<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürkçülük &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturkculuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Dec 2025 22:18:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürkçülük &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Halkçılık Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-halkcilik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:33:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün halkçılık anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Hükûmeti]]></category>
		<category><![CDATA[halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye büyük millet meclisi hükümeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5335</guid>

					<description><![CDATA[Halkçılık ilkesi herhangi bir sınıfın egemenliğini reddeden, halkın yönetimde kayıtsız koşulsuz egemen olduğu bir devlet düzenini benimser. Ayrıca&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halkçılık ilkesi herhangi bir sınıfın egemenliğini reddeden, halkın yönetimde kayıtsız koşulsuz egemen olduğu bir devlet düzenini benimser. Ayrıca bölücü değil birleştiricidir. Türk halkının ortak çıkarlarını; halka açık, halka duyarlı, halka dayalı, halktan yana ve halkla iş birliği etmeyi öngören demokrasi yönetiminde görür. Aşağıdaki sözlerinde de anlaşılacağı gibi ATATÜRK, demokrasi ile halkçılığı eş anlamlı görmüştür:</p>
<p>“Bizim görüşümüz -ki halkçılıktır- kuvvetin, gücün, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Şüphe yok ki bu dünyada en geçerli anlayıştır.”</p>
<p>“Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti bir halk hükûmetidir. Ülke çıkarlarına yönelik konularda, görev açısından vatandaşlar ile hükûmet arasında ortaklık vardır.”</p>
<p>“Ne olduğumuzu bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız! Bundan dolayı her birimizin hakkı vardır. Yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa sırt üstü yatmak ve hayatını çalışmaktan uzak geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur! O hâlde&#8230; Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir.”</p>
<p>“Bizim halkımız çıkarları birbirinden farklı sınıf hâlinde değil; aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine lâzım olan sınıflardan ibarettir.”</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 93-95.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Milliyetçilik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-milliyetcilik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 18:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Milliyetçilik Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[laik türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetperver]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5221</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK milliyetçiliği; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını korumayı ve aynı zamanda Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaç edinmiştir. Başka milletlerin bağımsızlığına saygılı,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK milliyetçiliği; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını korumayı ve aynı zamanda Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaç edinmiştir. Başka milletlerin bağımsızlığına saygılı, saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Kapalı bir toplum anlayışını reddeder ve gerekli durumlarda çağdaşlaşmaya katkı sağlayabilecek başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmayı önerir. ATATÜRK milliyetçiliği ümmetçiliğe karşıdır. Çağdaş ve lâik bir milliyetçiliktir. Toplumun her kesiminde ulusal kimlik bilincinin canlı tutulmasını ister. Ayrımcı değil birleştiricidir. Dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun kendini Türk kabul eden herkesi Türk sayar.</p>
<p>ATATÜRK milliyetçiliği; Türk insanının mutluluğu için çalışan, üreten, yaratan, uygarlığa katkı sağlayan, bedenini, parasını ve beynini Türk ismini uzaya yazmak için seferber eden bir anlayışın sembolüdür. ATATÜRK milliyetçiliği bütün yaşamını tarif edilemez yalnızlıklara, imkânsızlıklara ve sıkıntılara rağmen Türk ulusuna adayan ve buna rağmen ulusuna karşı olan görevlerinin henüz bitmediğine inanan ve bunun acısıyla ebediyete intikal eden ATATÜRK’ün aşağıdaki sözlerinde anlamını bulmuştur:</p>
