<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>barış &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/baris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:02:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>barış &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İngiltere&#8217;ye de mi Savaş İlan Ediyorsunuz?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ingiltereye-de-mi-savas-ilan-ediyorsunuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 10:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük İzmir Yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Konsolosu]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'ye de mi Savaş İlan Ediyorsunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tebaa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Orduları Başkomutanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4212</guid>

					<description><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor: Büyük İzmir yangınından bir gün önce Hükümet Konağı&#8217;nda, Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya bir bilgi sunmak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor:</p>
<p>Büyük İzmir yangınından bir gün önce Hükümet Konağı&#8217;nda, Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya bir bilgi sunmak için Vali Bey&#8217;in odasına girdim. İçeride Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Vali ve İngiliz Konsolosu vardı. Paşa, İngiliz Konsolosu&#8217;na sert bir biçimde şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Tebaanız hakkında benden teminat mı istiyorsunuz? Yunanlılar burada iken tebaanız daha mı emindi?&#8221; İngiliz Konsolosu bu soru karşısında, &#8220;Evet&#8221; cevabını verince, Mustafa Kemal Paşa daha da sertleşti ve yüksek sesle:</p>
<p>&#8220;Öyle ise Yunanistan&#8217;a gidiniz!&#8221; dedi. İngiliz Konsolosu, bu çıkış karşısında sordu: &#8220;İngiltere&#8217;ye de mi savaş ilan ediyorsunuz?&#8221; İngiliz Konsolosu&#8217;nun, haddini aşan bu cevabı karşısında Paşa, onu sanki tokatlıyormuş gibi bir ifadeyle konuştu:</p>
<p>&#8220;İngiltere ile aramızda barış yapılmış mıdır ki, savaş ilan edip etmediğimi soruyorsunuz. Hem siz böyle şeyleri konuşmaya yetkili misiniz ki, bana bunu soruyorsunuz? Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Türk Orduları Başkomutanı&#8217;yım. Benim, her şeyi görüşmeye yetkim vardır. Senin de böyle bir yetkin varsa, ancak o zaman görüşebiliriz. Böyle bir yetkiniz yoksa buyrunuz&#8230;&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa &#8220;Buyrunuz!&#8221; derken, İngiliz Konsolosu&#8217;na kapıyı gösteriyordu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Başka Bir Şeydir</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/savas-baska-bir-seydir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 13:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk savaş meydanları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve barış]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk yurtta sulh cihanda sulh]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı Rıza Pehlevi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Pehlevi ve Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2508</guid>

					<description><![CDATA[İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyareti sırasında Atatürk, çok sevdiği misafirini İzmir’e, oradan Balıkesir yoluyla Çanakkale’ye de götürmüştü.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyareti sırasında Atatürk, çok sevdiği misafirini İzmir’e, oradan Balıkesir yoluyla Çanakkale’ye de götürmüştü. O zaman Çanakkale Boğazı’nın iki tarafında, Lozan Antlaşması<br />
gereğince, bazı askersizleştirilmiş bölgeler vardı. Bu sebeple Anadolu yakasında, Çanakkale kasabasının güneyinde bu bölgenin sınırı üzerindeki Kirazlı<br />
Mevkiinde büyücek bir askeri garnizon kuruluyordu.<br />
Garnizon binalarından birinin, hatırımda kaldığına göre, alay karargâhının,<br />
temel atma töreni, iki dost devlet başkanının ziyaret gününe tesadüf ettirilmişti.<br />
Atatürk, o bölgede bulunan askeri kıtaları, ikiye ayırarak küçük bir manevra yaptırmış, misafiri ile bindiği açık otomobille, tatbikatı takip ede ede<br />
temel atma töreninin yapılacağı yere gelmişti. Otomobilde şah sağda, Atatürk solda – ki temel atılacak yer de bu tarafta idi- oturuyordu ve yine o tarafta yapılmakta olup sonuna gelmekte olan manevranın sonucunu, eliyle<br />
bazı yerleri işaret ederek, Şah’a açıklamaya çalışıyordu.<br />
Birden bire bir koyunun, temel için açılan çukura doğru, yere yatırılmış kesilmek üzere olduğunu gördü; kurban kesiyorlardı.<br />
&#8211; Durunuz! Diye bağırdı, durdular.<br />
O açıklamasını tamamlarken, iki devlet başkanı tarafından imzalanmış olan<br />
bir belge madeni bir kutu içerisinde temele yerleştiriliyordu, bu iş de bittikten sonra başını koyunun aksi tarafına çevirerek;<br />
&#8211; Şimdi yapacağınızı yapın! Emrini verdi<br />
İran Şahı duyduğu derin hayreti gizlemeyerek ve cevap amacı beklemeyen<br />
bir eda ile, “Fakat Hazret-i Gazi” dedi (İran Şahı Atatürk’e böyle hitap<br />
ederdi).<br />
Atatürk, büyük misafirinin ne demek istediğini anlamıştı; sözünü kesti:<br />
&#8211; Evet! diye cevap verdi.<br />
&#8211; Ben kana bakamam. Bir tavuğun dahi boğazlandığını görmeye tahammülüm yoktur.<br />
