<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>başkumandan &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/baskumandan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:10:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>başkumandan &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Bayrağa Saygısı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-bayraga-saygisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 19:47:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Bayrağa Saygısı]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[meşru müdafaa]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4372</guid>

					<description><![CDATA[Bir Ağustos sabahı, Mustafa Kemal muharebe sahasında dolaşmaktadır. Etraf binlerce düşman cesedi, birbiri üzerine yığılmış yüzlerce topçu hayvanı,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Ağustos sabahı, Mustafa Kemal muharebe sahasında dolaşmaktadır. Etraf binlerce düşman cesedi, birbiri üzerine yığılmış yüzlerce topçu hayvanı, terk edilmiş silah, top ve cephane doludur&#8230; Atatürk şöyle söylenir:</p>
<p>&#8220;Bu manzara insanlığı utandırabilir! Fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler.&#8221;</p>
<p>Ganimetlerin arasında yırtılmış ve terk edilmiş bir de Yunan bayrağı gören başkumandan eli ile kaldırılmasını işaret ederek şöyle der:</p>
<p>&#8220;Bir milletin istiklal alametidir, düşman da olsa hürmet etmek lazımdır, kaldırıp topun üzerine koyunuz.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı Sofrasında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/30-agustos-zafer-bayrami-sofrasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 17:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı Sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkomutan]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4110</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Kaya anlatıyor: 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarından birinde, masada idik. Pek çok memleket meselesinin istişare edilmesinin ardından,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Kaya anlatıyor:</p>
<p>30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarından birinde, masada idik. Pek çok memleket meselesinin istişare edilmesinin ardından, Paşa&#8217;ya ara sıra aklıam gelen, ama bir türlü sormaya fırsat bulamadığım şu soruyu yönelttim:</p>
<p>&#8220;Paşam, İstiklal Savaşı&#8217;nda Başkomutan sıfatıyla muharebelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır?&#8221; Verdiği yanıt şu oldu:</p>
<p>&#8220;Bir gün Kurtuluş Savaşı&#8217;nın, Milli Mücadele&#8217;nin askeri tarihini yazacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır. Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler, ben muharebede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra, &#8220;Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz derdim.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi&#8217;nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gazinin-huzurunda-bir-yunan-erkaniharbi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 18:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Ordu Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çal Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[erkânıharp]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi'nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Hagi Anesti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kule Kahvehaneleri Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhabere]]></category>
