<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilim &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2020 13:10:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>bilim &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Millet Bahtiyar Olsun</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/millet-bahtiyar-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 13:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İlim]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar ve Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5830</guid>

					<description><![CDATA[Aydınlar, gidecekleri muhitlerde başlı başına bir âlem yaratabilirler. Memleketin yalnız bir yerinde değil, beş on yerinde birer ilim&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydınlar, gidecekleri muhitlerde başlı başına bir âlem yaratabilirler. Memleketin yalnız bir yerinde değil, beş on yerinde birer ilim merkezi, ışık merkezi, kültür merkezi yapmalıyız, millet bahtiyar olsun!</p>
<blockquote><p>1923 (İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı, s. 33)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceyhun Atuf Kansu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ceyhun-atuf-kansu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 06:59:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Atuf Kansu]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[van gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2633</guid>

					<description><![CDATA[&#60;&#60;Van gölü kıyılarında bir üniversite&#62;&#62; diye kahramanca ama çok acı çeken bir erkek sesiyle haykırmıştı. O, bu sözde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&lt;&lt;Van gölü kıyılarında bir üniversite&gt;&gt; diye kahramanca ama çok acı çeken bir erkek sesiyle haykırmıştı. O, bu sözde yurdumuzun bütün sorunlarını topladığı gibi, devrimlerin yöneldiği yeni ufukları da göstermiştir.</p>
<p>Böylece Atatürk&#8217;ün yepyeni bir ilkesi daha ortaya çıkıyor: Bilimler, yalnızca halk içindir, halkı kendi hayatına, toprağına sahip kılmak içindir. Üniversite, halka önderlik edecek, onları mutlu ve özgür duruma getirecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Varlık Dergisi, 1 Kasım 1951</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basının Önemi ve Güvencesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/basinin-onemi-ve-guvencesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[Basının Önemi ve Güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mürteci]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2551</guid>

					<description><![CDATA[Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz. Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III Baylar,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, bir toplumun ortak ve genel duygu ve düşünceleri vardır. Toplumların değerleri, uygarlık düzeyleri, istek ve eğilimleri ancak bu genel duygu ve düşüncelerin açığa çıkması, belirmesi derecesiyle anlaşılır. Bir toplumu yöneten insanlar için, bir toplumun durumu üzerinde hüküm verebilecek dostlar ve düşmanlar için ölçü, bu toplumun kamuoyundan anlaşılan yetenek ve değerdedir. Bu nedenle uluslar kamuoylarını dünyaya tanıtmak zorundadır. Bütün dünyanın kamuoyunu öğrenmek ise yaşam gereklerinin düzenlemesi için zorunludur. Bu konuda ise eldeki araçların birincisi ve en önemlisi basındır; ulusun genel sesidir. Bir ulusu aydınlatmada ona doğru yolu göstermede, bir ulusun ihtiyacı olduğu düşünce besinini sağlamakta, sözün kısası, bir ulusu mutluluğa ulaştıracak olan ortak doğrultuda yürümesini sağlamada basın başlı başına bir güç, bir okul, bir kılavuzdur. Önem ve yüceliği uygar dünyada tam bir açıklık kazanmış olan basına hükümetimizin birinci derecede önem vermesi, bu yolda yapacağı çalışmayı ulusa yapmakla yükümlü olduğu yararlı hizmetlerin başında geleni sayması, yüce Meclisin kesinlikle isteyeceği şeylerdendir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yaşam felsefesinin garip bir belirtisidir ki, her yararlı ve yeni şeye karşı, ne olursa olsun, bir güç çıkar. Buna bizim dilimizde irtica (gericilik) derler. İşte bu gericiliğin yok edilmesi için gerekli önlemler önceden alınmış olmalıdır. Bütün ulus güven ve iç rahatlığı içinde olmalıdır; çünkü, devrimi yapanların bu gibi olumsuz güçleri çıktığı yerde yok edecek gücü, yetenekleri ve önlemleri vardır. Kesinlikle yinelerim ki, ulusun egemenliği sonsuzdur.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuz, üç buçuk yıllık bir zamana sıkıştırılması olanağı olmayan çok büyük bir devrim yapmıştır. Gerçekten, yüzyıllardan beri uymaya çalıştığımız bir yönetim biçiminin dışına çıkarak, dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Bu yenileşmenin kesinlikle karşıt bir eyleme yol açacağını hatırımızdan çıkarmamak gerekir. Bu eylemlere özel deyimiyle &#8220;irtica gericilik&#8221; derler. Yaptığımız işler ve aldığımız sonuçlara göre böyle gericilik olaylarını her zaman bekleyebiliriz. Kanla yapılan devrimler daha sağlam olur; kansız devrimler sonsuzlaştırılamaz. Ancak biz bu devrime ulaşmak için gereği kadar kan döktük. Bu kanlar yalnız savaş meydanlarında değil, ülke içinde de döküldü. Biliyorsunuz, Hendek&#8217;te, Bolu&#8217;da, Konya&#8217;da ve başka yerlerde birçok ayaklanmalar oldu ve bunların hepsi bastırılarak sorumluları cezalandırıldı. Dilerim ki yeter kan dökülmüş olsun ve bundan böyle kan dökülmesin! Mutlu devrimimize karşı düşünce ve duygu besleyenleri aydınlatmak, onlara doğru yolu gösterme aydınlara düşen ulusal ödevlerin birincisi ve en önemlisidir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Basının genel yaşayışımızda, siyaset yaşamında ve Cumhuriyetin gelişip ilerlemesinde üzerine düşen görevleri anmak isterim. Basının tam ve engin özgürlüğünü iyi kullanması ne denli dikkat isteyen bir durum ortaya çıkardığını belirtmeyi de gereksiz bulurum. Yasaların her türlü sınırlamalarından önce bir yazarın bilime, ihtiyaca ve kendi siyasal görüşlerine olduğu kadar, yurttaşların haklarına ve ülkesinin, her türlü özel görüşlerin üstünde olan yüksek çıkarlarına da dikkat etmek ve saygılı olmak manevi zorunluğu, asıl bu zorunluk, genel düzeni sağlayabilir; bununla beraber bu yolda bir kusur, bir sürçme olsa bile, bu kusuru düzeltecek etken ve araç, geçmişte sanıldığı gibi basın özgürlüğünü kısıtlayan bağlar değildir. Tersine, basının neden olduğu zararları gidermenin aracının gene de basın özgürlüğünün kendisi olduğu inancındayız.