizgilerle belleklerinde yanmaktadır. Hem, bu olağanüstü komutanı yakından görmek hem de hükümetin kabul ettiği yenilgiyi nasıl karşıladığı öğrenmek merakı içindedirler.. Ama bu adama ne yapıp, nasıl yaklaşacakalarına bir türlü karar veremezler. Sonunda, içlerinden birinin aklına uyup tercüman aracılığıyla onu masalarına davet etmeye karar verir ve masalarına gelecek konuğu heyecanla beklemeye başlarlar. Hele en gençleri, iyice keyiflenerek:</p>
<p>&#8220;Hiçbir cephede yenilmemiş, ama gene de &#8216;yenik&#8217; bir komutanı yakından görmek, belki biraz da sorgulamak gerçekten zevkli olacak&#8230;&#8221; der ve güler. Bir başkası,</p>
<p>&#8220;Onu çağırmakla iyi mi ediyoruz, bilmem..&#8221; diye mırıldanır. Yüksek rütbeli subaylardan emir almış olan Rum tercüman, çekinerek yaklaşır, Mustafa Kemal&#8217;e; önünde saygıyla eğilir ve:</p>
<p>&#8220;Generaller, ekselanslarından masalarını şereflendirmelerini rica ediyorlar. Sizinle tanışmaktan, size bir içki ikram etmekten şeref duyacaklarını söylüyorlar.&#8221; der.</p>
<p>Mustafa Kemal tercümanı kaşları çatık bir an süzer. Sonra hemen gülümser ve sakin, kendinden emin bir sesle karşılık verir:</p>
<p>&#8220;Generaller memleketimizde misafirdirler. Adet olan ev sahiplerinin konukları ağırlamasıdır. Generallere söyleyin, masamda kendilerine ikram etmekten şeref duyacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Kurtuluş İçin İlk Hareketleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-kurtulus-icin-ilk-hareketleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 12:35:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[24 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kurtuluş İçin İlk Hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram Bon Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Reisi İbrahim Cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Cerdek]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Havza]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[katır]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Merzifonlu Sıtkı Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[silah mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[tüfek mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4327</guid>

					<description><![CDATA[Samsun&#8217;da altı gün kaldıktan sonra bir alay merkezinin bulunduğu Havza&#8217;ya gelmiştik. Fakat alay dağıtılmış, asker sayısı hiç yok&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun&#8217;da altı gün kaldıktan sonra bir alay merkezinin bulunduğu Havza&#8217;ya gelmiştik. Fakat alay dağıtılmış, asker sayısı hiç yok denecek kadar azaltılmıştı.</p>
<p>Havza&#8217;da Ali Baba&#8217;nın oteline yerleştik. Az sonra Havza belediye reisi ve Havza ileri gelenleri Paşa&#8217;ya hoş geldiniz demek için otele geldiler. Ertesi akşam da Atatürk, Havza ileri gelenlerinin toplandığı Belediye Reisi İbrahim Cebeci&#8217;nin evine gitti.</p>
<p>Atatürk orada toplanan Havza ileri gelenlerine son durum hakkında bilgi vermişler ve &#8220;Bu durumu tenkit (tel&#8217;in) için bir mevlit okutalım, bir de miting yapalım, halkı aydınlatalım&#8221; dediler. Herkesten olumlu cevap alınınca tellal ve davullarla bu durum halka duyuruldu.</p>
<p>Cuma günü aziz şehitlerimiz için bir mevlit okutulmuş, şeker olmadığı için İzmir üzümü dağıtılmıştı. Sonra da bir miting yapıldı. Toplanan büyük kalabalığa o yörenin en etkili konuşan hocası Merzifonlu Sıtkı Hoca çok güzel bir konuşma yapmış ve &#8220;Güzel İzmir&#8217;imizi kurtaracağız&#8221; diyince bütün halk, &#8220;Kurtaracağız, kurtaracağız&#8221; diye bağırmıştı.</p>
<p>Mitingde konuşmalar yapılırken Atatürk otelin balkonunda paşa elbiseleriyle heykel gibi durmuş onları seyretmişti. Halk Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya merakla bakıyor ve onun Çanakkale Muharebelerindeki kahramanlıklarından bahsediyordu.</p>
<p>O günlerde Ermeni çeteler her gün bir-iki Müslüman Türkü gece baskınlarıyla öldürüyorlardı.</p>
<p>O gün de iki Türkü öldürmüşler ve ölüler Havza&#8217;ya getirilmişti. Havzalılar koşarak bunu gelip Atatürk&#8217;e anlatmışlardı. Atatürk de onlara sabırlı olmalarını söylemiş, fakat olaylara çok üzülmüşler ve kızmışlardı.</p>