		<category><![CDATA[On birinci fırka]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4088</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi Paşa esirlerin arasında bulunan erkânıharp zabitini (kurmay subay) yanına istedi. Yunan zabitine bir çay ısmarladı ve kendisinden vaziyet hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Zabit iki gün evvel esir edilmiş olduğu için, son vaziyetten haberdar olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başkumandan Gazi Paşa haritayı açarak alınan raporlara göre ortada olan vaziyeti işaret etti. Karargâhımızdaki Yunan erkânıharbi de Yunan ordusunun düşmüş olduğu ağı görmüş ve vaziyetin vehametini anlamıştı. Gayr-i ihtiyarî (istemsizce) parmağını haritanın üzerinde gezdirdi:</p>
<p>&#8220;Bu vaziyete nazaran, iki kolordu kumandanımızla dört fırka kumandanımızın, kıtaatınız (askeri birlikerlerinizin) çemberi içinde bulunduğunu zannederim&#8221; dedi.</p>
<p>Gazi Paşa, aldığı bu bilgiyi derhal telefonla Kemalettin Sami Paşaya bildirdi, bahsedilen kumandanların esir edilmesini buyurdu. Yunan zabiti, evvelce Türkçe bilmediğini söylemiş ve kendisiyle tercüman vasıtasıyla ve Rumca görüşülmüştü, fakat Gazi&#8217;nin Türkçe olarak verdiği bu emri işitir işitmez benzi kül gibi oldu.</p>
<p>Elini alnına götürdü, üzüntüsünden getirilen çayı içmedi ve çadırdan dışarı çıkmak için müsaade istedi. Kendisinin Türkçe bildiğini ve gayr-i ihtiyarî verdiği bilgiden dolayı pişmanlık hissettiğini anlamıştım. Ben de beraber dışarı çıktım, kendisine Türkçe olarak:</p>
<p>&#8220;Nerelisin?&#8221; dedim.</p>
<p>Selanikli olduğunu ve Kule Kahvehaneleri Mahallesi&#8217;nde ikamet ettiğini söyledi. Ne tesadüf. Ben de Selanik&#8217;te o mahallede ikamet etmekte idim:</p>
<p>&#8220;Ne için o güzel Selanik&#8217;i bıraktın da buralara geldin?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Askerim, emir aldım.&#8221; cevabını verdi. Başı fevkalâde ağrıdığından dolayı da fazla konuşmaya kuvveti olmadığını ilave etti. Gereken ilâçları kendi bavulumuzdan verdik.</p>
<p><strong>Kemalettin Sami Paşa Karargâhında</strong></p>
<p>Gazi Paşa Yunan erkânıharp zabitinden bu haberi aldıktan sonra otomobilin hazırlanmasını emretti. Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın karargâhına gitmek arzu ediyordu. Birinci Ordu Kumandanı yolun fevkalâde muhataralı (tehlikeli) olduğunu söylediyse de Gazi&#8217;yi alıkoymak mümkün olmadı.</p>
<p>Hep beraber Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın bulunduğu tepeye geldik. Kemalettin Sami Paşa dürbünüyle düşmanın Dumlupınar civarındaki ovadan hareketlerini takip ediyordu. Gazi Paşa sordu:</p>
<p>&#8220;İleride bir duman görüyorum. Bu nedir?&#8221; Kemalettin Sami Paşa cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Düşman ağırlıklarını yakıyor, paşa hazretleri.&#8221; Gazi Paşa:</p>
<p>&#8220;Şu sağdaki köy ve duman nedir?&#8221; dedi. Kemalettin Sami Paşa:</p>
<p>&#8220;Dövüştüğümüz düşman çekilirken yalnız ağırlıklarını değil, köyleri, şehirleri sakinleriyle beraber ateşe veren bir düşmandır. Yanan Çal Köyü&#8217;dür, Yunanlılar yakmıştır&#8221; cevabını verdi. Gazi Paşa orada hangi kıtalarımızın (askeri birliklerimizin) olduğunu da sordu. On birinci fırkanın (tümen) bulunduğu cevabını alınca şu soruyu sordu:</p>
<p>&#8220;Telefona muhabere (haberleşme) mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>&#8220;Henüz telefon tesis etmedik. çünkü bir gün evvel o civardaki tepelerde düşmanla muharebe (savaş) edilmiştir.&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa on birinci fırkanın bulunduğu bölgeye gitmek istediğini söyledikten sonra beraberimizde Kemalettin Sami Paşa da bulunduğu hâlde Çal Köyü istikametine doğru yola koyulduk.</p>