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gazeteler yürürlükte olan yasalar çerçevesi içinde özgürdür. Ancak bunların dışına çıktıkları zaman kovuşturmaya uğrarlar. Gazeteler, yasalara ve genel çıkarlara aykırı davranışları bilir veya onlara tanık olursa, gerekli yayınlarda bulunmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuz, bağımsızlık savaşında, ne şeyhülislamların &#8220;dinin gereğidir&#8221; diye &#8220;irtica&#8221; çağrısı yapan fetvalarına, ne halife ve padişahın camilerden çalınan ve ayetlerle, hadislerle süslenmiş ve yaldızlanmış sancakları başlarında taşıyan halife ordularına, ne ulusal savaşa devamın hiç bir yarar sağlamayacağından başka büsbütün çöküşe ve yok olmaya neden olacağını ileri sürerek ulusu bağımsızlık ve egemenliğine önem vermemeye zorlayan Babıali ileri gelenlerinin aymazca ve bilgisizce çabalarına ve nihayet ne de uçaklarıyla halife padişahın bildirilerini savaşan ordumuzun saflarına atan ve halife adına hareket ettiğini söyleyen Yunan ordusunun aldatmacalarına hiç ilgi göstermedi, göstermez ve göstermeyecektir. Özellikle bundan sonra kesinlikle göstermeyecektir. Çünkü ulus yüzyıllardır bu gibi gericilerin, bilgisizlerin, ikiyüzlülerin, çıkarcıların serserilerin sözlerine inanmak saflığını gösterdiğindendir ki, bugün sazdan, çamurdan ilkel kulübelerde oturmak zorunda kalmış; çıplak ayaklarıyla, çıplak vücutlarıyla, çamurların, karların, yağmurların acımasız şamarları altında yeniden aklını başına toplamak zorunda kalmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Unutulmamalıdır ki, ulusun egemenliğini bir kişide, ya da birkaç kişinin elinde bulunmasından çıkar bekleyen cahil ve aymaz insanlar vardır. Hükümdarlar kendilerinde var olduğunu sandıklan bir gücün temsilcisi sayarlar ve bundan zevk alırlar. Fakat onların çevresindeki çıkarcılar buna dinsel bir nitelik vererek bütün ulusu aldatmaya, doğru yoldan saptırmaya çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır da. Sonunda ulusun kulağı bu seslerle dolar ve ulus kulağını dolduran bu sözleri dinin gerekleri ve katıksız gerçek sayar. Böylelerine &#8220;mürteci-gerici , eylemlerine de &#8220;irtica denir. &#8220;Fetva ile ya da şu veya bu görüşlerle ulusu irticaya sürüklemek isteyenlerin yeri zindan olacaktır. Kesinlikle ve çekinmeden söylerim ki, ulusal egemenliğimizin en küçük bir yönünü şu veya bu biçimde sınırlamak isteyenler en koyun &#8220;mürteci&#8221;lerdir. Böylelerine karşı ulusun yapacağı şey anlan parçalamaktır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk basını, ulusun gerçek sesi ve iradesinin belirtisi olan Cumhuriyetin çevresinde bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, bir görüş kalesi. Basınla ilgili kişilerden bunu istemek Cumhuriyetin hakkıdır. Bugün ulusun içtenlikle bir birlik ve dayanışma halinde bulunması zorunludur. Bütün halkın esenliği ve mutluluğu bundadır. Uğraş daha bitmemiştir. Bu gerçeği ulusun kulağına, ulusun vicdanına gerektirdiği ulaştırmada basının görevi çok, çok önemlidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Aslında Türkiye&#8217;de &#8220;gerici mürteci yoktur. Kuruntu vardı, işkillenme vardı. Cumhuriyetin ilanı ve bunun zorunlu gereklerinden olan gereksiz kuruluşların kaldırılması üzerine herkesin açıkça gördüğü manzara, o kuruntulu ve işkilli kişiler için de iç açıcı olmuştur. Bundan sonra yalnız bir şey akla gelebilir. O da bazı bayağı politikacıların, adi çıkarcıların o kuruntu ve hayali uyandırmaya çalışmaları. Bu da tutkularını ve çıkarlarını karşılama düşüncesinden başka bir şey değildir. Emin olmanızı isterim ki, bütün varlığımla güven vermek isterim ki, böyleleri, her ne biçim ve yolla olursa olsun varlıkları sezinlendiği gün, Türk ulusu tarafından acımasızca ezilmeye hedef olmak tan kurtulamayacaklardır. Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmayacak kadar yüksektir. Böyle oyuncular varsa kendilerine başka sahne arasınlar. Geçmişin aymazlıkları, pas tutmuş araçları Türkiye halkının kafasından silinmiştir, bunda kimsenin kuşkusu, kararsızlığı olamaz. Vardığımız mutlu durumdan bir adım geri gitmek söz konusu olamayacağı kesin bir gerçektir. Türkiye&#8217;de Cumhuriyet vardır ve Cumhuriyetseverler vardır. Bu kutsal varlıkları yıkıcı kişiler artık Türkiye havasını zehirlenmeden teneffüs edemezler.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kamuoyu gibi gösterilmek istenen yapay düşünceler, bir bakıma özel düşünceler sayılabilir. Değerli ve yararlı oldukları görülürse dikkate alınır. Fakat genel yönetimde uyulması gereken kurallar niteliğinde sayılmazlar.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanların vicdanınla ilgili nitelikleri, basın özgürlüğü, siyasal özgürlük gibi daha ilk bakışta çok değerli olan etkenlerin, toplumu acılara ve yozlaşmaya sürükleyecek yanlış bir anlayışla kullanılmasına toplumun kendi varlığı ve yaşama nedeni engel olacaktır. Sayın baylar; basın özgürlüğünün sakıncalarını gidermenin gene basın özgürlüğüyle sağlanabileceği yolunda bu yüce Meclis&#8217;in yol gösterici ilkeler, eğer Cumhuriyetin ruhu olan erdemden yoksun atak kimselere basın alanında eşkiyalık fırsatını verirse, eğer okuyucu kandırıp aldatmayı iş edinenlerin düşünce alanındaki uğursuz etkileri, tarlasında çalışan masum yurttaşların kanlarının akmasına, yuvaların dağılmasına yol açarsa ve eğer eşkıyalığın en zararlısını benimseyen bu gibi aldatıcılar yasaların hoşgörülüğünden yararlanma olanağını bulurlarsa, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin önlem alıcı, yok edici elinin uzanması ve uyarması elbette bir ödev olur. Besbellidir ki, Cumhuriyet çağının kendi anlayışını ve ahlaksal değerleriyle donanmış basını gene ancak Cumhuriyet&#8217;in kendisi yetiştirir. Bir yandan, geçmiş zamanların basılı kağıtlarının ve bunları çıkaranların düzelmelerine olanak olmayanlar ulusun gözünde belirli bir görüş alırken, öte yandan, Cumhuriyet basınının arı ve verimli alanı genişlemekte ve yükselmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yolundaki yaşamını kolaylaştırıp isteklendirecek olan işte bu yeni anlayıştaki basın olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkede kalem özgürlüğünün de, demokrat bir yönetime yakışır bir ağırbaşlılıkla kullanılmasında daha dikkatli davranıldığını ummak isterim. Özgürlüğün kötüye kullanılışı sonucu bir çok felakete uğramış olan bu ülkede, böyle bir dikkatin özellikle gerektiğine inanıyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Ülkü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-ulku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:32:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhalim Efendi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[hudut]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[muassır medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mülkiye Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[onuncı yıl nutku]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu çalışkandır]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusunun karakteri yüksektir]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal sınır]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2525</guid>

