<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çanakkale savaşı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/canakkale-savasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2020 23:35:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>çanakkale savaşı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sarsılmak yok!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/sarsilmak-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 23:35:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çanakkale Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çanakkale Zaferi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5991</guid>

					<description><![CDATA[Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz; yalnız size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz; yalnız size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak.. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor; ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir bezginlik bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.</p>
<blockquote><p>1918 (Ruşen Eşref Ünaydın, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat, 1930, s. 47-48)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşmandan Kaçılmaz</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/dusmandan-kacilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 20:19:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Sauvage]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk duygusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5288</guid>

					<description><![CDATA[Sorumluluk duygusu ve bilinci güçlü olan insanlar yaşamlarında diğerlerine göre daha başarılı olurlar. Birinciler olaylara yön verirler, ikinciler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sorumluluk duygusu ve bilinci güçlü olan insanlar yaşamlarında diğerlerine göre daha başarılı olurlar. Birinciler olaylara yön verirler, ikinciler olayların peşinde sürüklenirler. Birinciler her durumda inisiyatif kullanırlar, ikinciler en olumsuz ve kendilerine en fazla ihtiyaç duyulan durumlar da bile başkalarının bir şeyler yapmasını beklerler. Sorumluluk almaktan çekinenler kendilerine ve çevresine karşı olan görevlerini yerine getirme şansına hiçbir zaman sahip olamazlar.</p>
<p>Ülkemizin kurtuluşunda, kuruluşunda ve bugünkü düzeyine gelmesinde en büyük pay sorumluluk bilinci yüksek, kendini ulusuna ve geleceğe adamış insanlarındır. Şüphesiz ki bunların en başında yer alma onuru da ATATÜRK’e aittir. Çocukluğundan itibaren var olan güçlü vatan sevgisinin de etkisiyle o, ulusunun sorunlarıyla yatmış kalkmış, hayatını buna adamıştır. Asla sorumluluktan kaçmamıştır. Aşağıdaki anekdot, bu gerçeği yansıtan  örneklerden birisidir:</p>
<p>Çanakkale Savaşı’nın en amansız günüydü. Mustafa Kemal 34 yaşında Arıburnu’nda İstanbul’u karadan çevirip almak isteyen düşmanların karşısındaydı.</p>
<p>25 Nisan günü İngilizler Arıburnu’na asker çıkarmaya başlamışlardı. Orada bulunan küçük birlik geri çekiliyordu. Bunu gören Mustafa Kemal, karşılarına dikildi:</p>
<p>-Nereye gidiyorsunuz?</p>
<p>-Efendim, düşman&#8230;</p>
<p>-Nerede?</p>
<p>-İşte</p>
<p>261 rakımlı tepede düşman çıkarma yapıyordu. Bizim birliklerden daha yakındı. Kaybedecek zaman yoktu.</p>
<p>-Düşmandan kaçılmaz.</p>
<p>-Kurşunumuz kalmadı.</p>
<p>-Süngünüz var ya&#8230; Süngü tak!&#8230; İleri?&#8230;</p>
<p>Mehmetçikler, büyük komutana uymuş, süngü takmışlardı. En uygun noktaya geldiler.</p>
<p>-Yat&#8230;</p>
<p>Düşman askerleri, karşılarında ateşe hazır Türk kuvvetlerini görünce sindiler ve ateşe başladılar. Zaman kazanılmıştı. Mustafa Kemal yanındaki subayı gerideki birliklere haberci gönderdi. Yetişen Mehmetçikler düşmanı püskürttü.</p>
<p><em>Age; s. 116-117. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete Güveni</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-guveni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 13:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1969]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5019</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına gelip yaşlılardan, dullardan, sakatlardan ve yetimlerden ibaret kaldı. İçeride ve dışarıda herkesin bitti dediği bu ulus özgürlüğünün söz konusu olduğu Çanakkale ve Bağımsızlık Savaşı’nda bitkinliğine, tükenmişliğine ve yoksulluğuna bakmaksızın yedi düvelin ateş dalgalarına bedenini siper ederek vatanını kurtarmasını bilmiştir. Bu başarısıyla da tüm tutsak uluslara özgürlük sembolü olmuştur.<br />
“Özgürlüğün olmadığı yerde ölüm ve yok oluş vardır. Bütün gelişmelerin anası özgürlüktür.” diyen ATATÜRK, sahip olduğu özgürlük duygusunu ulusundan almıştır. Özgürlükleri için ölümü göze alabilen ulusların asla tutsak edilemeyeceğine inandığından, Bağımsızlık Savaşı’nın en kritik anlarında bile zaferin kazanılacağına olan inancını yitirmemiştir. Türk ulusunun sonsuza kadar özgür ve bağımsız yaşayacağını düşünmekteydi. Bu düşüncenin haklılığını tarih yazmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün Türk ulusundaki özgürlük tutkusuna olan güvenini yansıtması açısından güzel bir örnektir:<br />
Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine:<br />
-Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu.<br />
Olabilecek bir şey değildi, ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:<br />
-Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü? diye sordu.<br />
Adamcağız yüzüne baka kaldı:<br />
-Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya&#8230; dedi.<br />
-Benimle olmaz, beyefendi hazretleri yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.</p>
<p><em>Falih Rıfkı Atay; Çankaya, İstanbul, 1969, s. 318. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruşen Eşref Ünaydın</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/rusen-esref-unaydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:20:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[anafartalar kumandanı m.kemal ile mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ü Özleyiş]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Yolunda]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara hak]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1586</guid>

