<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Batı Cephesi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/bati-cephesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:54:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Batı Cephesi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ali Fuat Cebesoy&#8217;a Ait Anılar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ali-fuat-cebesoya-ait-anilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 21:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy'a Ait Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[bekar]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[komünizm]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sefir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir pansiyonda kalıyordum. Babam beni sık sık Meclis&#8217;e götürür ve arkadaşlarıyla tanıştırırdı. Bu arada Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar gibi yazarları da tanımıştım.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy da milletvekili idi. Onunla da birçok karşılaşmamız olmuştu. Bozüyük&#8217;ün kurtuluşunda Cebesoy ve babam çok büyük hizmet verdiklerinden, o ilçenin kurtuluş gününe davet için özel olarak Bozüyük&#8217;ün kurtuluşu kutlamalarına gider, gelirlerdi.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy, Ankara Palas&#8217;ta kalmakta idi. Bazen oraya da giderdik. Yazdığı kitaplarla Ata&#8217;ya ve Kurtuluş Harbi&#8217;ne ait pek çok bilgi aktarmıştı. Benim onları okuduğumu öğrenince çok memnun olmuştu. Ayrıca hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken yine birçok defa ziyaretine gitmiştik. O zamanlar ben doktor olmuş ve genel cerrahi ihtisasını yapmakta idim. Bu nedenle Sayın Cebesoy hekim olarak da benim gelmemi istemekte idi.</p>
<p>Babamla karşılıklı konuşmalarında pek çok kez, &#8220;Biz Kurtuluş Savaşı&#8217;nı beş bekâr başlattık. Onlar da şunlar..&#8221; derdi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa</p>
<p>Ben (Ali Fuat Cebesoy)</p>
<p>Kâzım Karabekir Paşa</p>
<p>Refet Paşa</p>
<p>Rauf Orbay</p>
<p>&#8220;Eğer Atatürk başa geçmese idi, hiçbirimiz bu işi götüremezdik. Çünkü, hiçbirimiz diğerinin liderliğini, kumandanlığını kabul edecek karakterde kişiler değildik. Ancak Atatürk&#8217;ün üstün kudret ve kuvveti, cesareti, mertliği ve dürüstlüğü hepimizi bir araya getirmiş ve bir arada tutmuştur&#8221; demiştir.</p>
<p>(Bu beş bekârdan Atatürk evlenip ayrılmış, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay hiç evlenmemişlerdir.)</p>
<p>Ali Fuat Paşa&#8217;nın Atatürk&#8217;e ait Harp Okulu&#8217;nda tanışmalarından itibaren olan, çok enteresan hatıraları, &#8220;Sınıf Arkadaşım Atatürk&#8221; kitabında vardır.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy 1957 yılında hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken, babamla beraber ziyaretine gittiğimiz zaman anlattığı ve kitaplarında olmayan şu açıklamayı kendisinden dinlemiştim. Onu, tarihi önemi nedeniyle nakletmek isterim.</p>
<p>Benim Moskova büyükelçisi olarak tayinim söylentileri dolaşırken bunu duymuş ve çok üzülmüştüm. Çünkü bayı cephesi kumandanlığı, yapmıştım. Moskova&#8217;ya niçin gidecekmişim diye düşünüp, &#8220;Bunu Atatürk&#8217;ün kendisine soracağım&#8221; dedim. Ve Atatürk&#8217;ün yanına gittim. &#8220;Paşam benim Moskova Sefirliği&#8217;ne tayinim söylentileri var. Bu doğru mudur?&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Fuat Paşa&#8221; dedi. &#8220;Biz seninle en eski arkadaşız. Senin neler yapabileceğini benim kadar kimse bilemez. Biliyorsun Rusya&#8217;da çarlık yıkıldı ve komünist gruplar iktidara geldiler. Bütün Avrupa ülkeleri bu olayların kendi ülkelerinde yayılmasından korkmaktalar. Hele krallıkla idare edilen ülkeler çok büyük tedirginlik içinde. Rusya ihtilalcileri de kendi komünist görüşlerini bütün Avrupa&#8217;ya yaymak istiyorlar. Bu arada bizim Anadolu&#8217;da başlattığımız kurtuluş hareketini de kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek arzusundalar. Yapacakları siyasi ve iktisadi yardımlar için de bu doğrultuda bir eğilim görmek istiyorlar.</p>
<p>Ayrıca biliyorsun Enver Rusya&#8217;da. Türkistan&#8217;da bir devlet kurma hayali içinde. Ülkeyi bu hale getirdiği yetmiyormuş gibi; vatanı ikinci bir maceraya sokmak istiyor. Orada sen Anadolu&#8217;nun tek ve yetkili kişisi olacaksın. Ben her gün Meclis&#8217;teyim. Her an batı cephesindeyim. Ama hiçbir zaman Moskova&#8217;da olamam. Orada sen Ankara&#8217;nın hem gözü, hem kulağı, hem eli olacaksın. Moskova&#8217;ya batı cephesi kumandanının elçi olarak gitmesinin anlamı çok farklı olacaktır. Bu tayinde üzülecek değil, övünülecek bir taraf olduğunu bilmeni isterim&#8221; diye beni ikna etmişlerdi.</p>