					<description><![CDATA[Siyasal çekişmelerin çoğu basit şeylerdir. Fakat toplumun yararına yapılan çalışmalar her zaman verimlidir. Neden Anadolu&#8217;ya gelip çalışmazlar? Neden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasal çekişmelerin çoğu basit şeylerdir. Fakat toplumun yararına yapılan çalışmalar her zaman verimlidir. Neden Anadolu&#8217;ya gelip çalışmazlar? Neden ulusla doğrudan doğruya ilişki kurmazlar? Ülkeyi gezmeli, ulusu tanımalı, eksiği nedir göstermeli. Ulusu sevmek böyle olur. Yoksa lafla sevginin bir yararı yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1911, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir toplumun yaşaması ve mutluluğu, ancak dilekte ve dileği gerçekleştirme yolunda tam bir birlik halinde olmasına bağlıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1920, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim açık ve uygulanabilir gördüğümüz siyasal yöntem ulusal siyasettir. Dünyanın içinde bulunduğu genel koşullar ve yüzyılların kafalara ve karakterlere yerleştirdiği gerçekler karşısında düşe kapılmak kadar büyük yanılgı olamaz. Tarihin dediği budur; bilimin, aklın mantığın dediği budur. Ulusumuzun güçlü, mutlu ve sağlam bir düzen içinde yaşayabilmesi için devletin bütünüyle ulusal bir siyaset gütmesi, ve bu siyasetin iç örgütlerimize uyumlu olması ve onlara dayanmasıdır Ulusal siyaset dediğimiz zaman anlatmak istediğim şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve ülkenin gerçek mutluluğuna, ülkenin bayındırlığına çalışmak, gelişigüzel, ulaşılmayacak istekler ardında ulusu koşturmamak ve zarara sokmamak; uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1920, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bağrında özgür bir birey olmak kadar mutluluk var mıdır bu dünyada? Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal zevklerden başka zevki olmayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun, dünyalık makamların hiçbir değeri yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Hizmet edenler, namuslarının gereği olan ödevlerini yerine getirmekten başka bir şey yapmamışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkümüzü açıkça dile getirmeliyim. Onu inançla duymalı, yılmadan izlemeliyiz. Kişisel çıkarlarımızdan, insanı küçülten isteklerimizden sıyrılmayı ancak böyle canlı ve ateşli bir ülkünün yardımıyla başaracağız. Gençlerin kardeşleriyle, babalarıyla, tecrübeli yaşlılarıyla, İslamın özünü kavramış gerçek din bilginleriyle birlikte çalışmakla başarıya ulaşacakları olanağı kesindir.</p>
<p>***</p>
<p>Sayın gençler, yaşam savaşmadan başka bir şey değildir. Bu nedenle yaşamda yalnız iki şey vardır: Yenmek ve yenilmek. Siz Türk gençlerinin benliklerine emanet ettiğimiz şey her zaman yenmektir ve eminim hiçbir zaman yenilmeyeceksiniz. Ulusun yükselme nedenleri ve koşulları yolunda yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle duraksamayın. Ulusu o yükselme aşamasına çıkarmak için, dikilecek engelleri hep birlikte önleyeceğiz. Bunun için kafalarınıza, anlayışınıza, bilginize gerekirse bileklerinize, pazılarınıza, bacaklarınıza başvurarak, sonunda o amaca kesinlikle ulaşacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulus, bu ülke yeni yönetimiyle dünyanın en akla uygun olarak yönetilen bir varlığı olacaktır. Ben bunu gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye&#8217;nin dünya, ulusal ve ekonomik genel siyaseti ile belirtilen ulusal etkenler hepimizin çalışma yönünü göstermiş bulunmaktadır ki, bu yönün az zamanda ulusumuzun yüksek yeteneklerini belirtmesine fırsat vereceği kesindir. Türk ulusu istek ve yeteneğinin yönelik olduğu yolları görmeye çalışan ve görebilen evladına her zaman değer vermiş, onu korumuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğer bağlı olduğum ulusun ün ve onuru varsa, ben de ünlü ve onurluyum. Yoksa, içinizden herhangi bir adam çıkar da, ün ve onur peşinden koşar ve herkesten ayrı olmak isterse biliniz ki o başınıza beladır, beladır, beladır. Ulus böyle kimselerin davranışına müsaade etmemelidir.</p>
<blockquote><p><strong>10 Kasım 1930 Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusu! Kurtuluş savaşına başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu Olsun! Bu anda büyük Türk ulusunun bir bireyi olarak bu kutlamaya kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.</p>
<p>Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık: Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Bundaki başarıyı Türk ulusunun ve onun değerli ordusunun birlikte olarak kararlılıkla yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmüyoruz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunda ve kararlılığındayız. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar ülkesi düzeyine çıkaracağız. Ulusumuza en geniş refah aracı kaynaklar sağlayacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız. Bunun için bizce zaman ölçüsü, geçmiş yüzyılların gevşetici düşüncelerine göre değil, yüzyılımızın hız ve eylem kavramına göre düşünülmektedir. Geçen zamana oranla daha çok çalışacağız. Bunda da başarılı olacağımıza kuşku yoktur. Çünkü Türk ulusunun karakteri yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk ulusu zekidir. Çünkü Türk ulusu ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk ulusunun yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir toplum olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaradılıştan olan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür. Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü, onu, insanlığa gerçek rahatlığı sağlama yolunda , kendisine düşen uygarlık ödevini yapmakta başarılı kılacaktır. Büyük Türk ulusu! On beş yıldır giriştiğimiz işlerde başarı sözü veren birçok konuşmamı işittin. Mutluyum ki, bu yolda sözlerimin hiçbirinde ulusumun bana güvenini sarsacak bir yanılgıya düşmedim. Bugün aynı inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, ulusal ülkü yolunda tam bir birlik içinde yürümekte olan Türk ulusunun büyük bir ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kez daha anlayacaktır. Hiçbir kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygarlık niteliği bundan sonraki gelişimiyle, geleceğin uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.</p>
