<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Belleten Dergisi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/belleten-dergisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:09:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Belleten Dergisi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fransız Le Temps Gazetesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/le-temps-gazetesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 20:47:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[1939]]></category>
		<category><![CDATA[1956]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Ağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Le Temps Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[sayı 80]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4701</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, normal bir devrime gereken aşamalardan geçmeksizin bir ulusu birkaç yılda modernleştirmek mucizesini yaratmıştır. Dünya Ağlıyor, 1939 Eğer&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, normal bir devrime gereken aşamalardan geçmeksizin bir ulusu birkaç yılda modernleştirmek mucizesini yaratmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Ağlıyor, 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğer Atatürk, can çekişen Osmanlı İmparatorluğundan genç ve hayat dolu bir devlet çıkarmaya yeten son yirmi yılı, son demlerinde, bir şimşek hızıyla hayalinden geçirebilmişse, bir an içinde ne harikalı bir destan seyretmiştir.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1956, sayı 80</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransız Mareşal Hubert Lyautey</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/hubert-lyautey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 11:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Mareşal]]></category>
		<category><![CDATA[Hubert Lyautey]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2828</guid>

					<description><![CDATA[(9 Ekim 1922&#8217;de Paris camii mihrabının açılış töreninde:) Bugün Doğuda, gerçek bir devlet adamı olduğunu ispat eden Mustafa&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>(9 Ekim 1922&#8217;de Paris camii mihrabının açılış töreninde:)</p>
<p>Bugün Doğuda, gerçek bir devlet adamı olduğunu ispat eden Mustafa Kemal&#8217;in yönetiminde, en sıcak bir yakınlıkla karşıladığımız bir ulusal kalkınma, inşa ve teşkilâtlanma hareketi göze çarpmaktadır.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1956, sayı 80</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransız Profesör Maurice Baumant</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/maurice-baumant/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 10:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Profesör]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Maurice Baumant]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2804</guid>

					<description><![CDATA[Eski Osmanlı İmparatorluğu, bir hayal gibi, ortadan silinirken ulusal bir Türk devletinin kuruluşu, bu çağın en şaşırtıcı başarılarından&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Osmanlı İmparatorluğu, bir hayal gibi, ortadan silinirken ulusal bir Türk devletinin kuruluşu, bu çağın en şaşırtıcı başarılarından biridir. Mustafa Kemal yüce bir eser ortaya koymuştur.</p>
<p>Türk milliyetçiliğinin zaferi, bütün Asya&#8217;da meyvesini vermiş ve Kemalizmin parlak başarıları bütün sömürgeler için bir örnek olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1958, sayı 85</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çinli Yazar Ma Shao &#8211; Cehng</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/cinli-yazar-ma-shao-cehng/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 10:01:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çinli Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Ma Shao - Cehng]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2753</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal yeni Türkiye&#8217;nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir ulus yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal yeni Türkiye&#8217;nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir ulus yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese saydırmış, enerjiyle herkesi kendine inandırmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1958, sayı 80</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ödev ve Sorumluluk Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/odev-ve-sorumluluk-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:46:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[beni görmek demek]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü başardım.]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluyum]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev ve Sorumluluk Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2571</guid>