<p>Tepeye geldiğimiz zaman düşmanla harp başlamıştı. On birinci fırka kıtası avcı halinde ve bizim üç dört yüz metre ilerimizde hareket ediyordu. On birinci fırkanın topçuları aramızdaki bir tepeden düşmana ateş atıyordu. Gazi Paşa bu vaziyeti gördükten sonra kesin sonucun bir an önce gerçekleşmesi için fırka kumandanını da kendi nezdinde uyardı ve topçunun önümüze geçmesini, piyadenin ileri harekete devam etmesini buyurdu.</p>
<p>Fırka kumandanı derhal atına binerek yıldırım süratiyle avcı hattına gitti. Böylece karşımızdaki düşmana -hareketlerini gözle seçebilecek kadar- yaklaştık. İkinci ordu kıtasının da sağ cenahımızdan (taraf) düşmanı tazyik etmekte (sıkıştırmakta) olduğunu haber aldık. Her taraftan sıkıştırılmış ve ateşten bir çember içine alınmış olan düşman tam manasıyla şaşkına dönmüştü.</p>
<p><strong>Güneş Gurup Ederken (Batarken)</strong></p>
<p>Birkaç saat geçti, güneş gurup ediyordu (batıyordu). Ufuktaki dağların arkasına çekilen güneşin son ışıkları, askerlerimizin düşman mevzilerinde parlayan süngülerine aksetmişti (yansımıştı). Gece başlarken ateş kesildi. Elimize ulaşan raporlar ve telefonla verilen haberler hemen hemen birbirinin aynı olarak şu malûmatı ihtiva (içermek) ediyordu:</p>
<p>&#8220;Bozguna uğrayan düşman kuvvetleri çil yavrusu gibi dağıldılar; dağlara, tepelere, ormanlara iltica ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Diğer taraftan, raporlarda düşmanlardan alınan ganimetler hakkında da bilgi vardı. Yalnız on birinci fırkanın karşısındaki Yunan kuvveti, beşi koşulu olduğu halde 25 top bırakıp kaçmıştı.</p>
<p>Karanlık basmıştı. Karargâhımızın bulunduğu Afyon&#8217;a döneceğimizi zannederken Gazi Paşa Hazretleri Dumlupınar Köyü&#8217;ne gitmek için emir verdiler. Muharebe meydanından ayrılarak Dumlupınar&#8217;a geldik. Ne yanımızda, ne de köyde eşya vardı. Sabaha kadar -Gazi Paşa ve hepimiz- oda döşemeleri, peykeler (tahta sedir) ve toprak üzerinde yattık. Eşyamız anca ertesi gün öğle üzeri geldi. Gazi Paşa&#8217;nın çadırlarını köy evlerinden birinin damı üzerine kurduk.</p>
<p><strong>Yunan Generallerinin Hayreti</strong></p>
<p>Tam bu sırada Fırka Kumandanı Kâzım Paşa muharebede esir edilmiş olan dört Yunan generalini getirdi. Bu generaller, bir gün evvel başkumandan paşanın esir edilmelerini telefonla Kemalettin Sami Paşa&#8217;ya emir buyurdukları kolordu kumandanları idi.</p>
<p>Gazi Paşa generallerle görüşerek gereken bilgiyi aldı. Generallerden birisi kendilerine sorulan soruların ardından kiminle teşerrüf etmekte olduğunu sordu:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;dır!&#8221; dedik. Hayretle gözlerini açtı, inanmak istemiyordu. Sorusunu tekrarladı:</p>
<p>&#8220;Fakat bu Mustafa Kemal Paşa, bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?&#8221; dedi. Görüştüğü zatın hakikaten Başkumandan Mustafa Kemal Paşa olduğunu öğrendikten sonra:</p>
<p>&#8220;Dün burada mıydı?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Başkumandanlık muharebesini bizzat kendisi idare etmiştir.&#8221; cevabını verdik. Düşman generali bir müddet sustu. Sonra bakışlarını hürmet ve takdirle Gazi Paşa&#8217;ya atfetti ve dudaklarından şu sözler döküldü:</p>
<p>&#8220;Zafer, galibiyet, şeref ve bu topraklar&#8230; Her şey sizin hakkınızdır. Bizim Hagi Anesti İzmir&#8217;den kıpırdanamadı.&#8221;</p>