<p>Türk ulusu, sonsuza doğru akıp giden her on yılda, bu büyük ulus,bayramını daha büyük onurlarla, mutluluklarla dirlik ve refah içinde kutlamam gönülden dilerim.</p>
<div>
<p>Ne Mutlu Türküm diyene!</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1933, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her Türkün son nefesi, Türk ulusunun nefesinin tükenmeyeceğini, onun sonsuz olduğunu göstermelidir. Yüksel Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>11 Ocak 1935, Mülkiye Mektebi öğrencilerine</strong></p></blockquote>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yurt</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yurt/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:25:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'nın İlk Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[bayındırlık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[Türk toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[türk ülküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<category><![CDATA[yurt toprağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2487</guid>

					<description><![CDATA[Ülkeyi Doğu ve Batı diye ikiye ayırmak doğru değildir. Yurt bir bütün olarak ele alınmalı, kurtuluş için genel&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkeyi Doğu ve Batı diye ikiye ayırmak doğru değildir. Yurt bir bütün olarak ele alınmalı, kurtuluş için genel çareler<br />
aranmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>1918, Milli Mücadele Hatıraları, Ali Fuat Cebesoy</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllardır inleyip duran, fakat zorbaların, aldatıcıların, cahillerin çıkardıkları engeller yüzünden yürekleri paralayan sesini ulusun kulağına duyuramayan zavallı yurt bugün diyor ki: &#8220;Can kulağınızı, yanmış, yıkılmış bağrında en derin acıları duymuş olan ananızın içten gelen seslenişine artık hep açık bulundurunuz. Baylar, Asya&#8217;da, Afrika&#8217;da, Avrupa&#8217;da hüküm sürmek gücünü ve yeteneğini göstermiş olan atalarımızın bu sesi vaktinde duymalarına engel olunmasaydı, Türk toplumu, Türk ülküsü, Türk çıkarları korunup verimli bir biçimde gelişeceği yerde bize bugünkü yıkıntı mı miras kalırdı? Baylar, yurdumuz artık bayındırlık istiyor, varlık ve refah istiyor. Bilim ve beceri, yüksek düzeyde uygarlık, özgür düşünce ve özgür anlayış istiyor. Şeref, namus, bağımsızlık, gerçek varlık, yurdun bu isteklerini tümüyle ve olanca hızıyla yerine getirmek için köklü ve ciddi bir çalışma istiyor.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gerektiğinde yurt için bir birey gibi bir tek karar ve kararlılıkla çalışmasını bilen bir ulus, elbette, büyük bir geleceğe hak kazanan ve aday olan bir ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>1927</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hiç birimiz senin için canımızı esirgemeyiz. Fakat sen de Türk ulusunu sonsuza dek yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı, sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin. Türk ulusu için yaratıcılığını göster.</p>
<blockquote><p><strong>1930, Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan, </strong></p></blockquote>
<p>&#8220;Anadolu insana, bir boşluk, bir çöl gibi görünüyor. Öyle görünür Anadolu. Zaten yaptığımız işin zevki de işte burada. Bu çölden bir hayat çıkarmak bu çözülmeden bir örgüt yaratmak gerekiyor. Kaldı ki, görünürdeki boşluğa bakmayın; boş görünen o alan doludur. Çöl sanılan alanda saklı ve güçlü bir varlık bulunuyor. O, ulustur; O Türk ulusudur. Eksik olan şey örgütlenmedir. İşte biz onun üzerindeyiz.</p>
<blockquote><p><strong>Ankara&#8217;nın İlk Günleri, Yunus Nadi</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ulusu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-ulusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bristol]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2463</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, bende bazı arkadaşlarım gibi Batı uluslarını, bütün dünya uluslarını tanırım. Fransızları tanırım, Almanları tanırım, Rusları ve bütün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, bende bazı arkadaşlarım gibi Batı uluslarını, bütün dünya uluslarını tanırım. Fransızları tanırım, Almanları tanırım, Rusları ve bütün dünya uluslarını kişisel olarak tanırım ve bu tanışmam savaş meydanlarında olmuştur, ateş altında olmuştur, ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek inanmanızı isterim ki, bizim ulusumuzun içgücü bütün ulusların içgücünden üstündür.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bayanlar, baylar, açıkça söyleyeyim ki, biz, üç buçuk yıl öncesine kadar sadece bir topluluk halinde yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya bizi temsilcilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır tam anlamıyla ulus olarak yaşıyoruz. Bunun maddi ve belirgin tanığı yönetimi, biçimi ve niteliğidir ki, onu yasa Büyük Millet Meclisi diye adlandırmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim ulusumuz, ulusallığını anlamazlıktan gelişinin çok ağır cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli topluluklar hep ulusal inanlara sarılarak, ulusallık ülküsünün gücüyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir ulus olduğumuzu aralarından kovulunca anlayabildik. Gücümüz zayıflar zayıflamaz, onurumuzu kırarak aşağıladılar. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmalığımızmış (1).</p>