					<description><![CDATA[Sorumluluk yükü her şeyden, hatta ölümden de ağırdır. 1919, Belleten Dergisi, Cilt VII Ulusun, kendi yaşamını kurtarmak, kendi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sorumluluk yükü her şeyden, hatta ölümden de ağırdır.</p>
<blockquote><p><strong>1919, Belleten Dergisi</strong><strong>, Cilt VII</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun, kendi yaşamını kurtarmak, kendi yasal haklarını savunmak için yaptığı çağrıya uymak her kendini bilen yurttaşın görevidir. Eğer bu ulus, bu ülke parçalanacak olursa, şunun bunun şerefi de genel şerefsizlik yıkıntısı altında param parça olur. Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete gelen ulusa ruhumuzla katıldık. Buna engel olabilecek kişisel rütbelerimizi, mevkilerimizi de genel şerefi kurtarmaya yönelik bir amaç uğruna gözden çıkardık.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim eşsiz bir kişi olduğuma ilişkin bir yasa yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her ne biçimde olursa olsun, ulusa hizmet edenler ondan büyük ödüller bekliyorlarsa, kesinlikle doğru davranmış olmazlar. Ulustan çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler görevlerini yerine getirmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>1923</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüklendiğim görevi tamamiyle yerine getirdikten sonra siyasetten çekileceğim. Önce de söylemiştim. Bu düşüncem değişmedi; verdiğim bu sözü yinelerim. Ancak barış daha yapılmamış, geleceğimiz belli olmamış iken ulusu bir karışıklık, bir belirsizlik içinde nasıl bırakabilirim? Başladığım işi bitirmeliyim. Ondan sonra siyasetten çekilme yolundaki isteğimi yerine getireceğim.</p>
<blockquote><p><strong>11 Nisan 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Beni görmek demek, ille de yüzümü görmek demek değildir. Benim düşüncelerimi anlıyor, benim duygularımı siz de duyuyorsanız, bu yeter.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1929, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her an, tarihe karşı, dünyaya karşı, davranışımızın hesabını verebilecek bir durumda olmamız gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Mutluyum, çünkü başardım.</p>
<blockquote><p><strong>21 Haziran 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben görevimin bitmediğinin, yüklendiğim sorumluluğun büyük ve çetin olduğunun bilincindeyim. Bu görev bitmeyecektir. Ben toprak olduktan sonra da sürecektir. Ben ise bütün varlığımı yalnız bu kutsal göreve vereceğim ve onun büyük sorumluluğunu yüklenmekle mutlu olacağım. Çünkü yüce ulusumuzun kalb ve vicdanından bana karşı sarsılmaz bir güven ve inan taşmakta olduğunu görüyorum. Bu benim için büyük güçtür, büyük yetkidir.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihin Verdiği Ders</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarihin-verdigi-ders/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihin Verdiği Ders]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2544</guid>

					<description><![CDATA[Tarih ne güzel aynadır. Özellikle ahlaktan yana gelişmemiş olan topluluklar en yüce kutsal kavramlar karşısında bile insanı küçülten&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih ne güzel aynadır. Özellikle ahlaktan yana gelişmemiş olan topluluklar en yüce kutsal kavramlar karşısında bile insanı küçülten duygulara bağlı kalmaktan kendilerini alıkoyamıyorlar. Tarihe geçen bütün olaylarda, bu olaylara yol açanların tutum, eylem ve davranışı onların ahlak düzeyini açıkça gösterir.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1915, Belleten Dergisi, Cilt VII</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çağdaş demokraside, kişisel özgürlükler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık kişisel özgürlüklere devletin herhangi bir kimsenin karışması söz konusu olamaz. Ancak bu denli yüksek ve değerli olan kişi özgürlüğünün uygar ve demokrat bir ulusta ne demek olduğu, özgürlük kelimesinin kesin bir biçimde düşünülebilen anlamıyla anlaşılamaz. Sözü edilen özgürlük toplumsal ve uygar insan özgürlüğüdür. Bu nedenle kişi özgürlüğü düşünülürken her bireyin ve bütün ulusun ortak çıkarları ve devlet varlığı göz önünde bulundurulmak gerekir. Başkasının hak ve özgürlüğü ve ulusun ortak çıkarları kişi özgürlüğünü sınırlandırır. Kişi özgürlüğünü sınırlandırmak devletin hemen hemen temel ödevidir. Çünkü devlet kişi özgürlüğünü sağlayan bir örgüt olmakla beraber, aynı zamanda bütün özel çalışmaları, genel ve ulusal amaçlar için birleştirmekle görevlidir. &#8220;Özgürlük bankasına zararı olmayacak her türlü eylemde bulunmaktır&#8221; denildiği zaman yurttaş özgürlüğünün amacı olduğu, devletin bu amacı sağlamak için bir araç sayıldığı söylenmiş olur. Ama ulusun genel çıkar ve amacını koruyacak olan da bu araçtır.