İran Şahı’nın şaşkınlığı artmıştı; tekrar sordu:<br />
&#8211; Ya bu kadar çok bulunduğunuz büyük ve kanlı muharebe meydanları?<br />
Atatürk:<br />
&#8211; Ha, o başka meseledir. Öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak<br />
yürürüm.<br />
Ve gözleri dalgın tekrarladı:<br />
&#8211; O bambaşka bir iştir.</p>
<blockquote><p>Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, İstanbul: YKY., 2004, S. 35-36</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barışı Korumak İçin Önlemler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/barisi-korumak-icin-onlemler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 12:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barışı Korumak İçin Önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[uygar]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2482</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, siyaset dünyasında bir süredir karşılıklı güven konusu üzerinde girişilen etkinlikler dikkat çekicidir. Karşılıklı güven bütün dünya uluslarının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, siyaset dünyasında bir süredir karşılıklı güven konusu üzerinde girişilen etkinlikler dikkat çekicidir.<br />
Karşılıklı güven bütün dünya uluslarının dilemesi gereken bir mutluluk temelidir. Ancak güven bütün ulusları kapsamı içine almadıkça, genel bir barış sağlamaya yönelik olmaktan çok bir eylem alanı olarak tasarlanan bazı ülkelere karşı başka bir kısım ülkelerin serbest davranmasını sağlayacak nitelikte sayılması zorunludur.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusların ilişkilerinde kuklalardan yararlanma yöntemini yeğleme dönemine son vermek, uygar dünyanın içten dileği olmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Savaşın ciddi bir olay olduğuna önem vermeyen, içtenlikle davranmayan bazı önderler saldırının araçları, ajanları olmuşlardır. Kontrolleri altındaki ulusların ulusallığı ve geleneği yanlış bir biçimde göstererek ve kötüye kullanarak, aldatmışlardır. Bu bunalımlı anlarda karmakarışık bir duruma engel olmak için toplulukların kendileri karar vermeleri ve sorumluluk katını yüksek karakterli, ruh ile gücü yüksek, vicdanlı insanların eline bırakmaları zamanı gelmiştir. Bu gecikmeden yapılmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>21 Haziran 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllardır zavallı insanlığı mutlu etmek için tutulan yolların, kullanılan araçların verdikleri sonuçların ne ölçüde güven sağlayıcı oldukları incelenmeye değmez mi?  İnsanlık kavramı artık vicdanlarımızı arıtmaya ve duygularımızı yüceltmeye yardım edecek kadar ululaşmıştır. Durumları ve gereklerini uygar bir insan görüşüyle ve yüksek vicdan aydınlığıyla gözlemleyip irdelersek şu sonuçlara varırız: İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlık dışı ve son derece üzücü bir yöntemdir. İnsanları mutlu edecek biricik çare, onları birbirlerine yaklaştırarak, onları birbirlerine sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan etkinlikler ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ve başarı kazanmasıyla sağlanacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ellerine bir ulusun yazgısı emanet edilen kimseler o ulusun gücü ve erkini yalnız ve ancak gene o ulusun gerçek ve elde edilebilir çıkarları yolunda kullanmakla yükümlü olduklarını bir an olsun unutmamalıdırlar. Bu kimseler düşünmelidirler ki, bir ülkeyi ele geçirmek o ülkenin yurttaşlarına egemen olmaya yetmez. Bir ulusun ruhu ele geçirilmedikçe, bir ulusun irade ve kararlılığı kırılmadıkça o ulusa egemen olmanın olanağı yoktur. Yüzyılların oluşturduğu ulusal bir ruha hiç bir güç<br />
karşı koyamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1935, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğer savaş bir bomba patlaması gibi birdenbire çıkarsa milletler, savaşa engel olmak için, silâhlı karşı koyuşlarını ve malî kudretlerini saldırgana karşı birleştirmekte kararsız davranmamalıdırlar. En hızlı ve en etkili önlem, olası bir saldırgana, saldırının yanına kâr kalmayacağını açıkça anlatacak uluslararası örgütün kurulmasıdır. Bununla birlikte, bugün için en acele gereksinim, komşu memleketlerin, birbirlerinin özel gereksinimlerini ve sorunlarını görüşmeleridir. Bundan başka bölgesel antlaşmalar, barışın korunması için değerlerini şimdiden kanıtlamışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>1935, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bütün insanlığın varlığını kendi benliklerinde gören insanlar umutsuzdurlar. Hiç kuşku yok ki, o adam bir birey olarak yok olacaktır. Herhangi, bir kişinin yaşadığı sürece memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Aklı başında bir adam ancak böyle davranabilir. Yaşamda tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek kuşakların varlığı, onuru ve mutluluğu için çalışmaktır. Bir insan böyle davranırken &#8216;benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı sezebilirler mi diye düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün kuşaklarca bilinmemesini yeğleyecek karakterde olanlardır.</p>
<p>***</p>