<p>(1) Atatürk&#8217;ün ABD elçisi Bristol ile konuşmasından.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulus için mutluluk olan bir şey, başka bir ulus için felaket olabilir. Aynı neden ve koşullar birini mutlu ettiği halde başka birini mutsuz edebilir. Onun için bu ulusa gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü biliminden, bulgularından ve gelişmelerinden yararlanalım, ama asıl temeli içimizde atmak zorundayız. Ulusumuzun tarihini, ruhunu, geleneklerini gerçek, sağlam ve doğru bir bakışla görmeliyiz. Açıkça söyleyelim ki, hala ve hala genç aydınlarımızın halkla uyum halinde olmaları kesin gerçekleşmemiştir. Ülkeyi kurtarmak için bu iki anlayış arasındaki ayrılığı gidermek, yürümeye başlamadan önce de bu iki anlayış arasında uyumu sağlamak gerekir. Bunun için halkın yürümesini hızlandırması, aydınların da çok hızlı gitmesi gerekmektedir. Ancak halka yaklaşmak, halkla kaynaşmak daha ziyade aydınlara düşen bir ödevdir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi kafalarında iyice kararlaştırmalıdırlar. Yüzyıllardır düşmanlarımız Avrupa topluluklarına Türklere karşı kin ve düşmanlık düşüncesi aşılamışlardır. Batı kafasına yerleşmiş olan bu düşünceler özel bir anlayış meydana getirmiştir. Bu anlayış her şeye ve bütün olup bitenlere karşın hala sürmektedir. Ve Avrupa&#8217;da hala Türk&#8217;ün her türlü ilerleyişe düşman olan, ruh ve düşünce bakımından gelişmeye elverişli olmayan bir adam olduğu sanılmaktadır. Bu büyük bir yanılgıdır. Sorunu basitleştirmek için size şu örneği ileri süreceğim: Tutunuz ki karşınızda iki adam var; bunlardan biri zengin ve her türlü araç emrinde; ötekisiyse yoksul ve elinde hiç bir araç yok. Bu araçlar konusunun dışında ikincisinin ruhsal bakımından ötekisinden hiç farkı yok, ötekisinden aşağı da değil. İşte Avrupa ile Türkiye birbirine karşı bu durumdadır.</p>
<blockquote><p><strong>27 Eylül 1923, Hakimiyet-i Milliye </strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye halkı, soy, din ve kültür bakımından birleşik, birbirine karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen, yazgısı ve<br />
çıkarları ortak olan bir toplumdur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1932, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı İmparatorluğunun Dış Siyaseti</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/osmanli-imparatorlugunun-dis-siyaseti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 11:17:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kara mustafa paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğunun Dış Siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[viyana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2460</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, bu ulusu bugün darağacı önünde bulunduran eylem ve hareketlerin kaynağı düştür, duygudur. Uzağa gitmek gerekmez. Bu ulusun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, bu ulusu bugün darağacı önünde bulunduran eylem ve hareketlerin kaynağı düştür, duygudur. Uzağa gitmek gerekmez. Bu ulusun genel seferberliğinin hangi gerçeğe, hangi gerçek hesaba dayandığını bir düşünün. Bunun nedeni salt duygudur. Dünya savaşına neden girdik? Bu savaşa ulusu vaktinden önce sürükleyen nedir? Hangi gerçektir? Duygudur. Daha ilerisine gidelim, geçmişimize dönelim; tarihten küçük bir olay: Kara Mustafa Paşa bu ulusu Viyana kapılarına götürürken bütün Kuzey Almanya&#8217;yı ele geçirerek dünya çapında bir Osmanlı İmparatorluğu kurmak düşüne kapılmıştı. Fakat zavallı babamız düşünmüyordu ki bu isteği gerçekleştirmek için uğraşırken bu girişimleri, torunlara babadan kalan yerleri kaybettirmek için bir temel hazırlıyordu.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar, İslamcılığı ben şöyle anlıyorum: Bizim ulusumuz ve onu temsil eden hükümetimiz dünyada yaşayan bütün dindaşlarımızın mutlu ve refah içinde olmasını elbette isteriz: din kardeşlerimizin çeşitli bölgelerde kurdukları toplumların bağımsız olarak yaşamalarını isteriz; bundan büyük bir sevinç ve mutluluk duyarız. Bütün İslam topluluklarının, İslam dünyasının refah ve mutlulukları kendi refah ve mutluluğumuz kadar değerlidir; onların hepsinin de aynı biçimde bizim mutluluğumuzla ilgilendiklerine tanık oluyoruz. Ve bu her gün apaçık görülmektedir. Fakat baylar, bu toplumun bütün bir imparatorluk halinde bir noktadan yönetilmesini düşünmek istiyorsak bu bir düştür. Bilime, mantığa, tekniğe aykırı bir şeydir. Baylar, dikkat buyurunuz ve tarihsel bir gerçek, bilimsel ve teknik bir gerçek, olarak hiç unutmayınız ki, bir siyasal yapının, ölçüsünü aşamayacağı bir hedef, bir güç vardır: bir insanın güzel yapılı olması için bir takım akla yakın ve doğal ölçüler olduğu gibi. Eğer bu ölçülerde doğal olana aykırılık olursa eğer insan yapısında ölçüler aşılırsa, o zaman karşınızda sıfıra varmış bir cüce ya da dev gibi bir şey görürsünüz. İnsan yapısı için böyle olduğu gibi, insanlardan oluşan toplumlarda da bu kural aynı biçimde vardır ve geçerlidir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, mirasçısı olduğumuz Osmanlı devletinin dünyaca hiçbir değeri, erdemi ve saygınlığı kalmamıştır. Uluslararası hukuk dışında tutulmuş koruma ve vasilik altına alınmış bir durumda sayılmaktaydı.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komutan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/komutan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 15:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Asım Us]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çekilme]]></category>
		<category><![CDATA[cephe]]></category>
		<category><![CDATA[Duyduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Duygularım]]></category>
		<category><![CDATA[esir]]></category>
		<category><![CDATA[Gördüklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[Komutan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2389</guid>

					<description><![CDATA[Ben askerliğin her şeyden ziyade sanat yönünü severim. 1912 Savaşta güçten çok, gücün amaca uygun bir biçimde kullanılmasının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben askerliğin her şeyden ziyade sanat yönünü severim.</p>
<blockquote><p><strong>1912</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Savaşta güçten çok, gücün amaca uygun bir biçimde kullanılmasının önemli olduğu düşünülmelidir.</p>