<p>“Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletler arası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumaktır.”</p>
<p>“Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle iş birliği yapan bütün milletlere hürmet eder ve saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her hâlde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir.”</p>
<p>“Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.”</p>
<p>“Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü şu olmalıdır:</p>
<p>“Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait görevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.” Bu sözler, bir kişinin değil, Türk ulusunun duygusunun ifadesidir. Bunu her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere devamlı tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun sonsuz olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur.”</p>
<p><em> Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 83-85. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden Gençlik?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/neden-genclik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 17:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik ve spor bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan gençliğe emanet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5210</guid>

					<description><![CDATA[Gençlik kavramının özünde “gelecek” saklıdır. Özgür düşünme yeteneği dogmaların etkisi altında olmayan her genç, ufkun ötesini görme becerisine&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gençlik kavramının özünde “gelecek” saklıdır. Özgür düşünme yeteneği dogmaların etkisi altında olmayan her genç, ufkun ötesini görme becerisine sahiptir. Toplumların çağdaşlaşmasında gençlerin büyük katkıları vardır. Değişimlerin hazırlayıcısı ve öncüsü çoğu kez gençler olmuşlardır. ATATÜRK; onların bu özelliklerinden dolayıdır ki, yüzü geleceğe dönük olan Türk devriminin korunması ve çağdaş değerlerle beslenerek geleceğe taşınması görevini gençliğe vermiştir. Onun aşağıdaki sözleri gençlerden beklentilerini yansıtması açısından son derece önemlidir:<br />
Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl karşı koyduğumuz ve daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli ve gelecek kuşaklar için ibret ve uyanış nedeni olmalıdır. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.<br />
Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım.<br />
Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek ? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.<br />
Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz&#8230; Dinlenmemek üzere yürümeğe karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan yorulmadan yürüyecektir.</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 337-341. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;e Göre Hoşgörünün Sınırı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturke-gore-hosgorunun-siniri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 00:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk hoşgörülü müdür ?]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5118</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ün hoşgörü konusundaki düşünceleri, tarihin her dönemi ve her toplum için geçerli olan evrensel gerçekleri yansıtmaktadır. Farklı toplumlardan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ün hoşgörü konusundaki düşünceleri, tarihin her dönemi ve her toplum için geçerli olan evrensel gerçekleri yansıtmaktadır. Farklı toplumlardan olan insanlar bu düşünceleri kendi toplumları ile ilişkilendirip bunların kendi toplumları için söylenmiş olacağını düşünebilirler. Aynı gerçek Türk ulusu için daha fazla geçerlidir. Türk ulusunun ihtiyacı olan mesajlar yoruma ihtiyaç göstermeyecek tarzda açık ve gerçekçi olarak bu düşüncelerin içerisindedir. Türk halkına düşen görev, ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleriyle işaret ettiği sağduyu ve gerçekçiliği yaşam felsefesi hâline getirmektir:<br />