<p>Aynı gece yarısı İngilizlerin Sevr Anlaşması gereği Diyarbakır, Malatya, Çukurova bölgelerinden toplattıkları tüfek mekanizmalarının yüklendiği 40-45 katırlık bir konvoyun iki saat kadar uzaklıktaki Cerdek&#8217;te gecelediği ve ertesi gün Samsun&#8217;a doğru gidecekleri haberi geldi. Bu bilgiyi veren; eski alayın tabur komutanlarından Sami ve Kâmil Beylerdi. Korktukları için bu haberi gizli olarak otelci Ali Baba&#8217;ya söyleyip gitmişler.</p>
<p>Bu bilgi çok önemliydi. Çünkü tüfek mekanizması; mermiyi tüfeğin namlusuna süren küçük bir demir alettir. Bu parçanın olmaması tüfeği kullanılmaz yapar. İngilizler de bunu bildiklerinden işgal ettikleri bölgelerdeki asker tüfeklerini toplama yerine sadece bu tüfeklerin mekanizmalarını alarak binlerce tüfeği etkisiz hale getirmeyi amaçlamışlardı. Bu nedenle toplanan mekanizmalar fevkalade önemli idi.</p>
<p>Atatürk bu haberi duyunca derhal Belediye Reisi İbrahim Cebeci ve Bayram Con Bey&#8217;i çağırmamızı emretti. Hemen Ali Baba&#8217;yla gece evlerine gidip her ikisini de uykularından uyandırıp otele getirdik.</p>
<p>Atatürk onlara, hemen 8-10 süvari ile gidip çeteci gibi katırları kaçırmalarını fakat hiç kimseyi kesin olarak yaralayıp öldürmemelerini emretti.</p>
<p>O gece bu emir yerine getirilmiş, mekanizma yüklü katırlar kaçırılmıştı.</p>
<p>Ertesi gün bu 40-45 katırın mekanizma yükleri alınmış olarak Samsun&#8217;a gidecekleri yerde Havza&#8217;ya geldiklerini ve belediyece mezat meydanında satıldıklarını gördük. Bu kadar mekanizma birkaç bin kişiye yetecek kadar silah demektir.</p>
<p>Bu hareketleriyle Atatürk ilk kurtuluş hareketini başlatmış oluyordu. Olayların duyulması Havza&#8217;da bomba tesiri uyandırmıştı</p>
<p>Atatürk bir anda yücelmiş ve çok büyük bir itimat kazanmıştı. Herkesin yüzü gülmüş ve bir cesaret gelmişti. Havza&#8217;ya girerken kimsenin dikkatini çekmeyen Atatürk&#8217;ü halk Havza&#8217;dan ayrılırken uğurlamak için yollara dökülmüş ve Atatürk&#8217;ü yakından görmek için otelin önündeki meydanı tıklım tıklım doldurmuştu.</p>
<p>(24 Mayıs 1919)</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsun Yolculuğuna Hazırlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/samsun-yolculuguna-hazirlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 11:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1919]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Samsum]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Yolculuğuna Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4318</guid>

					<description><![CDATA[Ben Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;den, Halep&#8217;ten beri yaveri idim. Onunla birlikte birçok defa ölüm kalım savaşına girmiştik. Birinci Cihan Harbi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;den, Halep&#8217;ten beri yaveri idim. Onunla birlikte birçok defa ölüm kalım savaşına girmiştik. Birinci Cihan Harbi bitmiş, Osmanlı ordusu yenilmişti. Ben de Atatürk&#8217;le İstanbul&#8217;a gelmiştim.</p>
<p>Atatürk, dikkat çekmeden, Osmanlı devleti ileri gelenlerine gidiyor, geliyor, ecnebi (yabancı) elçileriyle temas ederek, Sevr Anlaşması&#8217;nı daha ölçülü bir şekilde uygulatmaya çalışıyordu.</p>
<p>Osmanlı orduları dağıtılıyor; askerler terhis ediliyordu. Herkes gibi ben de bir köşeye çekilmiş olacakları bekliyordum. Arada sırada Ata&#8217;nın Şişli&#8217;deki evine gidip geliyordum. Atatürk, dikkat çekmemek için bizleri, &#8220;Gidin bir yerlerde yatın kalkın, kimseye görünmeyin&#8221; diye adeta azat etmişti.</p>
<p>1919 yılı Nisan ayının son günleri idi. Galata Köprüsü&#8217;nden geçerken Atatürk&#8217;ü öteki kaldırımda karşıdan gelirken gördüm. Koşarak o tarafa geçtim. Yüzü çelik gibi gergin ve gözleri tunç gibi parlak yürüyordu. Karşılaşınca durakladı. &#8220;Paşam, sizi fazla rahatsız etmemek için evinize sık uğrayamıyorum. Bir emriniz olur mu?&#8221; dedim. Durdu, gözümün içine canımı alacak gibi baktı, baktı sonra, &#8220;Birkaç gün sonra Anadolu&#8217;ya gidiyorum&#8221; dedi. Bakışlarıyla benim eğilimimi öğrenmek istiyordu.</p>
<p>&#8220;Paşam, ben sizinle olmayacak mıyım?&#8221; dedim.</p>