<blockquote><p><strong>1915, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Komutanların göstereceği en büyük yiğitlik sorumluluktan korkmamaktır&#8230; Namuslu ve onurlu bir komutan için ölüm hiçbir vakit akla gelmez; onu düşündüren hareketin yerinde olup olmadığıdır. Geri çekilme manevrası için bir komutanda büyük ölçüde yerinde karar verme ve ileri görüş nitelikleri bulunmalıdır. Bizim ordumuzu büyük felaketlere uğratan, çoğu zaman geri çekilme manevrası için karar verme gücü olan komutanların bulunmayışıdır. Üstün düşman saldırısı karşısında, çok kez komutanlar askerin kendi kendine yerlerini bıraktıkları zamana kadar karar vermekten ürkerler. Sonra da çekilmeyi bir suç, askeri de suçlu sayarlar.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1918</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ölmek ancak öldürmek erek ve amacına yönelik olmak gerekir. Ancak öldükten sonra hiçbir amaç sağlamayacaksa ölüm neye yarar?</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Tarihte yarılmamış ve yarılmayan cephe yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir askeri harekete uzaktan bakmak ve bakan kişinin kendisinin bulunduğu koşullan içinde onu irdelemek o kişiyi hiç bir zaman doğru bir sonuca götürmez. İnsanları, harekatı irdelerken, o harekatı yürüten komutanların, subayların bulundukları yeri, ellerindeki araçları, karşılaştıkları baskı ve güçlükleri o anda incelemek gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yarım hazırlıkla, yarım önlemlerle yapılacak saldırı çok kez saldırmamaktan çok daha kötüdür. Savunma hattı yoktur. Savunma alanı vardır. O olan da bütün yurttur. Yurdun her karış toprağı, yurttaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için, küçük büyük her birlik bulunduğu yerden atılabilir; ama küçük büyük her birlik ilk durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanında birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uyamaz. Bulundukları yerde sonuna kadar dayanmak ve direnmekle yükümlüdürler.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1921, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Düşmana karşı kurulan cepheler iki nitelikte düşünülebilir. Kolay anlaşılmak için şöyle diyelim: iç cephe, dış cephe. Temel olan iç cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilgiye uğrayabilir. Fakat bu durum hiçbir zaman ülkeyi, bir ulusu yok edemez. Önemli olan, ülkeyi temelinden yıkan, ulusu esirlik durumuna düşüren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmış ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten &#8220;kaleyi içten almak&#8221; dışından zorlamaktan çok daha kolaydır. Bu amaçla içimize kadar sokulabilen ara bozucu mikropların, ajanların bulunduğunu ileri sürmek yerinde olur.</p>
<p>***</p>
<p>Şimdi baylar, düşmana saldırmak için verilmiş olan kesin kararımızı uygulamaya başlamadan önce, hazırlamak ve tamamlamak zorunda bulunduğumuz savaş araçlarının ne olduğunu söyleyeyim: Tam üç aracın hazırlığının yeter ölçüde olduğunu görmek gereğini duyuyorum. Onlardan birincisi, en önemlisi ve temel olanı doğrudan doğruya ulusun kendisidir; varlığı ve bağımsızlığı için ulusun gönlünde ve vicdanında beliren ve gelişen istek ve dileklerin sağlamlığıdır. Ulus, bu içten gelen isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterirse, düşmanlara karşı başarı sağlamak için o denli güçlü bir aracımız olduğuna inanırım. İkinci araç, ulusu temsil eden Meclisin ulusal isteği belirtmekte ve bunun gereklerini inanarak uygulamakta göstereceği kararlılık ve yiğitliktir. Meclis, ulusal isteği ne denli çok dayanışma ve birlik içinde belirtirse, elimizde düşmana karşı o denli güçlü bir üstünlük aracı bulunur. Üçüncü araç, ulusun silahlı evlatlarından meydana gelip düşmanın karşısına çıkarılmış bulunan ordumuzdur.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kesin bir sonuç her zaman saldırıyla alınır. Fakat savunmayla yapılan bir çok görev de vardır. Burada bütün arkadaşların dikkatini bir noktaya çekmek isterim. Kesin sonuca varılmak istenen zamana gelmeden önce, gerçek ve ciddi saldırı zamanından önce, birliklerin savaşma gücünü azaltmaktan, sayılarını düşürmekten kaçınılmalıdır. Bunun için saldın, savunma, işgal savaşı ve kesin savaşın biçiminin, uygulanacağı zaman ve durumun seçilmesinde, arkadaşların zaten var olan soğukkanlılıklarının korunması gerekir. Buna, kuramsal ve uygulamalı uğraşlarımızda çok dikkat etmeliyiz. Bir de, üstlenilen görevle askerlikten yana etkinlikler arasında ciddi bir ilişki vardır.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben çok acemi komutanlar gördüm. Örneğin, bir alay komutanı yeni tümen komutanı olmuş; ya da bir tümen komutanı yeni kolordu komutanı olmuş; biraz da tecrübesiz! Daha tecrübe edinmeye vakit bulamadan güç durumlar karşısında kalmış. Yaşamı boyunca bir tümene alışmışken, düşman karşısında iki veya üç tümene birden komuta etmek zorunda kalınca duraksaması ve güçlüklerle karşılaşması doğaldır. Bir tümene komuta ettiği zaman tümenin bütün birliklerini, olabildiği kadar, gözü altında birleştirip yönetebilen acemi bir komutan iki üç tümenin gözden uzak yerlerde savaşmasını yönetmek zorunda kaldığı zaman kendi kendine: &#8220;Hangi tümenin yanında bulunayım, onun mu, bunun mu? orada mı, burada mı&#8221; diye sorar. Hayır! Ne orada bulunacaksın ne de burada! Öyle bir yerde bulunacaksın ki, hepsini yöneteceksin. O zaman &#8220;ben hiç birini gereği gibi göremem&#8221; der. Elbet gözlerinle göremezsin! Aklınla, anlayışınla görmen gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Savaş, vuruşma, hele meydan savaşı yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Meydan savaşı ulusların bütün varlıklarıyla bilim ve teknik alanındaki vardıkları düzeyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle, kısacası bütün maddi ve manevi güçleri ve erdemleriyle ve her türlü araçlarıyla çarpıştıkları bir sınav alanıdır. Bu alanda, çarpışan ulusların gerçek güç ve değerleri ölçülür. Sonuç yalnız maddi temellere dayanan gücün değil, bütün güçlerin, özellikle ahlaksal ve kültürel gücün üstünlüğünün meydana çıkmasını sağlar. Bu nedenle meydan savaşında yenilen taraf, ulusça, ülkece bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. Böyle bir sonun ne denli acıklı olabileceğini tahmin edersiniz. Çöküş yalnız savaş alanında bulunan orduyla sınırlanmaz asıl ordunun bağlı olduğu ulus acıklı yıkımlara uğrar. Tarih, başlarındaki hükümdarlarla doymak bilmez politikacıların elinde, birtakım düşsel (hayal ürünü) isteklerinin aracı haline gelen istilacı orduların, istilacı ulusların uğradığı bu çeşit korkunç sonuçlarla doludur.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kolordu denen birlik güç ve erk bakımından en büyük birliktir. Bunun komutanı bir tek erini kurtarmaksızın, tersine, bütün birliğini düşman elinde bırakarak kendini kurtarırsa, bunun nedenleri ve koşulları ne olursa olsun bu davranış kolordu komutanının aleyhindedir.</p>
<blockquote><p><strong>2 Nisan 1926, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bundan ötürü, yöntem ve kural şudur ki, genel durumu yönetmek sorumluluğunu yüklenmiş olanlar en önemli hedefe ve yakın tehlikeye, olabildiğince yakın bulunur. Yeter ki bu yakınlık genel durumu görmelerini sınırlayacak derecede olmasın.</p>
