<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Başöğretmen Atatürk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/basogretmen-ataturk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Dec 2025 22:20:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Başöğretmen Atatürk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Softalar ve Atatürk</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/softalar-ve-ataturk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 02:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[başöğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[islam dini]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın inkılabı]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[softalar ve atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[türk ahlakı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5059</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı toplumunun sosyal yaşamında, İslâm dininin akılcı ruhuna ters düşmesine rağmen kadın ve erkeğin bir arada bulunması uygun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı toplumunun sosyal yaşamında, İslâm dininin akılcı ruhuna ters düşmesine rağmen kadın ve erkeğin bir arada bulunması uygun görülmezdi. Bu anlayış daha çok tarikatların etkisiyle bağnazlığın yaygınlık kazanmış olduğu şehirlerde etkendi. Bağnazlığın etkisinden uzak olan köy ve kasaba halkı ise, ahlâkı ve erdemi insan olmanın temel koşulu kabul eden Türk kültüründen beslendiğinden kadın ahlâkından kuşku duymamış ve onu yaşam mücadelesinin en büyük destekçisi olarak görmüştür. Bu nedenle köy ve kasaba hayatına kadını sosyal yaşamdan dışlayan haremlik-selâmlık uygulaması girmemiştir.<br />
Kadın ahlâkına duyulan şüphe, insanın kendi ahlâkına olan güvensizliğinin bir yansımasıdır. Namussuzların herkesi namussuz göreceği sosyolojik gerçeği de bunu doğrulamaktadır. Türk halkının sosyal yaşamında kadın ve erkeğin el ele olması kendi mutlu geleceğinin temel koşuludur. Bu nedenledir ki her fırsatta ATATÜRK, kadın-erkek eşitliğini savunmuş ve hayatın her alanında bu iki cinsin birlikte mücadele etmesini istemiştir. Bu düşünce, din simsarlığı ile beslenen gerici ve yobaz çevrelerin tepkisine yol açsa da o, geri adım atmayıp anne ve kız kardeşlerimizin aklından ve ahlâkından şüphe eden bağnazlığı yıkmaya kararlı olduğunu yaptıklarıyla göstermiştir. Ahlâkı cinselliğe indirgeyerek hem İslâmiyet’e hem de Türk ahlâk anlayışına kötülük eden yobazlara karşı, ATATÜRK’ün tavır ve davranışlarını yansıtması bakımından aşağıdaki anekdot mesaj niteliğindedir:<br />
1922 Ekiminin on yedinci günü toplantı yaptı; Ankara devlet merkezi olduğuna göre oradaki Öğretmenler Birliğinin de genel merkez olmasına karar verildi.<br />
Kadın inkılâbı henüz yapılmamıştı ve kadınların toplantılara geldikleri pek az görülüyordu.<br />
O gün toplantıya kadın öğretmenlerden üçü gelmiş, ön sıraya oturmuşlardı; geride olan erkeklerle onlar arasındaki sıralardan birkaçı boş bırakılmıştı.<br />
Ertesi gün Meclisteki sarıklı mebuslar köpürdüler; bu hareketi dinsizlik, ahlâksızlık, küstahlık saydılar; ATATÜRK’e şikâyet ettiler.<br />
ATATÜRK, onları dikkatle dinledi; sonra fena hâlde kızmış göründü. Yanındakilere sordu:<br />
-Öğretmenler Birliği reisi kimdir?<br />
-Mazhar Müfit.<br />
-Çağırın onu!&#8230;<br />
Hocalar pek memnun görünüyorlardı. Birkaç dakika sonra Mazhar Müfit gelince, ATATÜRK ona çıkıştı:<br />
-Siz öğretmenler toplantısında ne yapmışsınız? Bu ne ayıp şey!&#8230;<br />
ATATÜRK’ün gayet ileri düşünüşlü adam olduğu, hocaların şikâyetlerini de öğrendiği için Mazhar Müfit şaşırdı; bir şeyler söylemek istedi:<br />
-Efendim, yemin ederim ki&#8230;<br />
Sözlerini bitirmeye meydan kalmadan, ATATÜRK gürledi:<br />
-Bırak bırak, hepsini biliyorum! Toplantıya kadın öğretmenleri de çağırmışsınız!&#8230;<br />
Hocalar medeniyete karşı zafer kazandıklarını zannederek gurur duyuyorlardı. Diğerleri ATATÜRK’ün böyle konuşacağına ihtimal vermediklerinden, hayretle dona kalmışlardı.<br />