Şüphesiz, fikirlerin ve inanışların başka başka olmasından şikâyet etmemek gerekir. Çünkü bütün fikirler ve inanışlar bir noktada birleşirse bu hareketsizlik ve ölüm belirtisidir. Böyle bir durum elbette istenmez. Bunun içindir ki, gerçek özgürlükçüler hoşgörünün genel bir nitelik olmasını isterler. İyi niyetle bile olsa hoşgörüye karşı olunmasını istemezler. Çünkü iyi niyetler hiçbir zaman hiçbir felâketi önleyememiştir. Ruhun selâmeti için insanların yakıldığını biliyoruz. Bunu yapan engizisyon papazları da herhâlde iyi bir şey yaptıklarından ve iyi niyetlerinden bahsederlerdi. Belki bu sözlerinde de samimî idiler. Böyle bir ahmaklığa ya da herhangi bir hainliğe de hoşgörü kılıfı uydurmak hiç de zor değildir. İşte bu nedenledir ki, hoşgörüyü teslimiyetçilik derecesine kadar götürmek doğru değildir. Gerçi özgür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için gerçek özgürlükçüler, demokrasiye karşı olanlara da hak ve özgürlükler verilmesini isterler. Fakat demokrasiyi savunanların demokrasiye karşı olanların karşısında elleri ayakları bağlı kurbanlık koyun durumuna razı olacaklarını düşünmek asla doğru değildir.<br />
Unutulmamalıdır ki, bazı insanlar geleceği geçmişin arasında görmek isterler. Bunlar bizi geri bıraktığı için terk ettiğimiz anlayışın geri gelmesini isterler. Bu gibi insanlar kendi inandıkları gibi olmayan kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse kendilerini rahatsız hissederler. Hoşgörüyü asla kabul etmezler.<br />
Herhâlde, hoşgörünün arzu edildiği gibi yaygınlaşması ve alışkanlık hâline gelmesi için, eğitim ve düşünce düzeyinin yüksek olması lâzımdır.</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 385. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir Sözü Mustafa Kemal Atatürk</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-hayatta-en-hakiki-mursit-ilimdir-sozunu-nerede-soyledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 03:04:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1924 samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta en hakiki mürşit ilimdir]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5062</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlık tarihindeki gelişim incelenecek olursa görülecektir ki uygarlık adına en önemli sıçramalar insanoğlunun doğayı ve kendini merak duygusuyla&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihindeki gelişim incelenecek olursa görülecektir ki uygarlık adına en önemli sıçramalar insanoğlunun doğayı ve kendini merak duygusuyla neden sonuç ilişkisi içerisinde sorguladığı dönemlerde gerçekleşmiştir. Bilimde ve teknolojide bugün ulaşılmış olan kazanımlar hep bu sorgulamaların neticesinde elde edilmiştir. İnsanlar ne zaman ki çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalmışlar ve her şeyde metafizik bir neden aramışlarsa o dönemler insanlık tarihinin karanlık dönemleri olmuştur.</p>
<p>Sadece insanlık tarihi değil Türk tarihine de bakıldığında görülecektir ki, ne zaman Türkler bilime ve bilim adamlarına değer vermişlerse yükselmişler, ne zaman hurafelere dayalı anlayışlara itibar edip bilimin karşısında olmuşlarsa güçsüz kalıp devletlerinden olmuşlardır. </p>
<p>Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun başına da aynı felâket gelmiştir. Böyle bir felâketin bir daha yaşanmaması için ATATÜRK, dünya sorunlarını metafizik yöntemlerle değil, bilimsel yöntemlerle çözmeyi esas alan bir eğitim sistemi kurmuştur. Bu sitemin başarısında ise en büyük sorumluluğu da öğretmenlere vermiştir. O, 22 Eylül 1924’te Samsun’da öğretmenlerle yaptığı konuşmada şöyle demiştir:</p>
<p>“Efendiler,<br />
Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakikî rehber ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak demek değildir. Çok mesut bir duygu ile anlıyorum ki hitap ettiklerim bu gerçekleri anlamışlardır. Mutluluğum artıyor. Öğretmenlerimiz, eğitim ve öğretiminden sorumlu oldukları yeni nesli, gerçeğin ışıklarıyla donatılmış bir şekilde yetiştireceklerine söz vermişlerdir. Bu hepimiz için onur verici bir durumdur.”</p>
<blockquote><p>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 63.</p></blockquote>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">&#8220;Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir&#8221; Sözünü Kim Söylemiştir?</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Bu söz, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu <strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong> tarafından söylenmiştir. Atatürk&#8217;ün akılcılığa, bilime ve gerçekçiliğe verdiği önemi özetleyen en meşhur vecizelerinden biridir.</p>