					<description><![CDATA[O ana kadar eşi görülmedik en korkunç ölüm vasıtaları ile ve yeryüzünün beş kıtasından devşirilme hücum alayları ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O ana kadar eşi görülmedik en korkunç ölüm vasıtaları ile ve yeryüzünün beş kıtasından devşirilme hücum alayları ile saldırıp karşıdan bir göz alımlık bir yarımadayı aylarca süre, gece gündüz göğü ateş, yeri ateş, suyu ateş, ufku ateş bir cehenneme çevirdikleri o imtihan meydanında dev çelikler aşındırarak, haşmetli inatlar kırarak Çanakkale&#8217;ye &lt;&lt;Bir gün Türkler bu geçidi tuttular, dünyayı buradan öte aşmağa bırakmadılar.&gt;&gt; gibi ölmez bir mâna kazandırmak ne yüze bir himmettir.</p>
<blockquote><p><strong>Anafartalar Kumandanı M. Kemal ile Mülakat, 1930</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gerçekten senin hesabına güç akıl ererdi. Kimse sanmazdı ki sen Kızıltaş deresinde parıldayan süngülerin yanı başındasın! Kimse sanmazdı ki, İzmir&#8217;e piyadeden önce gireceksin; Kordonboyu&#8217;nda demirli İngiliz torpidolarından iki adım ötede karargah kuracaksın!</p>
<p>***</p>
<p>Sen, yükseldiğin beyaz bulutlar içinde tanrılaşmışlık taslayan kendini unutmuşlardan değildin; ayağını topraktan, başını gerçekten ayırmayan doğrucu ve olgun bir insandın&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Anaların, kız kardeşlerin yüzleri siyah peçeliydi; bahtları çarşafları gibi karaydı&#8230; Çileleri çoktu, hakları az&#8230;</p>
<p>Beğenmedi. Yüzlerini açtı, ak etti. Hakta onlara erkeklerle eşitlik sağladı; bahtlarını ak etti.</p>
<p>***</p>
<p>Hey Paşam, sen bizlere ne günler gösterdin&#8230; O günler öylesine idi ki, her sabah uyanınca bakardık, vatan bir gün boyu daha uzamış. Bugün Uşak, Alaşehir, Salihli, bugün Nif!&#8230;</p>
<p>Bildiğimiz, yitirdiğimiz vatan bütünlüğüne doğru kanatlanmış gidiyorduk.</p>
<p>***</p>
<p>Halktan O, balık denizini ve kuş havasını arar gibi hoşlanırdı. Varlığının manasını halkta bulurdu. Halk O&#8217;nun ilhamının kaynağı idi.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ü Özleyiş, 1957</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Siz, eminim, düşen her bir neferi vücudunuzdan bir zerre kaybetmiş gibi acı ile andınız. Çünkü siz tepemize inen yıldırım değil; içimizden çıkan ateştiniz.</p>
<p>***</p>
<p>Her birini vatan dâvasının ateşine atılmada birlik olarak aldığı rütbe nişanları, çöküntü çağı yüz gösterince, yeni millet dâvasının kapısından girerken iğreti bir giyim gibi gözden çıkarmış bu feragatli adamın, Mehmetçik&#8217;le vatan taşına başını, vatan toprağına vücudunu koyup bir ana kucağında gibi yattığı günler unutulur mu?</p>
<blockquote><p><strong>İstiklal Yolunda, 1960</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