<p>***</p>
<p>Bir komutanın esir düşmesi de suç sayılmayabilir. Ancak askerlik görev ve gereklerini yapıp uygulamakta elindeki kuvveti sonuna kadar kullandıktan sonra kanını akıtmak fırsatını bulamaksızın düşman eline düşerse&#8230; Baylar, bütün ordusu düşman kuvvetleri karşısında yenilip kendiliğinden geri çekilirken, kılıcını çekip tek başına atını düşman başkomutanının çadırına sürerek ölüm arayan Türk komutanları görülmüştür. Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi kötü bir rastlantı ve talihsizlik sonu da olsa düşmana esir düşmesini biz bağışlasak bile tarih hiç bağışlamaz ve bağışlamamalıdır. Türk Devrim Tarihinin gelecek kuşaklara ileteceği söz ve uyarılar budur.</p>
<p>***</p>
<p>Komutanlar, emirlerine verilen ulus çocuklarını, ülke araçlarını düşmana yöneltirken düşünecekleri tek şey, ulusun kendilerinden beklediği yurt ödevini ateşle, süngüyle ve ölümle yerine getirmek ve sonuçlandırmaktır. Askerlik görevi ancak bu anlayış ve inanışla yapılabilir. Lafla, siyasetle düşmanın aldatıcı vaatlerine kulak vermekle askerlik görevi yapılamaz. Komutanlık görev ve sorumluluğunu yüklenecek kadar omuzlarında ve özellikle kafasında güç bulunmayanların acıklı sonuçlarla karşılaşmamaları olanağı yoktur.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar, komutanlar askerlik görev ve gereklerini düşünürken ve uygularken siyasal düşüncelerin etkisi altında kalmaktan sakınmalıdırlar. Siyasal yönün gereklerini düşünen başka görevliler bulunduğunu unutmamalıdırlar.</p>
<p>***</p>
<p>Bilirsiniz ki, savaş ve çarpışma demek iki ulusun yalnız iki ordusuyla değil, bütün varlıklarıyla, bütün mallarıyla, bütün maddi manevi güçleriyle karşılaşması ve birbiriyle vuruşması demektir. Bunun için Türk ulusunu cephedeki ordu kadar, düşüncesi ve duygusuyla ve eylemli olarak savaşla ilgilendirmeliydim. Ulus bireyleri, yalnız düşman karşısında olanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes, silahla vuruşan savaşçı gibi kendisini görevli bilerek bütün varlığını savaşa verecekti. Bütün maddi ve manevi varlığını yurt savunmasına bağlamakta ağır davranan ve titizlik göstermeyen uluslar, savaşı ve çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Askerlikte bir kural vardır. Düşmanın savaş cephesi çok güçlü olursa onu parçalara ayırmak gerekir. Biz ulusal savaşa başlarken karşımızda iki düşman vardı. Biri iç düşmandı ve bunu İstanbul hükümeti temsil ediyordu. Ötekisi diş düşmanlardı. Bunu yabancı işgal kuvvetleri oluşturuyordu. Her iki düşmanla aynı zamanda savaşmak olanaksızdı. Ulusal savaş zafere ulaştıktan ve Lozan barışı imzalandıktan sonra düşmanları parça parça halinde ayırmak, sıraya koyarak en önemlilerini başlangıçta ortadan kaldırmak, ondan sonra ötekilerini ele almak gerekirdi. Yaptığımız budur.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım 1930-1950, Asım Us</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim için askeri deha diye bir şey yoktur. Ben herhangi zor bir durum karşısında kaldığım zaman yaptığım şudur: Durumu iyice saptamak, sonra bu durum karşısında alınacak önlemlerin ne olduğuna karar vermek. Bu kararı bir kere verdikten sonra da artık acaba yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım diye kuşkuya düşmemek ve bu karan yürütmek, başaracağıma inanarak yürütmek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Ekonomisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/devlet-ekonomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[kollektivizm]]></category>
		<category><![CDATA[komünizm]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[tarım sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2377</guid>

					<description><![CDATA[Bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da en başta gelen önemli işimiz ekonomik işlerdir. Bu işlerde en yüksek başarıyı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da en başta gelen önemli işimiz ekonomik işlerdir. Bu işlerde en yüksek başarıyı sağlamaya çalışmak son derece önemlidir, zorunludur. Onun için bu işlerle bütün devlet örgütlerinin, bütün yurttaşların ve hepimizin gerçek duygularla ilgilenmemiz gereği doğaldır. Yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün programları ekonomi programına dayanmalıdır. Onun için çocuklarımızı buna göre eğitmeliyiz; onlara buna göre bilim ve kültür vermeliyiz ki, ticaret, tarım ve sanat dünyasında ve bunların bütün çalışma alanlarında verimli olsunlar, etkin olsunlar, pratik olsunlar. Bu nedenle eğitim programımız, gerek ilköğretimde, gerek ortaöğretimde verilecek bütün dersler bu görüşe göre olmalıdır. Eğitim programımız gibi devletin çeşitli bölümleri için planlanacak programlar da ekonomik programa dayanma zorunluluğundan kendilerini kurtaramazlar. Temeli sağlam bir program uygulamak ve bu program üzerinde bütün ulusu uyum içinde çalıştırmak gereklidir. Ulus ekonomi yolunda güvenle ve güven vererek kesin ve sağlam adımlar atarken ana programımızın esinlediği genel önlemleri yeğlemek en doğru yoldur. Toplumumuzun bütün iş bölümleri sahiplerini, yararlı bir ilişkiyle bu yolda elele vermiş, omuz omuza dayanmış olarak amaca doğru yürüyen, birbirine içtenlikle bağlı yolcular yapmak, devletin ekonomi işlerinde yorgunluğunu azaltmak ve başarı süresini kısaltmak tek çaredir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1923, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye&#8217;nin uyguladığı devletçilik sistemi 19. yüzyıldan beri sosyalizm kuramcılarının ileri sürdükleri düşüncelerden alınarak Türkçeye aktarılmış bir sistem değildir. Bu, Türkiye&#8217;nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye&#8217;ye özgü bir sistemdir. Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Bireylerin özel girişimlerini ve kişisel etkinliklerini esas tutmak; fakat bir ulusun ve geniş bir ülkenin bütün ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve birçok şeyin yapılmadığını göz önünde tutarak ülke ekonomisini devletin eline almak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yurdumuzda yüzyıllardır bireysel ve özel girişimlerle yapılmış olan şeyleri bir an önce yapmak istedi ve görüldüğü gibi de kısa bir sürede yapmayı başardı. Bizim istediğimiz bu yol, görüldüğü gibi liberalizmden başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1936, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Devletçilik, özellikle toplumsal, ahlaksal ve ulusaldır.