<p>Elini omzuma koyup gözlerini gözlerime dikti ve &#8220;Tehlikeli bir yolculuk yapacağız. Belki hiç dönmemek üzere çocuk&#8221; dedi: &#8220;Olsun Paşam. Sizinle ben ölüme bile giderim&#8221; dedim.</p>
<p>Şöyle bir durdu, &#8220;Öyleyse&#8221; dedi. Bana biraz da acır gibi bakarak, &#8220;Kimseye bir şey söyleme. Seni de heyete dahil ediyorum. Ailenle helallaşacak, bana uğrayacaksın&#8221; deyip, yürüyüp gitti.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halk İsterse Beni De Kovar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/halk-isterse-beni-de-kovar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 08:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Avram Palto]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Halk İsterse Beni De Kovar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4272</guid>

					<description><![CDATA[1935 senesindeydi. Ortalıkta Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu. O zamanlar dünyanın kimi yerlerinde olduğu gibi, Türkiye&#8217;nin bazı bölgelerinde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1935 senesindeydi. Ortalıkta Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu. O zamanlar dünyanın kimi yerlerinde olduğu gibi, Türkiye&#8217;nin bazı bölgelerinde de Yahudiler aleyhine hareket ve ayaklanma baş göstermişti. Bu hâl karşısında, bütün Museviler mallarını, mülklerini satarak yolculuğa hazırlanıyorlardı. Bu insanlar, o zaman rivayet olunduğuna göre Filistin&#8217;e gitmek istiyorlardı.</p>
<p>Yahudiler aleyhine ayaklanmaların görüldüğü bu sıralarda, &#8220;Atatürk Çanakkale&#8217;ye geliyor.&#8221; dediler. Çok sevindim. Çünkü Atatürk&#8217;ü hiç görmemiştim. Heyecanla Atatürk&#8217;ün geleceği Balıkesir Caddesi&#8217;ne dikildim. Bu esnada, yanımda bulunan birkaç Yahudi&#8217;nin fısıltı ile pek hararetli konuştuklarını gördüm. Alakadar olmaya vakit kalmadan, karşıdan birkaç otomobil göründü. &#8220;Atatürk geliyor!&#8221; sözü yeniden ağızdan ağıza dolaştı.</p>
<p>Halkın: &#8220;Yaşa, varol!&#8221; nidaları arasında Atatürk otomobilinden indi. Alkışlar devam ediyor, o da halkın arasında ilerliyordu. Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim önümüze gelince, hafif bir duraklama yaptı. Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu. Tam bu esnada yanımda bulunan ve biraz evvel fısıltı hâlinde, fakat hareketli konuşan Yahudilerden biri, ileriye doğru yürüdü ve Ata&#8217;nın önüne atıldı. Muhafızlar mâni olmak istedi. Atatürk:</p>
<p>&#8220;Bırakın gelsin!&#8221; dedi. Bu Musevi vatandaş, Atatürk&#8217;ün önünde ellerini açtı, omuzlarını yukarıya kaldırarak:</p>
<p>&#8220;Paşam bizi kovuyorlar. Biz ne yapacağız?&#8221; dedi. Atatürk bu şekilde atılan bu adamın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı. Buna rağmen sordu:</p>
<p>&#8220;Sen kimsin?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben, Paşam, Çanakkale Musevilerinden Avram Palto.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizi kim kovuyor? Hükümet mi? Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle.&#8221; dedi. Bu Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Hayır Paşam, halk kovuyor.&#8221; Atatürk, kendisine heyecanla umut bağlayan bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi ve:</p>
<p>&#8220;Halk isterse beni de kovar.&#8221; dedi ve yürüdü.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anafartalar Muharebeleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/anafartalar-muharebeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 12:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[10 Ağustos 1915]]></category>
		<category><![CDATA[8. Tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Muharebeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Conkbayırı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kırbaç]]></category>
		<category><![CDATA[Liman Von Sanders Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu Komutanı]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[şarapnel]]></category>