ATATÜRK devam etti:</p>
<p>-Fakat onları niçin ayrı sıralara oturttunuz? Siz kendinize mi güvenemiyorsunuz, yoksa Türk kadınının faziletine mi? Bir daha öyle ayrılık görmeyeyim! Anlaşıldı mı?<br />
Hocaların başlarından aşağı buzlu sular dökülmüştü: Süklüm püklüm çıktılar.</p>
<p><em>Yıldırım; s. 77-78.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başöğretmen</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/basogretmen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 18:09:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[9 ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[arap harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk öğretmen olmak istiyor muydu?]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Harf İnkılabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[latin harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[milli kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4882</guid>

					<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı yurdun düşmanlardan temizlenmesini sağlamış, ancak gerçek kurtuluşu sağlamamış sadece buna giden ortamı hazırlamıştır. Çünkü gerçek kurtuluş&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurtuluş Savaşı yurdun düşmanlardan temizlenmesini sağlamış, ancak gerçek kurtuluşu sağlamamış sadece buna giden ortamı hazırlamıştır. Çünkü gerçek kurtuluş ancak ülkenin işgal gibi bir felâketi yaşamasına neden olan etkenlerin tamamen ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilirdi. Bu ise Türk insanının işgallerin de gerçek nedeni olan cehalet, geri kalmışlık ve yoksulluktan kurtulması,hurafelere dayalı yanlış inanış ve anlayışların yerini sağlıklı, bilimsel ve üretken bir anlayışa bırakmasıyla mümkündür. Cehalet, sadece Türk halkının değil insanlığın<br />
en büyük düşmanıdır. Yukarıdaki bu görüşler, ATATÜRK’ün düşünceleri olup onun eylemlerine yön vermiştir. Kurtuluş Savaşı devam ederken büyük bir kararlılıkla eğitim seferberliğini başlatmış olması, savaş sonrasında ise Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanının, çağdaşlaşma savaşının başöğretmeni olması bu düşüncelerin doğal bir sonucudur. ATATÜRK için başkomutanlık bağımsızlığa giden yolda gerekli olan bir araçtı. Asıl amaç Türk ulusunu uygarlığa taşıyacak başöğretmenlikti. Aşağıdaki anekdot, başöğretmenin cehalete karşı başlattığı mücadeleyi yansıtan güzel bir örnektir:<br />
Kurtuluş Savaşı zaferle sona ermiş, vatan ve millet kurtulmuştu. Bazıları sanıyordu ki ATATÜRK’ün önderlik rolü artık bitmişti. Hâlbuki onun kalbinde Türk milletinin yüzyıllardan beri şifa bulmayan yaraları kanıyordu; ana vatandan düşmanı kovmakla her şey tamam olmuyordu, o tekrar gelebilirdi. Bunun önüne geçmek için kökleri içimizde olan sebepleri de yok etmek gerekirdi. ATATÜRK en büyük derdin, halkın cahilliği olduğunu görüyor, onun kafasını aydınlatınca hızla yükseleceğini biliyordu.<br />
O sırada arkadaşlarından biri sordu:<br />
-İşte memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz?<br />
-Millî Eğitim bakanı olarak millî kültürü yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.<br />
Millî Eğitim bakanı olmadı, cumhurbaşkanı oldu. Fakat bütün devrimler gibi eğitim devrimi de onun eseridir.<br />
Halkın kültür bakımından yükselmesine başlıca engel, Arap harfleriydi. ATATÜRK, 1927’de kararını verdi, 1928 kış ayları hazırlıkla geçti. Ağustosun dokuzunda Perşembe günü İstanbul’da Sarayburnu’nda bir toplantıda halkla konuştu ve kararını bildirdi; Lâtin harfleri kabul edildi. Savaşta başkumandanlık eden ATATÜRK, “Başöğretmen” oldu. Seyahat ettiği yerlerde halkı imtihan etti ve dersler verdi.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 92-93.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Öğretmenden İzindeki Türk Öğretmenlerine</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/bas-ogretmenden-izindeki-turk-ogretmenlerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2020 18:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4807</guid>

