<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve vergi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-ve-vergi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 May 2020 11:26:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve vergi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vergiler Hangi Şekilde Olmalıdır?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/vergiler-hangi-sekilde-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2020 11:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vergiler]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Hangi Şekilde Olmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Nasıl Alınmalıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5236</guid>

					<description><![CDATA[Vergiler, hangi şekilde olmalıdır? Bu şekillerden hangisi vergilerin adalete uygun olmasını daha çok sağlar? Sorularının yanıtıdır. Bilinmelidir ki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vergiler, hangi şekilde olmalıdır? Bu şekillerden hangisi vergilerin adalete uygun olmasını daha çok sağlar? Sorularının yanıtıdır. Bilinmelidir ki vergi meselelerinde bunun kadar tartışmayı ve herkesin görüş değişikliğine sebep olmuş bir mesele yoktur. Her iki şeklin de, tek oranlı vergilerin ve artar vergilerin ateşli taraftarları vardır.</p>
<p>Tek oranlı vergi taraftarlarının görüş ve iddialarına göre, vergiler her türlü isteğe ve insana bağlı işlemlerden korunmuş olmak için tek düze ve gerçek olmalıdırlar. Bu amaç, ancak tek oranlı vergi şeklinde elde edilebilir. Verginin oranı bir kere belirlendikten sonra artık mükellef kim olursa olsun, hangi sınıftan bulunursa bulunsun, ondan istenecek vergi değişmez. Kişiliğine göre, şu veya bu yolda işlem uygulamasına olanak kalmaz. Bu şekildeki vergiler, sınıf menfaatlerinin temsil edildiği, siyasi ve yasal kurulların elinde, sınıf mücadelelerinin uygulama aracı olarak kullanılmaktan kurtulmuş olurlar. Vergilerde bundan başka şekilde adalet elde edilmesi mümkün değildir. Herkes, geliriyle orantılı olarak vergi payını ödemekle adalet çerçevesinde, borcunu ödemiş olur. Böylece herkese karşı aynı şekilde eşit işlem yapılmış olur.</p>
<p>Artar vergi taraftarlarının görüşlerine göre, vergilerin tek oranlı olmamalarını gerektiren birçok ilmi, ekonomik esaslar ve düşünceler vardır. Şunu ekleyelim ki, artar vergi taraftarlarının hepsi aynı meslek, aynı özel görüş ve kanaate sahip olanlardan değildir. Bunların içinde sosyalistlik amaçlarının gerçekleştirilmesine hizmet eden kuvvetli bir araç olması bakımından vergilerin artar şekline taraftar olanlar vardır. Vergilerin tamamen tek oranlı olmamalarını esas olarak kabul ettikleri halde uygulamada bazı vergilerin artar şeklinde olmasını haklı ve zorunlu görenler de vardır. Bunlar, artar şekli, değişiklik yapıcı bir önlem konumunda olmasını görürler. Dolaylı vergilerin sonuçlan vergi gücü ile tamamen ters yüz edilmiş olarak meydana çıkar; bunu düzeltmek amacıyla, dolaysız vergilerde artar tarifeler uygulamasını zorunlu sayarlar.</p>
<p>Sosyalistlik ile ilgili olmayan bazılanna göre sosyal heyet içinde, servet konusunda, var olan farklann, eşitsizliklerin, doğal ve ekonomik sebepler ve etkenlerden başka, sebep ve etkenleri vardır. Bu sebep ve etkenlerden bazılan doğrudan doğruya, devletin uygulamalanndan ve hareketlerinden doğar. Savaşlar gibi, gümrük siyasetleri gibi, devlet uygulamalan ve çalışmalan servette eşitsizliğin çoğalmasına sebep olur. Bu sebeplerin sonuçlannı düzeltmek gereğini artar vergiler sağlar. Bu görüşü artar vergilerin isabet ve yasallığına, delil olarak gösterenler ve onu savunanlar da vardır.</p>