<p>Bugün bütün dünya ulusları aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmaktadırlar. Bu nedenle insan bireyi olduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya uluslarının rahatını ve refahını düşünmeli ve kendi ulusunun mutluluğuna değer verdiği ölçüde, bütün ulusların mutluluğu için hizmette bulunmaya elinden geldiğince çalışmalıdır. Çünkü dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak başka bir yoldan kendi rahatını ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünyada ve dünya ulusları arasında dirlik, açıklık ve iyi geçim olmazsa, bir ulus kendisi için ne yaparsa yapsın dirlikten yoksun kalır. İnsanlığın tümünü bir vücut ve bir ulusu bunun bir parçası saymak gerekir. Bir vücudun parmağındaki acıdan diğer bütün parçalar etkilenir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa kendi aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun, bu ilkeden şaşmamak gerekir. İşte bu görüş insanları, ulusları ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik de kişisel olsun, ulusal olsun her zaman kötü bir huy sayılmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1937,  Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğer sürekli bir barış isteniyorsa, insan topluluklarının durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. Bütün insanlığın refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşlan, kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaştırılacak biçimde eğitilmelidir.</p>
<blockquote><p><strong>1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dış Siyasetinin Amacı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-dis-siyasetinin-amaci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 11:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış Siyasetinin Amacı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[uygar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2471</guid>

					<description><![CDATA[Hiç kimsenin hakkına el uzatmak istemediğimiz gibi başkalarının da yaşama ve bağımsızlık hakkımıza saygı gösterilmesinden başka bir isteğimiz&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kimsenin hakkına el uzatmak istemediğimiz gibi başkalarının da yaşama ve bağımsızlık hakkımıza saygı gösterilmesinden başka bir isteğimiz yoktur. Ulusal sınırlarımız içinde yabancıların işlerimize el sokmalarından uzak olarak her uygar ulus gibi özgür yaşamaktan başka bir amacı olmayan Türk ulusunun bu yasal hakkı sonunda insanlık ve uygarlık dünyasınca kabul edilecektir. Meclisimiz ve Meclisimizin hükümeti savaş ve serüven düşkünü olmaktan uzaktır. Tersine, barışı ve esenliği yeğler. Özellikle insancıl ve uygar ülkülerinin gerçekleşmesinden yanadırlar. İşte bu ilkeler doğrultusunda gerek Doğu gerek Batı dünyalarıyla iyi ilişkiler ve dostluk bağlan ararlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, dış siyasetimizde başka bir devletin haklarına el uzatma yoktur. Ancak hakkımızı, ülkemizi, namusumuzu savunuyoruz ve savunacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkler bütün uygar ulusların dostudur.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, Cumhuriyet&#8217;in dış siyasetinin yönü, dürüstlük ve içtenlikle barışın ve antlaşmaların korunması doğrultusundadır. İlişkileri genişletme, haklara karşılıklı olarak saygı gösterme ve saygı biçiminde karşılıklı tuttuğumuz yoldur.</p>
<p>***</p>
<p>Barış yolunda nereden bir çağrı geldiyse, Türkiye onu candan karşıladı ve yardımlarını esirgemedi.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hikmet Bayur</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/prof-dr-hikmet-bayur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:16:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün hayatı ve eseri]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[istikrar]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1578</guid>

					<description><![CDATA[Her şeyden önce kendisinde, durumunda, davranışında, bakışında ve konuşuşunda bir duygudaşlık (sympathie), bir çekicilik vardı ki, insanın baştan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her şeyden önce kendisinde, durumunda, davranışında, bakışında ve konuşuşunda bir duygudaşlık (sympathie), bir çekicilik vardı ki, insanın baştan gönlünü alır, herkesi kendine ısındırırdı.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1945, C. XIX, sayı 109</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>O&#8217;ndaki azim ve irade de olağanüstü idi. Yenemeyeceği hiçbir güçlük, deviremeyeceği hiçbir engel yoktu. Her engeli sabır, tedbir veya zor ile yenerdi.</p>
<p>Bir ara mecliste pek çok ve acı tenkidlere uğramış, parasızlık ve türlü imkânsızlıklar yüzünden ordunun artık ayakta tutulamıyacağı söylenedurmuştu. O sıralarda meclisin bir kapalı oturumunda şunları söylemiş olduğu dışarıda da duyulmuşu:</p>
<p>&#8220;Para var ordu var, para yok ordu yok. Ben böyle şey bilmem, para olsa da olmasa da ordu olacaktır!&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ün Hayatı ve Eseri, 1963</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Atatürk&#8217;ün başlıca  hasletlerinden biri, görüş ve davranışlarında büyük bir isabet olmasıdır. Bu yön O&#8217;nun dış siyasasına büyük bir istikrar vermeye yardım etmiştir. Bu istikrar, Abdülhamit ve İttihat ve Terakki devirlerinin aleyhimize doğurmuş oldukları birçok kuşkuları yatıştırmakla Türkiye&#8217;nin barışa, rahata, güvene ve bunlardan doğan gelişmelere daha kolaylıkla kavuşmasını sağlamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, sayı 80</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