<p>Ertesi günü ben Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına) muharebeler ve cereyan eden ahval (durum) hakkında telgrafla bilgi vermek üzere Gazi Paşa hazretlerinin emirleri gereğince Dumlupınar&#8217;dan Afyon&#8217;a henüz telgraf hattı tesis edilmediğinden Bolvadin&#8217;e gitmeye mecbur oldum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Yunan Esirleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ilk-yunan-esirleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 13:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[afyon karahisar]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[beşaret]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Ordu Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[fevzi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yunan Esirleri]]></category>
		<category><![CDATA[ismet paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[karargah]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[müjde]]></category>
		<category><![CDATA[rum]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[şose]]></category>
		<category><![CDATA[taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4083</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok Anlatıyor: İlk Yunan esirleri ertesi sabah -taaruzun ikinci günü- karargâhımıza getirildi. İlk esir kafilesi 20-30 kişiden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok Anlatıyor:</p>
<p>İlk Yunan esirleri ertesi sabah -taaruzun ikinci günü- karargâhımıza getirildi. İlk esir kafilesi 20-30 kişiden ibaretti. İçlerinden biri Bulgar olduğunu, Türkçe bildiğini söyledi, hâlbuki arkadaşlardan biri kendisini Edirne&#8217;den tanıyormuş, Rum bir berbermiş. Pek güzel Türkçe konuşuyordu.</p>
<p>Kendisini teşhis eden arkadaşımıza cevaben bir müddet Bulgarlığını iddia etti, fakat sonra hakikati söyledi ve Edirneli Rum bir berber olduğunu itiraf etti. Rum berber, mütemadiyen (sürekli olarak) taaruzun şiddet ve dehşetinden bahsediyordu. Hayatlarından vazgeçerek siperlerde kimsenin kalmadığına emindi ve yeminlerle, yana yakıla Yunanistan&#8217;ın elinde neler varsa hepsinin bizim elimize geçeceğini iddia ediyordu.  Halinden, askerlerimizin aslan gibi mücadelesinden ve heybetlerinden adam akıllı kormuş olduğu anlaşılıyordu. Onun ifadesine göre Afyon&#8217;un çoktan bizim elimize geçmesi lâzımdı.</p>
<p><strong>Gazi&#8217;ye getirilen beşaret (müjde) haberi</strong></p>
<p>Filhakika (gerçekten) biz bu Rum&#8217;la konuşurken Başkumandan Gazi Paşa&#8217;nın huzuruna bir erkânıharp (kurmay) zabiti (subay) geldi ve Afyon&#8217;un durumuna dair telefonla aldığı bilgiyi ona iletti. Yunan esiri de bunu duymuştu, yalan söylemediğini teyit eder gördüğü bir olaya, âdeta bizden ziyade seviniyordu.</p>
<p>Gazi Paşa, o akşam; ertesi günü Afyon&#8217;a gitmek için gerekli hazırlığın yapılmasını ve hareketimizden sonra karargâhın da oraya naklolunmasını emir buyurdular. Ertesi sabah kumandanlarla maiyetlerine (yanlarında bulunanlara) ayrılmış otomobiller Afyon&#8217;a doğru hareket etmişlerdi. İsmet Paşa, yolda rastladığımız köylülerden birini tanıdı, otomobilini durdurarak evvelâ hatrını, sonra takip ettiğimiz yolun doğru olup olmadığını sordu, ihtiyar aynen şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Yol doğrudur, fakat bu şosenin (küçük taşların üzerine kum dökülerek yapılan yol) ileride toprağı tesviye (düzleme) edilmemiştir.&#8221; İhtiyar:</p>
<p>&#8220;Belki bozulur, yürümez&#8221; diyerek otomobillerimizi tuttuğumuz istikametten çevirtti ve diğer yolu tarif etti. Biz şoseden ayrıldıktan sonra ancak bir müddet gidebildik, yolu şaşırmıştık; dere, tepe arasında yine yol aramaya başladık. Bu yüzden hayli vakit kaybettik. Bizden sonra yola çıkan arkadaşlar Afyon&#8217;a ulaşmışlardı bile. Biz hâlâ ovanın içinde yol arıyorduk.</p>
<p>Ovada yürüye yürüye nihayet  düşman siperlerine, tel örgülerine tesadüf ettik. Bütün saha kazılmış ve derin hendekler açılmış olduğu için otomobilin geçmesi oldukça zordu. Telleri kopardık, kestik. Hendeklerden otomobili geçirtmek için de düşman siperlerinde elimize geçen bir kapıyı çukurların üzerine koyarak yol yaptık ve geçtik.</p>