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ülkenin, bir ülke haklarının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi soyundan olan, büyük bildiği kimselerin vefasızlığına uğraması, onlardan büyük zarar görmesi daha acıdır. Bu kalp ve vicdanlar için onulmaz bir yaradır. Kendimizi için değil, ulusumuz için el birliğiyle çalışalım, çalışmaların en güzeli, en yücesi budur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komutan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/komutan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 15:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Asım Us]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çekilme]]></category>
		<category><![CDATA[cephe]]></category>
		<category><![CDATA[Duyduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Duygularım]]></category>
		<category><![CDATA[esir]]></category>
		<category><![CDATA[Gördüklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[Komutan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2389</guid>

					<description><![CDATA[Ben askerliğin her şeyden ziyade sanat yönünü severim. 1912 Savaşta güçten çok, gücün amaca uygun bir biçimde kullanılmasının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben askerliğin her şeyden ziyade sanat yönünü severim.</p>
<blockquote><p><strong>1912</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Savaşta güçten çok, gücün amaca uygun bir biçimde kullanılmasının önemli olduğu düşünülmelidir.</p>
<blockquote><p><strong>1915, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Komutanların göstereceği en büyük yiğitlik sorumluluktan korkmamaktır&#8230; Namuslu ve onurlu bir komutan için ölüm hiçbir vakit akla gelmez; onu düşündüren hareketin yerinde olup olmadığıdır. Geri çekilme manevrası için bir komutanda büyük ölçüde yerinde karar verme ve ileri görüş nitelikleri bulunmalıdır. Bizim ordumuzu büyük felaketlere uğratan, çoğu zaman geri çekilme manevrası için karar verme gücü olan komutanların bulunmayışıdır. Üstün düşman saldırısı karşısında, çok kez komutanlar askerin kendi kendine yerlerini bıraktıkları zamana kadar karar vermekten ürkerler. Sonra da çekilmeyi bir suç, askeri de suçlu sayarlar.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1918</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ölmek ancak öldürmek erek ve amacına yönelik olmak gerekir. Ancak öldükten sonra hiçbir amaç sağlamayacaksa ölüm neye yarar?</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Tarihte yarılmamış ve yarılmayan cephe yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir askeri harekete uzaktan bakmak ve bakan kişinin kendisinin bulunduğu koşullan içinde onu irdelemek o kişiyi hiç bir zaman doğru bir sonuca götürmez. İnsanları, harekatı irdelerken, o harekatı yürüten komutanların, subayların bulundukları yeri, ellerindeki araçları, karşılaştıkları baskı ve güçlükleri o anda incelemek gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yarım hazırlıkla, yarım önlemlerle yapılacak saldırı çok kez saldırmamaktan çok daha kötüdür. Savunma hattı yoktur. Savunma alanı vardır. O olan da bütün yurttur. Yurdun her karış toprağı, yurttaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için, küçük büyük her birlik bulunduğu yerden atılabilir; ama küçük büyük her birlik ilk durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanında birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uyamaz. Bulundukları yerde sonuna kadar dayanmak ve direnmekle yükümlüdürler.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1921, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Düşmana karşı kurulan cepheler iki nitelikte düşünülebilir. Kolay anlaşılmak için şöyle diyelim: iç cephe, dış cephe. Temel olan iç cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilgiye uğrayabilir. Fakat bu durum hiçbir zaman ülkeyi, bir ulusu yok edemez. Önemli olan, ülkeyi temelinden yıkan, ulusu esirlik durumuna düşüren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmış ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten &#8220;kaleyi içten almak&#8221; dışından zorlamaktan çok daha kolaydır. Bu amaçla içimize kadar sokulabilen ara bozucu mikropların, ajanların bulunduğunu ileri sürmek yerinde olur.</p>
<p>***</p>