					<description><![CDATA[Ordularımızın ihraz ettiği zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Hakiki zaferi siz ihraz ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ordularımızın ihraz ettiği zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Hakiki zaferi siz ihraz ve idame edeceksiniz ve behemehal muvaffak olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi takip edeceğiz ve sizin tesadüf edeceğiniz engelleri kıracağız.</p>
<p><em>Bursa Öğretmenlerine Konuşma, 27.10.1922</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başöğretmen Atatürk</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/basogretmen-ataturk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 22:57:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[yazı devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4571</guid>

					<description><![CDATA[Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk&#8217;ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O&#8217;na &#8220;Başöğretmen&#8221; denilmeye başlar. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk&#8217;ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O&#8217;na &#8220;Başöğretmen&#8221; denilmeye başlar. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştır. Çünkü Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan hemen sonra, bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmiştir:</p>
<p>&#8220;Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak isterdiniz?&#8221; Hiç duraklamadan şu cevabı verir:</p>
<p>&#8220;Milli Eğitim Bakanı olarak Türk kültürünü yükseltmeye çalışmak, en büyük amacımdır.&#8221;</p>
<p>Ondan sonra Atatürk nerede görünse, mutlaka orada bir okula girer, öğretmen ve öğrencilerle konuşur. Bir gün Atatürk&#8217;ün yolu köy okuluna düşer. Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders vermektedir. Atatürk sınıfa girince, öğretmen kürsüsünü terk eder; ama Atatürk:</p>
<p>&#8220;Hayır, yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz, der. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Yer sınıf olduğunda, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.&#8221; der.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmene Verilen Değer</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ogretmene-verilen-deger/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 14:55:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kayseri Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün öğretmenlere verdiği değer]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[İlknur Güntürkün Kalıpçı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Uludağ Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2072</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, Kayseri’de Fizik öğretmeni Abdullah Efendi’nin dersine girer. Öğretmen, sanki sınıfta Atatürk ve arkadaşları yokmuş gibi, son derece&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, Kayseri’de Fizik öğretmeni Abdullah Efendi’nin dersine<br />
girer. Öğretmen, sanki sınıfta Atatürk ve arkadaşları yokmuş gibi,<br />
son derece doğal bir şekilde dersine devam eder. Bir ara Atatürk kara tahtanın önünde durunca, Öğretmen:<br />
&#8211; Paşam biraz çekilir misiniz? Çocuklar tahtayı göremiyor, demez mi…<br />
Atatürk’ün yanındakiler heyecanlanırlar. Şaşkınlıkla ne olacağını merak<br />
ederler. Zil çalıncaya kadar Abdullah Efendi dersine devam eder. Zil çalınca<br />
herkes bir fırtına beklerken, Atatürk hayran hayran Abdullah Efendi’ye bakarak şöyle der:<br />
&#8211; İşte dershaneyi bir mabet, dersi ibadet gibi gören gerçek öğretmen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><em>İlknur Güntürkün Kalıpçı, Her Yönüyle İnsan Atatürk, Bursa: Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü 2004,s. 32</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