</p></div>
</details>
<hr>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">&#8220;Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir&#8221; Ne Demek?</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Bu sözü anlamak için içerisindeki eski Türkçe kelimelerin günümüzdeki karşılıklarına bakmak gerekir:</p>
<ul>
<li><strong>Mürşit:</strong> Doğru yolu gösteren, kılavuz, rehber, önder.</li>
<li><strong>Hakiki:</strong> Gerçek, doğru.</li>
<li><strong>İlim:</strong> Bilim, bilgi.</li>
</ul>
<p><strong>Anlamı:</strong> İnsanın yaşamı boyunca karşılaşacağı sorunları çözerken, bir karar alırken veya bir hedef belirlerken başvuracağı en gerçek, en doğru ve en güvenilir rehber <strong>bilimdir (akıldır).</strong> Atatürk bu sözüyle, hurafelerin, batıl inançların veya dogmatik düşüncelerin değil; deneyin, gözlemin ve aklın yol göstericiliğinin esas alınmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>
</p></div>
</details>
<hr>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">&#8220;Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir&#8221; Sözü Hangi İlke ile İlgilidir?</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Atatürk&#8217;ün bu sözü doğrudan <strong>Laiklik</strong> ilkesiyle ilgilidir. Çünkü Laiklik, aklın ve bilimin dogmalardan özgürleşmesini ve devlet/toplum düzeninin bilimsel esaslara göre şekillenmesini savunur.</p>
<p>Bunun yanı sıra, bilimin sürekli gelişimi ve yeniliği temsil etmesi nedeniyle <strong>İnkılapçılık</strong> ilkesiyle de yakından ilişkilidir.</p>
</p></div>
</details>
<hr>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">Sözün Tamamı: &#8220;Dünyada Her Şey İçin&#8230; En Hakiki Mürşit İlimdir&#8221;</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Bu cümle, sözün tamamı ve daha kapsamlı halidir. Burada Atatürk, bilimin sadece laboratuvarlarda değil, hayatın her alanında gerekli olduğunu vurgular:</p>
<ol>
<li><strong>Medeniyet İçin:</strong> Çağdaş milletler seviyesine ulaşmak, ancak bilimsel ve teknolojik gelişmelerle mümkündür.</li>
<li><strong>Hayat İçin:</strong> Günlük yaşamı kolaylaştırmak, sağlığı korumak ve refahı artırmak bilimsel düşünce ile olur.</li>
<li><strong>Başarı İçin:</strong> Gerek bireysel gerek toplumsal başarı, tesadüflerle değil; planlı, akılcı ve bilimsel yöntemlerle elde edilir.</li>
</ol>
<p>Cümledeki <strong>&#8220;İlim ve Fen&#8221;</strong> ayrımı ise şöyledir: &#8220;İlim&#8221; daha çok teorik bilgiyi ve bilimsel metodolojiyi, &#8220;Fen&#8221; ise fizik, kimya, biyoloji gibi pozitif bilimleri ve teknolojiyi temsil eder.</p>
</p></div>
</details>
<hr>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">&#8220;Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir&#8221; Sözü Nerede Söylenmiştir?</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Mustafa Kemal Atatürk bu sözü <strong>22 Eylül 1924</strong> tarihinde <strong>Samsun</strong>&#8216;da söylemiştir.</p>
<p>Söz, Samsun İstiklal Ticaret Mektebi&#8217;nde öğretmenler onuruna verilen bir çay davetinde yaptığı konuşmada geçer. Atatürk&#8217;ün bu sözü özellikle öğretmenlere hitaben söylemesi çok anlamlıdır; çünkü yeni nesilleri bilimsel düşünce ışığında yetiştirecek olanlar öğretmenlerdir.</p>
<p><strong>Konuşmanın devamındaki şu uyarı da oldukça kritiktir:</strong></p>
<blockquote><p><em>&#8220;İlim ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, cahilliktir, dalalettir (doğru yoldan sapmaktır).&#8221;</em></p></blockquote></div>
</details>
<hr>
<details style="margin-bottom: 20px;">
<summary style="cursor: pointer; padding: 10px 0;">
<h2 style="display: inline; font-size: 1.2em;">Sözün Genel Anlamı ve Verdiği Mesaj</h2>
</summary>
<div style="margin-top: 10px; padding-left: 15px;">
<p>Özetle bu söz; Türk toplumunun yönünü dogmalardan, kulaktan dolma bilgilerden ve durağanlıktan; <strong>sorgulayan, araştıran ve kanıta dayalı</strong> bir düşünce sistemine çevirmesi gerektiğini anlatır. Atatürkçü düşünce sisteminde ilerlemenin tek anahtarı bilimsel düşüncedir.</p>
</p></div>
</details>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Lâiklik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-laiklik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 02:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün laiklik anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş toplum]]></category>