		<category><![CDATA[Yarbay Servet Bey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4177</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemâl anlatıyor: 10 Ağustos 1915; Conkbayır&#8217;ı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemâl anlatıyor:</p>
<p>10 Ağustos 1915; Conkbayır&#8217;ı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi.</p>
<p>8. Tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım. Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız dedim. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı&#8217;nda çıt çıkmıyordu.</p>
<p>Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30&#8217;da kıyametler kopmuştu İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. &#8220;Allah Allah&#8221; sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hâkim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım elimi göğsüme götürdüm kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey&#8217;den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephanelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu.</p>
<p>O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel, kalbimin üzerinden aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10 Ağustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa&#8217;ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış ve heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale&#8217;nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşman da Kahraman</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/dusman-da-kahraman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 09:36:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Anıt]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Düşman da Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[içişleri bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4138</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: TBMM&#8217;nin açılışından sonra kurulan bakanlıklarda görevli bakanlar, çeşitli resmi görevlerle muhtelif (çeşitli) zamanlarda yurdun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>TBMM&#8217;nin açılışından sonra kurulan bakanlıklarda görevli bakanlar, çeşitli resmi görevlerle muhtelif (çeşitli) zamanlarda yurdun her bucağını ziyaret ederlerdi. Yine böyle resmi bir vazife için Çanakkale&#8217;ye giden bakanlardan birine Atatürk şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Orada Mehmetçik anıtının başında şehitleri anacaksınız. &#8216;Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere karşı siper etmeseydiniz, boğaz elden gider, İstanbul elden giderdi.&#8217; diyeceksin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet Efendim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çanakkale&#8217;de yalnız bizim şehitlerimiz yok. Bu topraklar üzerinde kanlarını döken insanları da o kahraman düşman savaşçılarını da saygıyla anacaksın.&#8221; Bakanın ricası üzerine bu son söylenecekleri Atatürk&#8217;ün kendisi hazırlamıştır. Nutuk şudur:</p>
<p>&#8220;Bu memlekette kanlarını döken kahraman!</p>
<p>Burada bir dost vatanının toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.</p>
<p>Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!</p>
<p>Gözyaşlarını dindiriniz; evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evladımız olmuşlardır.&#8221;</p>
<p>Bu nutku yabancı gazeteler haber aldıktan sonra, haftalarca, aylarca Avustralya&#8217;dan, Yeni Zelanda&#8217;dan sevgi ve minnet mektupları yağmıştı.</p>
<p><em>(Bahsi geçen bakan, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya&#8217;dır. O tarihte Çanakkale Anması&#8217;na katılması üzerine Atatürk&#8217;ün isteği üzerine bu durum gelişmiştir.Editör&#8217;ün Notu)</em></p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oradan Böyle Geçilir!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/oradan-boyle-gecilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 18:26:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kireç Tepe]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Oradan Böyle Geçilir!]