<p>Şimdi baylar, düşmana saldırmak için verilmiş olan kesin kararımızı uygulamaya başlamadan önce, hazırlamak ve tamamlamak zorunda bulunduğumuz savaş araçlarının ne olduğunu söyleyeyim: Tam üç aracın hazırlığının yeter ölçüde olduğunu görmek gereğini duyuyorum. Onlardan birincisi, en önemlisi ve temel olanı doğrudan doğruya ulusun kendisidir; varlığı ve bağımsızlığı için ulusun gönlünde ve vicdanında beliren ve gelişen istek ve dileklerin sağlamlığıdır. Ulus, bu içten gelen isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterirse, düşmanlara karşı başarı sağlamak için o denli güçlü bir aracımız olduğuna inanırım. İkinci araç, ulusu temsil eden Meclisin ulusal isteği belirtmekte ve bunun gereklerini inanarak uygulamakta göstereceği kararlılık ve yiğitliktir. Meclis, ulusal isteği ne denli çok dayanışma ve birlik içinde belirtirse, elimizde düşmana karşı o denli güçlü bir üstünlük aracı bulunur. Üçüncü araç, ulusun silahlı evlatlarından meydana gelip düşmanın karşısına çıkarılmış bulunan ordumuzdur.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kesin bir sonuç her zaman saldırıyla alınır. Fakat savunmayla yapılan bir çok görev de vardır. Burada bütün arkadaşların dikkatini bir noktaya çekmek isterim. Kesin sonuca varılmak istenen zamana gelmeden önce, gerçek ve ciddi saldırı zamanından önce, birliklerin savaşma gücünü azaltmaktan, sayılarını düşürmekten kaçınılmalıdır. Bunun için saldın, savunma, işgal savaşı ve kesin savaşın biçiminin, uygulanacağı zaman ve durumun seçilmesinde, arkadaşların zaten var olan soğukkanlılıklarının korunması gerekir. Buna, kuramsal ve uygulamalı uğraşlarımızda çok dikkat etmeliyiz. Bir de, üstlenilen görevle askerlikten yana etkinlikler arasında ciddi bir ilişki vardır.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben çok acemi komutanlar gördüm. Örneğin, bir alay komutanı yeni tümen komutanı olmuş; ya da bir tümen komutanı yeni kolordu komutanı olmuş; biraz da tecrübesiz! Daha tecrübe edinmeye vakit bulamadan güç durumlar karşısında kalmış. Yaşamı boyunca bir tümene alışmışken, düşman karşısında iki veya üç tümene birden komuta etmek zorunda kalınca duraksaması ve güçlüklerle karşılaşması doğaldır. Bir tümene komuta ettiği zaman tümenin bütün birliklerini, olabildiği kadar, gözü altında birleştirip yönetebilen acemi bir komutan iki üç tümenin gözden uzak yerlerde savaşmasını yönetmek zorunda kaldığı zaman kendi kendine: &#8220;Hangi tümenin yanında bulunayım, onun mu, bunun mu? orada mı, burada mı&#8221; diye sorar. Hayır! Ne orada bulunacaksın ne de burada! Öyle bir yerde bulunacaksın ki, hepsini yöneteceksin. O zaman &#8220;ben hiç birini gereği gibi göremem&#8221; der. Elbet gözlerinle göremezsin! Aklınla, anlayışınla görmen gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Savaş, vuruşma, hele meydan savaşı yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Meydan savaşı ulusların bütün varlıklarıyla bilim ve teknik alanındaki vardıkları düzeyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle, kısacası bütün maddi ve manevi güçleri ve erdemleriyle ve her türlü araçlarıyla çarpıştıkları bir sınav alanıdır. Bu alanda, çarpışan ulusların gerçek güç ve değerleri ölçülür. Sonuç yalnız maddi temellere dayanan gücün değil, bütün güçlerin, özellikle ahlaksal ve kültürel gücün üstünlüğünün meydana çıkmasını sağlar. Bu nedenle meydan savaşında yenilen taraf, ulusça, ülkece bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. Böyle bir sonun ne denli acıklı olabileceğini tahmin edersiniz. Çöküş yalnız savaş alanında bulunan orduyla sınırlanmaz asıl ordunun bağlı olduğu ulus acıklı yıkımlara uğrar. Tarih, başlarındaki hükümdarlarla doymak bilmez politikacıların elinde, birtakım düşsel (hayal ürünü) isteklerinin aracı haline gelen istilacı orduların, istilacı ulusların uğradığı bu çeşit korkunç sonuçlarla doludur.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kolordu denen birlik güç ve erk bakımından en büyük birliktir. Bunun komutanı bir tek erini kurtarmaksızın, tersine, bütün birliğini düşman elinde bırakarak kendini kurtarırsa, bunun nedenleri ve koşulları ne olursa olsun bu davranış kolordu komutanının aleyhindedir.</p>
<blockquote><p><strong>2 Nisan 1926, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bundan ötürü, yöntem ve kural şudur ki, genel durumu yönetmek sorumluluğunu yüklenmiş olanlar en önemli hedefe ve yakın tehlikeye, olabildiğince yakın bulunur. Yeter ki bu yakınlık genel durumu görmelerini sınırlayacak derecede olmasın.</p>
<p>***</p>
<p>Bir komutanın esir düşmesi de suç sayılmayabilir. Ancak askerlik görev ve gereklerini yapıp uygulamakta elindeki kuvveti sonuna kadar kullandıktan sonra kanını akıtmak fırsatını bulamaksızın düşman eline düşerse&#8230; Baylar, bütün ordusu düşman kuvvetleri karşısında yenilip kendiliğinden geri çekilirken, kılıcını çekip tek başına atını düşman başkomutanının çadırına sürerek ölüm arayan Türk komutanları görülmüştür. Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi kötü bir rastlantı ve talihsizlik sonu da olsa düşmana esir düşmesini biz bağışlasak bile tarih hiç bağışlamaz ve bağışlamamalıdır. Türk Devrim Tarihinin gelecek kuşaklara ileteceği söz ve uyarılar budur.</p>