&#8221; Ulusal varlığın dağıtımında, daha yetkin bir eşitlik ve emekçilerin daha yüksek bir refah içinde bulunmaları, ulusal birliğin korunmasının koşuludur. Bunu hep göz önünde tutmak, ulusal birliğin temsilcisi olan devletin önemli bir ödevidir. Halkın yararına hizmet eden genel kuruluşların çoğalması devletin göz önünde tutacağı bir sorundur. Böylece salt çıkarcı etkinlikler sınırlandırılmış olur. Bu hal yurttaşlar arasında ahlaktan yana dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir. Yurtta her çeşit üretimin çoğalması için kişisel girişimin devletçe çok gerekli olduğunu belirttikten sonra şunu söylemeliyiz ki; &#8220;devlet ve birey birbirinin karşıtı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.&#8221; Bunun izlenmesini uygun gördüğümüz ılımlı devletçilik ilkesi, bütün üretim ve dağıtım araçlarını bireylerden alarak, devleti başka ilkelere göre düzenlemek amacını güden sosyalizm ilkesine dayanan kollektivizm ya da komünizmde görüldüğü gibi özel ve bireysel girişim ve etkinliklere izin vermeyen bir sistem değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Medeni Bilgiler, Afet İnan</strong></p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Ekonomi Dönemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yeni-bir-ekonomi-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetsever]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatkar]]></category>
		<category><![CDATA[tarom]]></category>
		<category><![CDATA[tüccar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir Ekonomi Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2376</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var demektir. Tarım demektir, çalışmak demektir, her şey demektir. Bence halk dönemi, ekonomi dönemi kavramıyla belirlenir. Öyle bir ekonomi dönemi ki, onda ülkemiz bayındır olsun, ulusumuz refah içinde olsun, zengin olsun. Burada size bir görüşü hatırlatayım: &#8220;El kanaat-ü kenzi la yüfna &#8211; az şeyle yetinme tükenmez bir hazinedir.&#8221; Yoksulluğu erdem sayan bu görüşe de ekonomi dönemi bir son versin artık. Baylar, bu görüşü yanlış yorumlamak yüzünden bu ülkeye büyük kötülük edilmiştir. Biliriz ki, Tanrı yeryüzünde yarattığı bunca nimetleri, bunca güzellikleri insanlar refah ve varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır. Ve bunlardan büyük ölçüde yararlanabilmeleri için de başka varlıklardan esirgediği zekayı, aklı, insanlara vermiştir. Eğer yurt denen şey kupkuru dağlardan, taşlardan, bataklık alanlardan, çıplak ovalardan; eğer yurt sadece kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı, zindandan hiçbir farkı kalmazdı. Gerçekten bu sözünü ettiğimiz görüşe saplananlar bu değerli yurdumuzu böyle zindan ve cehenneme çevirmekten başka bir şey yapmamışlardır. Oysa bu yurt, çocuklarımız, evlatlarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır, hem de çok layıktır. İşte bu ülkeyi böyle bayındır hale getirecek olan ekonomik neden ve etkenler, ekonomik etkinliklerdir. Bunun için öyle bir ekonomik dönem gereklidir ki, artık ulusumuz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamın neye bağlı olduğunu öğrensin ve o yollara yönelsin. Hepimizin isteği şudur ki, bu ülkenin halkı ellerindeki örnekleriyle tarımın, sanatın, emeğin ve yaşamın bir temsilcisi olsun. Ve artık bu ülke böyle yoksul görünen bir ülke ve bu ulus hor görülen ulus olmaktan çıksın, ülkemize varlıklılar ülkesi, bu yeni Türkiye&#8217;nin adına da çalışkanlar ülkesi densin! İşte ulus böyle bir döneme girmiş bulunuyor; ve bu dönemi geliştirip yüceltecektir. Öyle bir dönemin tarihini yazacaktır. Böyle bir dönemde, böyle bir tarihte en yüksek yer, en büyük hak çalışkanların olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, bundan sonra çok önemli zaferlere kavuşacağız. Fakat bunlar süngü zaferleri değil, ekonomi ve bilim zaferleri  olacaktır. Ordumuzun bu güne kadar elde ettiği zaferler yurdumuzu gerçek kurtuluşa götürmüş sayılmaz. Bunlar ancak gelecek zaferler için bir temel hazırlamıştır. Askerlik alanındaki zaferlerle gururlanmayalım. Yeni bilim ve ekonomi zaferlerine hazırlanalım.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Siyaset ve askerlik alanlarındaki zaferler, ne denli büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, elde edilen zaferler iyice yerleşmiş olamaz, az zamanda sönüp giderler. Bunun içindir ki en büyük ve parlak zaferlerimizin de sağlayabildiği, daha da sağlayabileceği yararlı meyveleri toplayıp onlardan yararlanmak için ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin sağlanması, pekiştirilip ve genişletilmesi gerekir.</p>
<p>***</p>
<p>Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değil, tersine varlıkları ve emeklerinin ürünleri birbirine gerekli olan sınıflardan oluşur. Şu anda beni dinleyen çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır, işçilerdir. Bunların hangileri birbirine karşı olabilir? Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim yadsıyabilir? Bugünkü fabrikalarımızda, daha çok olmasını dilediğimiz fabrikalarımızda, kendi işçilerimiz çalıştırılmalıdır; refah içinde ve memnun olarak çalışmalıdırlar; ve bütün bu saydığımız sınıflar zengin olmalıdır, yaşamın gerçek tadını çıkarabilmelidirler ki, çalışmak için erk ve güç bulabilsinler. Bunun için, programdan söz edilirken hemen hemen denebilir ki, bu, bütün halk için &#8220;Çalışma Ulusal Andı&#8221;dır. Böylece bir çalışma ulusal andı niteliğinde olan program etrafında toplanmakla ortaya çıkacak olan siyaset biçimi ise basbayağı bir fırka niteliğinde görülmemelidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.</p>
<p>**</p>
<p>Ülkemizin bütün önemli merkezleri birbirine az zamanda demir yollarıyla bağlanacaktır; ve önemli uygarlık kaynakları ortaya çıkarılacaktır. Yurdumuzun her yanının yıkık görünümünü bayındır hale çevirmek olan amacımızın temel taşları her yerde gözleri büyüleyecektir. Çalışmak ve mutlu olmak ihtiyacında olan bütün halkımıza, işçilere geniş ve güvenli çalışma alanları, çağrılarını yapmakta gecikmeyecektir. Tüccarların yüzlerinin güleceği günler de uzak değildir. Yurdumuzu bayındır bir hale getirmek ve ulusu mutlu etmek için düşünülen ve girişilen bu işlerde izlenecek programın temel noktaları, ele alınmış sayılabilir.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İzmir yolunda söylenmiştir.</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet hükümetinin, namuslu, yurtsever, cumhuriyetsever emekçilere her zaman yardımcı olacağından ve bu kimseleri destekleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1926, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