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4116</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;İngilizler Çanakkale&#8217;de Anafartalar Grubu&#8217;nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete giriştiler ve bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;İngilizler Çanakkale&#8217;de Anafartalar Grubu&#8217;nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete giriştiler ve bu cepheyi sağdan çevirmek istediler. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe&#8217;yi tutmak lazımdı. Hâlbuki oraya giden tek bir dar yol savaş gemileri tarafından makaslama ateş altında tutuluyordu. Her an gülleler korkunç patlayışlarla ortalığı alt üst ediyor, ölüm saçıyordu. Bir insanın değil, bir kurdun bile geçmesine imkân görülmüyordu. Kireç Tepe&#8217;yi tutmak emrini alan Türk subay ve askerleri tereddüt içindeydiler; fırsat gözetiyorlardı. Fakat düşmanın ateşi bir an bile kesilmiyordu. Mustafa Kemal bu hali görünce siperlere koştu, askerlerin arasına karıştı ve sordu:</p>
<p>&#8220;Niçin geçmiyorsunuz?&#8221; İçlerinden biri cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Düşman ölüm saçıyor, geçilemez!&#8221; Mustafa Kemal zerre kadar korku ve tereddüt göstermen:</p>
<p>&#8220;Oradan böyle geçilir!&#8221; dedi ve ileri fırladı. Mehmetçik artık durur mu? O da kumandanın arkasından ileri atıldı. Toz, duman, alev ve ölüm kasırgasını yaran askerler karşıya vardılar, tepeyi tuttular.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete İnancı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-inanci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Millete İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[galiçya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2573</guid>

					<description><![CDATA[Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır. Ağustos 1919, Nutuk Amasya panayırında, acınacak halde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Amasya panayırında, acınacak halde bulunan halkı görünce, Atatürk arkadaşına:<br />
&#8211; Bak kardeşim, böyle bir ulustan nasıl ayrılırsın? Bu eski püskü giysiler içinde acınacak halde gördüğün şu insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle bir maya vardır ki, olmaz şey! Çanakkale&#8217;yi kurtaran bunlardır. Kafkasya&#8217;da, Galiçya&#8217;da, şurada burada arslanlar gibi çarpışan, bin türlü yokluğa aldırmayan bunlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü olan Mustafa Kemal; ötekisi ulusun hep içinde yaşattığı Mustafa Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları başka Mustafa Kemal&#8217;ler doğurmayacaklar mı? Verimlilik ulusundur, benim değil.</p>
<blockquote><p><strong>1921</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, giriştiğimiz büyük işlerde, ulusumuzun yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca yol göstericimiz ve başarımızın kaynağı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bütün bireyleri gibi, ulusal davamızda benim de çalışmalarım olmuşsa da, görülen işlerde bir yürütüm gücü varsa ve başarı olmuşsa, bunu bana yöneltmeyiniz. Bunu ancak ve ancak bütün ulusun manevi kişiliğine veriniz. Ben ulusun bu yüce manevi benliği içinde önemsiz bir birey olmakla mutluyum. Baylar, ulus bir bütün olarak, tek bir manevi kişi olarak birleşmiş bir topluluk halinde ortaya çıktı ve bu yüce birliği koruyarak kendisine düşman olanları ortadan kaldırdı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ben ve benim gibi sevdiğinize kuşku olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yerine getirdik. Bu konuda bizi yüreklendiren siz ve sizi var eden büyük kalpli analar ve babalarımız ve bu ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim kişisel olarak güç ve erkim, halkın bana gösterdiği güven ve inançtan başka bir şey değildir. Bu güven sürdükçe ben de bu güvene layık olmayı sürdürecek ve geleceğe bu karşılıklı güvenle hep birlikte yürüyerek, Tanrı&#8217;nın izniyle, pek az zamanda ulusa refah ve mutluluk sağlayacak büyük amacımıza ulaşacağız.</p>
<p>***</p>
<p>Ben sanıyorum ki, ulus bireylerinin hiçbirinden üstün değilim. Ben çok girişimde bulunduysam bu, benden değil ulusun özünden kaynaklanan girişimlerdir. Sizler olmasaydınız, sizin vicdanlarınızın eğilimi bana bir dayanak noktası olmasaydı ben hiçbir girişimde bulunamazdım. Ulusun üstün niteliklerini kişilere yönelten anlayış, eski yönetimlerin sistem ve yöntem biçiminden kaynaklanmaktaydı.</p>