<p>***</p>
<p>Komutanlar, emirlerine verilen ulus çocuklarını, ülke araçlarını düşmana yöneltirken düşünecekleri tek şey, ulusun kendilerinden beklediği yurt ödevini ateşle, süngüyle ve ölümle yerine getirmek ve sonuçlandırmaktır. Askerlik görevi ancak bu anlayış ve inanışla yapılabilir. Lafla, siyasetle düşmanın aldatıcı vaatlerine kulak vermekle askerlik görevi yapılamaz. Komutanlık görev ve sorumluluğunu yüklenecek kadar omuzlarında ve özellikle kafasında güç bulunmayanların acıklı sonuçlarla karşılaşmamaları olanağı yoktur.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar, komutanlar askerlik görev ve gereklerini düşünürken ve uygularken siyasal düşüncelerin etkisi altında kalmaktan sakınmalıdırlar. Siyasal yönün gereklerini düşünen başka görevliler bulunduğunu unutmamalıdırlar.</p>
<p>***</p>
<p>Bilirsiniz ki, savaş ve çarpışma demek iki ulusun yalnız iki ordusuyla değil, bütün varlıklarıyla, bütün mallarıyla, bütün maddi manevi güçleriyle karşılaşması ve birbiriyle vuruşması demektir. Bunun için Türk ulusunu cephedeki ordu kadar, düşüncesi ve duygusuyla ve eylemli olarak savaşla ilgilendirmeliydim. Ulus bireyleri, yalnız düşman karşısında olanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes, silahla vuruşan savaşçı gibi kendisini görevli bilerek bütün varlığını savaşa verecekti. Bütün maddi ve manevi varlığını yurt savunmasına bağlamakta ağır davranan ve titizlik göstermeyen uluslar, savaşı ve çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Askerlikte bir kural vardır. Düşmanın savaş cephesi çok güçlü olursa onu parçalara ayırmak gerekir. Biz ulusal savaşa başlarken karşımızda iki düşman vardı. Biri iç düşmandı ve bunu İstanbul hükümeti temsil ediyordu. Ötekisi diş düşmanlardı. Bunu yabancı işgal kuvvetleri oluşturuyordu. Her iki düşmanla aynı zamanda savaşmak olanaksızdı. Ulusal savaş zafere ulaştıktan ve Lozan barışı imzalandıktan sonra düşmanları parça parça halinde ayırmak, sıraya koyarak en önemlilerini başlangıçta ortadan kaldırmak, ondan sonra ötekilerini ele almak gerekirdi. Yaptığımız budur.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım 1930-1950, Asım Us</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim için askeri deha diye bir şey yoktur. Ben herhangi zor bir durum karşısında kaldığım zaman yaptığım şudur: Durumu iyice saptamak, sonra bu durum karşısında alınacak önlemlerin ne olduğuna karar vermek. Bu kararı bir kere verdikten sonra da artık acaba yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım diye kuşkuya düşmemek ve bu karan yürütmek, başaracağıma inanarak yürütmek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Ekonomisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/devlet-ekonomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[kollektivizm]]></category>
		<category><![CDATA[komünizm]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[tarım sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2377</guid>

					<description><![CDATA[Bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da en başta gelen önemli işimiz ekonomik işlerdir. Bu işlerde en yüksek başarıyı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da en başta gelen önemli işimiz ekonomik işlerdir. Bu işlerde en yüksek başarıyı sağlamaya çalışmak son derece önemlidir, zorunludur. Onun için bu işlerle bütün devlet örgütlerinin, bütün yurttaşların ve hepimizin gerçek duygularla ilgilenmemiz gereği doğaldır. Yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün programları ekonomi programına dayanmalıdır. Onun için çocuklarımızı buna göre eğitmeliyiz; onlara buna göre bilim ve kültür vermeliyiz ki, ticaret, tarım ve sanat dünyasında ve bunların bütün çalışma alanlarında verimli olsunlar, etkin olsunlar, pratik olsunlar. Bu nedenle eğitim programımız, gerek ilköğretimde, gerek ortaöğretimde verilecek bütün dersler bu görüşe göre olmalıdır. Eğitim programımız gibi devletin çeşitli bölümleri için planlanacak programlar da ekonomik programa dayanma zorunluluğundan kendilerini kurtaramazlar. Temeli sağlam bir program uygulamak ve bu program üzerinde bütün ulusu uyum içinde çalıştırmak gereklidir. Ulus ekonomi yolunda güvenle ve güven vererek kesin ve sağlam adımlar atarken ana programımızın esinlediği genel önlemleri yeğlemek en doğru yoldur. Toplumumuzun bütün iş bölümleri sahiplerini, yararlı bir ilişkiyle bu yolda elele vermiş, omuz omuza dayanmış olarak amaca doğru yürüyen, birbirine içtenlikle bağlı yolcular yapmak, devletin ekonomi işlerinde yorgunluğunu azaltmak ve başarı süresini kısaltmak tek çaredir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1923, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye&#8217;nin uyguladığı devletçilik sistemi 19. yüzyıldan beri sosyalizm kuramcılarının ileri sürdükleri düşüncelerden alınarak Türkçeye aktarılmış bir sistem değildir. Bu, Türkiye&#8217;nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye&#8217;ye özgü bir sistemdir. Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Bireylerin özel girişimlerini ve kişisel etkinliklerini esas tutmak; fakat bir ulusun ve geniş bir ülkenin bütün ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve birçok şeyin yapılmadığını göz önünde tutarak ülke ekonomisini devletin eline almak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yurdumuzda yüzyıllardır bireysel ve özel girişimlerle yapılmış olan şeyleri bir an önce yapmak istedi ve görüldüğü gibi de kısa bir sürede yapmayı başardı. Bizim istediğimiz bu yol, görüldüğü gibi liberalizmden başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1936, Belleten Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Devletçilik, özellikle toplumsal, ahlaksal ve ulusaldır.&#8221; Ulusal varlığın dağıtımında, daha yetkin bir eşitlik ve emekçilerin daha yüksek bir refah içinde bulunmaları, ulusal birliğin korunmasının koşuludur. Bunu hep göz önünde tutmak, ulusal birliğin temsilcisi olan devletin önemli bir ödevidir. Halkın yararına hizmet eden genel kuruluşların çoğalması devletin göz önünde tutacağı bir sorundur. Böylece salt çıkarcı etkinlikler sınırlandırılmış olur. Bu hal yurttaşlar arasında ahlaktan yana dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir. Yurtta her çeşit üretimin çoğalması için kişisel girişimin devletçe çok gerekli olduğunu belirttikten sonra şunu söylemeliyiz ki; &#8220;devlet ve birey birbirinin karşıtı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.&#8221; Bunun izlenmesini uygun gördüğümüz ılımlı devletçilik ilkesi, bütün üretim ve dağıtım araçlarını bireylerden alarak, devleti başka ilkelere göre düzenlemek amacını güden sosyalizm ilkesine dayanan kollektivizm ya da komünizmde görüldüğü gibi özel ve bireysel girişim ve etkinliklere izin vermeyen bir sistem değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Medeni Bilgiler, Afet İnan</strong></p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Melâhat Özgü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/melahat-ozgu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2019 15:04:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Melâhat Özgü]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1838</guid>

					<description><![CDATA[Devrimleri yaparken Atatürk sanat gücümüzün artmasını, ihmal edilmiş sanatımızın yeniden ele alınmasını, bu alandaki gücümüzün tanınmasını yürekten istemişti.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Devrimleri yaparken Atatürk sanat gücümüzün artmasını, ihmal edilmiş sanatımızın yeniden ele alınmasını, bu alandaki gücümüzün tanınmasını yürekten istemişti.</p>
<p>Sanata toplumun yollarını açan Atatürk devrimleridir. Atatürk&#8217;ün kendisidir.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1963</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Afet İnan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/afet-inan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 16:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Atatürk'ü Anarken]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kadınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1819</guid>

					<description><![CDATA[1935 yılında, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin 18 üyesini, çeşitli meslek sahibi olan kadınlarımız teşkil etmiştir. Bu durum, ileri ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1935 yılında, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin 18 üyesini, çeşitli meslek sahibi olan kadınlarımız teşkil etmiştir. Bu durum, ileri ve demokratik bir düşüncenin uygulanışıdır. Bu bakımdan Türk kadınları Atatürk devrine minnettardırlar. Çünkü Cumhuriyet&#8217;i, o tarihten itibaren ileri bir ülke sayılmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Kemal Atatürk&#8217;ü Anarken, 1956</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Türkler demokrat, hür ve sorumluluklar yüklenen vatandaşlardır. Türk Cumhuriyetinin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir.&#8221;</p>
<p>Bu sözleriyle Atatürk ulus bütününe değer vermenin en güzel örneğini ortaya koymaktadır.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1963, sayı 108</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