		<category><![CDATA[islam dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5056</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK İslâm dünyasında ilk lâik devleti kurmuş, lâikliği çağdaş toplum ve devlet olmanın esası olarak görmüştür. Atatürkçü lâiklik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK İslâm dünyasında ilk lâik devleti kurmuş, lâikliği çağdaş toplum ve devlet olmanın esası olarak görmüştür. Atatürkçü lâiklik ilkesi dini yadsımaz, dinsizliği kışkırtmaz; dini, çağdaş bir toplumda kendisine özgü sorunlarla ilgilenmeye çağırır. Dinin çağdaş Türk toplumunda gerçek yerini almasını önerir. Dinin toplumu tekeli altına alma isteğine ve din perdesi arkasına gizlenerek ilkel bir toplum düzeni oluşturmaya çalışan gerici düşünce sahiplerine karşıdır.</p>
<p>Lâiklik, bireyin inanç özgürlüğünün tanınması ve bu özgürlüğün korunmasıdır. Dinsel inancından dolayı bireyin ayrıcalıklı davranışlarla karşılaşmamasıdır. Yasalar önünde bireylerin dinsel farklılıklar güdülmeksizin eşit olmasıdır. Lâiklik karşıtlarının tahammül edemedikleri gerçek, lâikliğin inanç özgürlüğünü herkes için öngörmesidir. ATATÜRK’ün lâikliğe ilişkin aşağıdaki sözleri bu gerçeklerin ifadesidir:<br />
“Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.”<br />
“Lâiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi olanağını sağlamıştır. Lâikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, ilerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.”<br />
“Din, bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s111. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Özgürlük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-ozgurluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 18:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk diktatör müydü?]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük ve bağımsızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5025</guid>

					<description><![CDATA[İnsan hak ve özgürlüklerini savunmak insanlık niteliklerini benliğinde taşıyan her kişinin en temel görevidir. ATATÜRK bu görevi verdiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hak ve özgürlüklerini savunmak insanlık niteliklerini benliğinde taşıyan her kişinin en temel görevidir. ATATÜRK bu görevi verdiği bağımsızlık ve demokrasi mücadelesiyle eksiksiz yerine getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bunun en canlı kanıtıdır. Türk ulusu bu konuda ATA’sına çok şey borçludur. Bu nedenle kadirşinas Türk halkının yüceliğinden yeterli feyzi alamamış sapkın ve tutucu düşünce sahiplerinin, ATATÜRK’e yönelik “diktatör” suçlaması Türk insanının gönlünü yaralamaktadır. Bağımsızlık, özgürlük, onur ve adaletin ne olduğunu ve ne olması gerektiğini verdiği mücadeleyle sembolleştiren ATATÜRK’e karşı en büyük günahı ona diktatör diyenler işledi ve işlemektedir. Onlara verilebilecek en güzel yanıt ATATÜRK’ün aşağıdaki sözlerini hatırlamak olacaktır:<br />
“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük atalarımın en kıymetli miraslarından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım.”</p>
<p>“Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve yok olma vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun temeli özgürlüktür.”</p>
<p>“Bir millette onurun, saygınlığın, namusun ve insanlığın meydana gelebilmesi ve devam ettirilebilmesi, mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür.”<br />
“Özgürlükten doğan bunalımlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.”<br />
“Kişinin birinci hakkı, doğal yeteneklerini serbestçe geliştirebilmesidir. Bu gelişimi sağlamak için ise, en iyi vasıta, kişiye, bir başkasının benzer hakkına zarar vermeksizin, tehlike ve zarar kendine ait olmak üzere, ona, kendi kendine, istediği gibi sevk ve idare etmeye izin vermektir.”<br />