<p><strong>Afyon Karahisarı&#8217;nda</strong></p>
<p>Afyon&#8217;a girdiğimiz sırada, şehrin muhtelif kısımlarında yükselen alevler, gittikçe genişleyerek mahalleleri bir kül yığını halinde bırakıyordu. Düşman kaçarken son ve müthiş yıkımını yapmaktan geri kalmamış ve şehri ateşlemişti. Afyon&#8217;da kumandanlara karşı halkın gösterdiği tezahüratı bugün dahi aynı heyecanla yaşamaktayım. Afyon&#8217;da belediye dairesinde kaldık.</p>
<p>Başkumandanlık muharebesinin olduğu günün gecesi idi. Yatıyordum. Bir ayak sesi ve bir gürültü işittim. Uyandığım zaman yeni gelen bir rapora tanıklık ettim:</p>
<p>&#8220;Düşman pek fena bir vaziyete girmişti.&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine Gazi Paşa hazretleri, sabahleyin Dumlupınar&#8217;a hareket etmek kararını verdiler. Gazi Paşa birinci ordunun, Fevzi Paşa da ikinci ordunun harekâtını takip etmek üzere erkenden Afyon&#8217;a hareket ettiler. İsmet Paşa Afyon&#8217;da kalmıştı. Dumlupınar civarında bir köyde Birinci Ordu Kumandanını, çadırında bulduk. Gazi Paşa Kolordu Kumandanı Kemalettin Sami Paşa ile telefonla görüşüyorlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rauf Orbay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/rauf-orbay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 13:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Emin Yalman]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Orbay]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarihimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1719</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa mücadeleye atılmasaydı bu memleket kurtulamazdı. Anadolu&#8217;nun tehlikeye düşen yerlerinde, batıda, doğuda ve güneyde başlayan ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Paşa mücadeleye atılmasaydı bu memleket kurtulamazdı. Anadolu&#8217;nun tehlikeye düşen yerlerinde, batıda, doğuda ve güneyde başlayan ve bir yurtsever düşüncenin mahsulü olan zayıf milli karşı koyma hareketleri Mustafa Kemal Paşa tarafından birleştirilmeseydi, her biri ayrı ayrıca kolayca bastırılabilirdi. Nur içinde yatsın Büyük Kurtarıcı!</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk Anadolu&#8217;da, 1959</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizi Asya&#8217;ya atarak müttefiklerimizden ayırdıktan sora, Ruslarla birleşmek hususundaki İngiliz emellerine, isabetli kararı ve başarılı taaruzu ile ilk engel olan, şüphesiz ki Mustafa Kemal Bey&#8217;dir.</p>
<blockquote><p><strong>Yakın Tarihimiz Dergisi, 1962 Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p>Atatürk, Türk milleti için muazzam bir milli kuvvettir. Varlığımızın en büyük manevi desteğidir.</p>
<p>***</p>
<p>Atatürk&#8217;ten başka; bütün kumandanlar tarafından seve seve başkumandan diye kabul edilebilecek kimse yoktu. Başkaları ne kadar hizmet etmiş olursa olsun baş kurtarıcı rolü Atatürk&#8217;tedir. O&#8217;na şükran borcumuz ebedidir.</p>
<blockquote><p><strong>Milliyet Gazetesi, 24 Temmuz 1964 , (Ahmet Emin Yalman naklediyor)</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Mustafa kemal olmasaydı, bu memleketi böylesine bir kurtuluşa zor erişebilirdi. Ulusların müşkül zamanlarında dört gözle aradıkları ve çok defalar da bulamamak talihsizliğine uğradıkları halaskar (kurtarıcı) dediğimiz müstesna şahsiyetin bütün vasıflarına malik bir baş olarak, her şeyi yapan O&#8217;dur.</p>
<blockquote><p><strong>Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, 1965</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