<p>Hakikaten, Moskova Anadolu&#8217;nun tek temsilcisi olarak Ali Fuat Paşa&#8217;yı görmüş; Ali Fuat Paşa Moskova&#8217;da fevkalade başarılı çalışmalar yapmış; yapılan her türlü cephane ve silah yardımının artmasında etkili olmuştur.</p>
<p>Daha sonraları Atatürk, bizzat Refik Koraltan bir komünist kurdurmuş, hatta kardeşi Makbule Hanım&#8217;ı bile bu partiye kayıt ettirerek Rus komünist idaresi istekleri doğrultusunda hareket ediyor görünmüş, fakat hiçbir zaman bu idare şekline sempati duymamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Yurdakul Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal&#8217;i Ağlarken Gördüm</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mustafa-kemali-aglarken-gordum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Akif Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk meclis konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2424</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Temmuz 1922 tarihli oturumunda, Erzurum Milletvekili Salih Efendi’nin Batı Cephesi’ne bir heyet gönderilmesine&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Temmuz 1922 tarihli oturumunda,<br />
Erzurum Milletvekili Salih Efendi’nin Batı Cephesi’ne bir heyet gönderilmesine dair bir önergesi görüşülmüştü, benim başkanlığım altında Karesi Milletvekili Abdulgaffur Hoca, Burdur Milletvekili Şair Mehmet Akif,<br />
Kayseri Milletvekili Atıf Beylerden oluşan bir heyet seçilmişti. Gerçek vatanperver ve dini bütün bir Müslüman olan Mehmet Akif, saydığım ve sevdiğim bir yakın arkadaşımdı.<br />
Kurban Bayramı, Ağustos’un dördüncü günüydü. 1 Ağustos sabahı otomobillerle, erkenden Batı Cephesi karargâhına gitmek üzere Ankara’dan ayrıldık,<br />
ertesi günü karargâha vardık. Bayramın ilk günü kutlama törenine Cephe<br />
Kumandanlığından başlayabilmek için, hareketimizi ona göre düzenledik.<br />
Komutanlık bir program hazırlamıştı. Bu programa göre, 1. ve 2. Ordularla,<br />
kolordu ve tümen karargâhlarına gidecektik. Durumları uygun olan tümenlerin tamamını, olmayanların da bazı kıtalarını tören düzeninde görerek,<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tebriklerini ve başarı dileklerini ben heyet<br />
başkanı olarak iletecektim. Sonra kıtalar bize bazı hareketler gösterecek ve<br />
resmi geçit yapacaklardı. Bundan sonra karargâhlara uğrayarak, onları Meclis adına kutlayacaktık.<br />
Benim, Gazi Paşa’dan aldığım özel bir görevim daha vardı. Ordularımızın<br />
maddi ve manevi savaş kudretini anlamaya çalışacaktım.<br />
Cephedeki görevimiz, dört beş gün içinde tamamlanmıştı. Kumandan,<br />
subay ve asker arkadaşlarımız arasında geçen zamanı asla unutamam. Kıta-<br />
larımızın hareketlerinde gördüğümüz manzara, canlılık ve savaş kabiliyeti,<br />
kahraman arkadaşlarımızın heybetli bakışları bizlere zafer günlerini pek<br />
uzak olmadığı hissini vermişti. Bu cephenin eski bir kumandanı olarak yaptığım denetleme ve görüşmelerden, subay ve askerlerimizin iyi eğitim ve<br />
disipline edildiklerini, zalim ve işgalci bir düşmandan intikam almak gününü<br />
sabırsızlıkla beklediklerini görmüştüm.<br />
&#8211; Yarabbi, bize zafer günlerini kolay kıl!<br />
Diye dualar etmiştim. Ordularımızın maneviyatı çok yüksekti.<br />
Hatırladıkça hâla heyecanla titrerim. Tören düzeninde dizilmiş bir tümenin<br />
kıtalarını teftiş ediyorduk. Hepsi aslanlar gibi idi. Mehmet Akif kendinden<br />
geçmişti. Dudaklarından kendi yazdığı İstiklâl Marşı’nın mısraları dökülüyordu.<br />
Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım,<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım,<br />
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım,<br />
Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.<br />
Beni solumdan takip eden Akif’e döndüm. Gözlerinde yaşlar tanelenmişti.<br />
Bu yüce manzara karşısında kendisini tutamıyordu.<br />
&#8211; Akif Bey! Siz ağlıyorsunuz, dedim<br />
&#8211; Ne yapayım heyecanımı zapt edemiyorum.<br />
Cevabını verdi ve sonra ilave etti:<br />
&#8211; Fakat sizin de gözleriniz yaşlı, paşam.<br />
Arkadaşım doğru söylüyordu. Ben de çok heyecanlı idim. Gözlerimde tanelenenler sevinç gözyaşları idi. Ben zaten hep böyleyimdir. Bu yaşta bile<br />
önümden bir alay sancağı geçse heyecandan tıkanacak gibi olurum.<br />
Ankara’ya döndükten sonra Batı Cephesi’ndeki izlenimlerimi anlatırken, bu<br />
olaydan bahsettim. Gazi’nin o ışık saçan mavi gözlerinde tanelenen yaşlar<br />
birden yüzüne döküldü, ağlıyordu. Fakat bu yaşların anlamı, çok daha<br />
başka ve çok daha yüce idi.<br />
&#8211; Fuat Paşa, kazanacağız, dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İstanbul: İnkılap ve Aka 1981, s. 156-158</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