“İşte bu serbest gelişmeyi sağlamak, kişisel hakların oluşturduğu çeşitli özgürlüklerin temel amacıdır. Bu haklara saygı göstermeyen siyasî toplum, asıl görevinde kusur etmiş olur ve devlet, varoluşunun nedenini ve anlamını kaybeder.’’</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 177-181.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Barış</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ataturk-ve-baris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 01:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[ankara 1981]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve barış]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk yurtta sulh cihanda sulh]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ü Özleyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[barış milletleri]]></category>
		<category><![CDATA[kültür bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4977</guid>

					<description><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın diyor ki; Barışın büyük savaşçısı ATATÜRK dövüş istemedi, barış kurdu. Kuzeyle, Güneyle, Doğu ile, Batı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruşen Eşref Ünaydın diyor ki;</p>
<p>Barışın büyük savaşçısı ATATÜRK dövüş istemedi, barış kurdu. Kuzeyle, Güneyle, Doğu ile, Batı ile&#8230;<br />
Dünya onu kendine düşman sanıyordu. O dünyaya barış yolu gösterdi.<br />
Ruşen Eşref’’i böyle düşündüren, ATATÜRK’ün sevgi ve insanlık kokan aşağıdaki düşünceleri olsa gerek:<br />
“Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz.<br />
“Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa, Türkiye onu, istekle karşıladı ve yardımlarını esirgemedi.”<br />
“Türk Cumhuriyeti’nin en esaslı ilkelerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış amacı insanlığın ve uygarlığın refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için iftihar nedenidir.”<br />
“Türkiye’nin güvenliğini amaçlayan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış politikası bizim her zaman ilkemizdir.”</p>
<p>“Barış milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram, bir defa ele geçirilince devamlı bir özen ve dikkatli her milletin ayrı ayrı hazırlığını gerektirir.”<br />
“Bizim düşüncemize göre uluslar arası siyasî güven ortamının gelişimi için, ilk ve en önemli şart milletlerin hiç olmazsa barışı koruma fikrinde, samimî olarak birleşmesidir.”<br />
“Eğer devamlı barış isteniyorsa kitlelerin durumlarını iyileştirecek uluslar arası önlemler alınmalıdır. Tüm insanlığın refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.”</p>
<p><em>Ruşen Eşref Ünaydın; Atatürk’ü Özleyiş, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1981, s.18.</em></p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 377-381</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Devletçilik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-devletcilik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 17:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün devletçilik anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[devletçilik ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik güç]]></category>
		<category><![CDATA[milli üretim]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[özel girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[özel sektör]]></category>
		<category><![CDATA[türk halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye'nin ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal güvenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4879</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye yanmış, yıkılmış, çalışabilecek insanı kalmamış bir ülke ve yoksul bir ulusla, imparatorluktan kalan büyük bir borcu da&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye yanmış, yıkılmış, çalışabilecek insanı kalmamış bir ülke ve yoksul bir ulusla, imparatorluktan kalan büyük bir borcu da ödemek yükümlülüğü ile yola çıkmıştır. Hem ülke yeniden derlenip toparlanacak, ulus yoksulluktan kurtarılacak, borçlar ödenecek, yabancıların ellerindeki işletmeler satın alınarak millîleştirilecek hem de amaç edinilen çağdaş uygarlık düzeyine çıkılacaktır. Üstelik ülkede özel girişimci, sermaye sahibi bir kesim de yoktur. Herkes her şeyi devletten beklemektedir. İşte devletçilik bu ortamda zorunlu olarak başlamış ve uygulamaya konulmuştur. Başarılı bir uygulama sonucu at nalı ve nal çivisi dahi yapamayan Türkiye bugünkü ekonomik gücüne ulaşmıştır.<br />