<p>***</p>
<p>Her zaman yinelemek zorunda kalıyor ve yinelemede yarar görüyorum! Eğer ben ulusa herhangi bir hizmette bulunmuşsam, eğer ben herhangi bir girişime önayak olmuşsam, bu hizmet ve girişimin temel kaynağı, saygılar ve sevgilerle bağlı bulunduğum, bundan sonra da saygı ve sevgiyle bahtlılık ve mutluluğuna varlığımı, yaşamımı vereceğim sevgili ulusumdur. Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, olağanüstü işler yapmaya yetenekli kahramanlar bulunabilir. Ancak böyle kişiler yalnız başlarına hiçbir şey yapamazlar; meğer ki, genel bir duygunun etkeni, temsilcisi olsunlar. Ben ulusumun düşünceye duygularını yakından bilmek, sevgili ulusumda gördüğüm yetenek ve ihtiyacı belirtmekten başka bir şey yapmadım. Onun bu yetenek ve duygularım bilmekle övünüyorum. Ulusumdaki, bugününkü zaferleri elde edebilecek özelliği görmüş olmak! işte bütün mutluluğum budur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Önemli bir görevin yerine getirilmesinde benden önce girişime geçen ulus olmuştur. Benim şu, ya da bu nedenle ertelediğim önemli görev için ulus beni uyarmış ve o görevi yaptırmıştır. Bunu ulusun ortak ruhundaki yücelik ve olgunluğa parlak bir örnekle belirtiyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milli Mücadeleyi yapan doğrudan doğruya ulustur. Ulus, savaşı analarıyla, babalarıyla, kız kardeşleriyle kendisine ülkü edindi. Biliyorsunuz ki, yüzyıllarca olagelen savaşlar ve onların sonuçları olarak tarihe geçen büyük zaferler vardır. Fakat o zaferleri elde edenler kendi ülküleri için değil , şunun bunun suçuna kul köle olarak hareket etmiştir. Oysa, milli mücadelede kişisel tutku değil, ulusal onur gerçek güdü olmuştur.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ülke ve ulus hizmetlerinde önder olmak isteyenlerin esin kaynağı, ulusun gerçek duyguları ve istekleridir. Bizim sözü edilmeye değer bir davranışımız varsa o da ulusun duygu ve eğilimleri ile ilişki kurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Her türlü başarının sırrının, her türlü gücün, erkin gerçek kaynağının ulusun kendisi olduğuna inancım tamdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim değersiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır; ve Türk ulusu güvenlik ve mutluluğunu güvence altına alan ilkelerle uygarlık yolunda duraksamadan yürümesini sürdürecektir.</p>
<blockquote><p><strong>19 Mayıs 1926, Hakimiyet-i Milliye gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben 1919 yılı Mayıs&#8217;ı içinde Samsun&#8217;a çıktığım gün elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk ulusunun soyluluğundan doğan benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben, bu ulusal güce , bu Türk ulusuna güvenerek işe başladım.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olarak Türk ulusuna canımı vereceğim.</p>
<blockquote><p><strong>12 Temmuz 1927, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezinlediğim doğuştan büyük gelişim yeteneğini, ulusal bir sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş toplumumuza uygulatmak zorundaydım.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyetin yasalarına ve ulusal egemenlik ilkelerine uyacağım ve bunları savunmaya ve Türk ulusunun mutluluğuna içten bağlı olarak bütün gücümle çalışacağıma, Türk devletine yönelecek her tehlikeye şiddetle karşı koyacağıma, Türkiye&#8217;nin ün ve onurunu korumaya ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine kendimi adayacağıma önünüzde namusum üzerine söz vererek and içerim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sizden olan bir kişiye kendinizden fazla önem vermeyiniz. Her şeyi ulusun bir bireyinin onur ve değeri üzerinde toplamak, geçmişe, bugüne ve yarına ilişkin toplum sorunlarının aydınlatılmasını bu yüksek sosyal toplumun alçak gönüllü bir kişisinden beklemek elbette doğru değildir. İçinizden bir kişiyi çok sevebilirsiniz. Ancak bu sevgi ulusal varlığınızı herhangi bir kişiye bağlamaya sizi sürüklememelidir. Bunun tersine davranış kadar büyük bir yanılgı olmaz.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