Devletçilik ilkesi, özel girişimciliği reddetmez. Tüm üretim araçlarının devletin elinde toplanmasını öngörmez. Mülkiyet hakkına saygılıdır. Ekonomide devleti hem düzenleyici, tasarlayıcı, destekleyici hem de işletmeci olarak görür. Devletin ekonomideki işletmecilik anlayışı, özel sektörün yatırım yapmadığı Türk halkının veya ulusal güvenliğin ihtiyaç duyduğu alanlarla sınırlıdır. Onun dışında devletçiliğin temel işlevi Türk girişimcisinin yatırım,üretim ve pazar olanaklarını artıracak, uluslar arası pazarlardan yararlanmasını sağlayacak düzenlemelerden oluşmaktadır. Devletçilik ilkesinin anlamını ve gerekçesini, ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleri yeterince açıklamaktadır:<br />
“Türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik sistemi XIX. asırdan beri sosyalizm teorisyenlerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye özgü bir sistemdir. Devletçiliğin bizce anlamı şudur:<br />
Kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsî faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin bütün ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk vatanında asırlardan beri kişisel ve özel teşebbüslerle yapılmamış olan şeyleri bir an önce yapmak istedi ve kısa zamanda yapmayı başardı. Bizim takip ettiğimiz bu yol, görüldüğü gibi liberalizmden başka bir yoldur.”</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 109.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Uygarlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-uygarlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:34:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Uygarlık Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Uygar Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Uygarlık Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4859</guid>

					<description><![CDATA[Türk halkının mutluluğunu kendi mutluluğu olarak gören ve kendini onun hizmetkârı olarak değerlendiren büyük ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleri ulusumuzun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk halkının mutluluğunu kendi mutluluğu olarak gören ve kendini<br />
onun hizmetkârı olarak değerlendiren büyük ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleri ulusumuzun yolunu aydınlattığı gibi, ulusumuzu uygarlık yolunda geri<br />
koymaya çalışan düşünce sahiplerine de bir uyarı niteliği taşımaktadır. Türk<br />
ulusu bir bütün olarak aşağıdaki sözlerin anlamını idrak edip onun gereğini<br />
yaptığı gün hiç şüphesiz uygarlık âleminde rakipsiz olacaktır. Bundan şüphe<br />
duyanlar bilmelidir ki kendi yeteneklerini tanımayan ve kendisine güveni<br />
olmayanlardır:<br />
“Ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi uygarım diyen<br />
Türkiye Cumhuriyeti halkı fikriyle, zihniyetiyle uygar olduğunu ispat etmek ve<br />
göstermek zorundadır: Uygarım diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı aile<br />
hayatıyla, yaşayış şekliyle uygar olduğunu göstermek zorundadır. Sonuç<br />
olarak uygarım diyen Türkiye’nin gerçekten uygar olan halkı baştan aşağıya<br />
dış görünüşüyle bile uygar ve olgun insanlar olduğunu uygulamada da<br />
göstermek zorundadır.”<br />
“Artık duramayız, kesinlikle ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz.<br />
Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Uygarlık öyle kuvvetli<br />
bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder.”<br />
“Uygarlığın coşkun seli karşısında direnmek boşunadır ve o, gafil<br />
itaatsizlere karşı çok amansızdır. Dağları delen, göklerde uçan, göze<br />
görünmeyen zerrelerden yıldızlara kadar her şeyi gören, aydınlatan, inceleyen<br />
uygarlığın güç ve yüceliği karşısında çağ dışı kalmış zihniyetlerle, ilkel, boş<br />
inançlarla yürümeye çalışan milletler yok olmaya veya hiç olmazsa esir<br />
olmaya ve aşağılanmaya mahkûmdurlar.”<br />
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar<br />
memleketi olamaz; en doğru, en hakikî yol, uygarlık yoludur. Uygarlığın emir<br />
ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.”<br />
“Biz her araçtan yalnız ve ancak bir görüş açısından faydalanırız. O<br />
görüş şudur: Türk milletini, uygar dünyada lâyık olduğu yere ulaştırmak ve<br />
Türk Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha fazla<br />
kuvvetlendirmek&#8230; Ve bunun için de keyfî yönetim fikrini öldürmek&#8230;</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 353-355. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