<p>Artar vergiyi doğrudan doğruya adaletin gereği olarak, kabul ve iddia edenler, vergilerde kapasite ve güç esasını yeni bir tarzda arayanlardır. Bu yeni anlayışa göre, vergilerde adalet, özveride eşitlik ile ortaya çıkar. Herkesin geliri ile orantılı bir vergi vermesiyle, elde edilen adalet görünüşte bir adalettir. Geliriyle orantılı vergi veren mükelleflerin, duyduklan özverinin derecesi eşit değildir. 500 lira geliri olan bir adamın, verdiği 10 lira vergide gösterdiği özveri, geliri 5000 lira olan mükellefin orantılı olarak verdiği 100 liradan, hissettiği özveriye eşit olamaz. Ondan çok ağır ve büyüktür. Bu iki mükellef, vergiden dolayı aynı özveriyi, aynı zahmet ve zorluğu hissettiği zamandır ki, eşit işlem yapılmış ve adalet uygulanmış olur.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 159-160</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar Birbirine Bağlıdır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/insanlar-birbirine-baglidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 16:36:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Toplum Bağları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve vergi]]></category>
		<category><![CDATA[bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[İlim ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5205</guid>

					<description><![CDATA[“İlim, toplumlarm büyüklüğünün sırrını, insanlara açmıştır; bu sır, insanların birbirine olan bağlarıdır. Bütün insanlar, bir sosyal bedenin üyeleridir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“İlim, toplumlarm büyüklüğünün sırrını, insanlara açmıştır; bu sır, insanların birbirine olan bağlarıdır.</strong></p>
<p>Bütün insanlar, bir sosyal bedenin üyeleridir ve bu sebeple birbirine bağlıdırlar. Bu karşılıklı bağ, herkesi diğerinin yükümlülüğüne de karıştırır. Bir de, insanlar, ölülerin kültürel mirasçıları olduklarından aralanndaki bağlar, zamanı ve yeri kapsar. Bu bağlar, doğaldır, sosyaldir ve ekonomiktir. Tabii ve sosyal bağın bize öğrettiği şudur; Özellikle, iş bölümü ve kültürel mirasçılık yüzünden herkes sahip olduğu şeyin ve hatta kendi kişisel varlığının en büyük kısmını atalara ve bir zamanda yaşadığı insanlara borçludur. Eğer böyle ise, yani, eğer her yerde, insanın insana karşı bir borcu varsa, bütün borçlar gibi bunun da ödemesi gerekir. Bu borçlar, kimin tarafından ödenmelidir? &#8211; İnsanlar arasındaki doğal ve sosyal bağdan yararlanarak servet kazananlar tarafından!</p>
<p>Çünkü eğer gelmiş geçmiş, ismi bilinmeyen binlerce, bağlı insanlar olmasaydı, zaten bu servet olmazdı. Kime ödemeli? &#8211; Doğal ve sosyal bağdan yararlanmak yerine zarar görenlere! Gerçi bu alacaklıların kişisel olarak bilinmelerine olanak yoktur. Ancak, bunlann temsilcileri vardır; devlet veya birçok sosyal yardım kurumlan&#8230;</p>
<p>Nasıl ödemeli? &#8211; Bir defa, devlete vergi, özellikle artar vergi olarak ve sonra bağış olarak yardım kurumlanna verilebilir. Bu söylediklerimizden, insanlann birbirine bağlı ve birbirinin yardımcısı olduklan halde geçmişin ve günümüzün nimetlerinden hepsinin aynı derecede yararlanamamış ve yararlanamamakta olduklan anlaşılıyor. Bu eşitsizliği gidermek için bir kısım insanlardan diğer bir kısım insanlar için, sanki tazminat isteniyor. Bu farklı yararlanmanın başlıca nedeni, şüphesizdir ki, insanlann, çeşitli araçlar ve yetenekler yüzünden birbirlerine benzememeleridir. Bu noktada şöyle bir görüş söylenmektedir. Gelişimin amacı insanlan birbirine benzetmektir; dünya birliğe doğru yürümektedir; insanlar arasında sınıf, derece, ahlak, elbise, dil ölçü farkı gittikçe azalmaktadır. Tarih, yaşamak kavgasının, ırk, din, kültür, eğitim yabancılar arasında olduğunu gösterir. Birliğe doğru da yürüyüş demektir. Bağlılık hakkında, bir düşünce sahibi olmaya, en elverişli olan düşünüş ve görüş bu son görüş olabilir. Ancak, birer düşünce olarak aldığımız bağlılık görüşlerin gereklerini, uygulamada, sosyal kazanımlar adı altında toplamak mümkündür. Bu sosyal kazanımlara devlet sosyalistliğine yaklaşarak vanlabilir. Bu yol, kanun yoludur.</p>
<p>Örneğin: 1- İş yasası.</p>
<p>2- Şehirlerin ve atölyelerin sağlık koruma yasası.</p>
<p>3- Bulaşıcı hastalıklara karşı koruma yasası.</p>
<p>4- işçinin yaşlılığı ve kazalara karşı sigorta yasası.</p>
<p>5- Hasta ve yaşlı yoksullara zorunlu yardım yasası.</p>
<p>6~ Çiftçi sandıklan yasası.</p>
<p>7- Yardım demekleri kurulması yasası.</p>
<p>8- Ucuz evler yapılması yasası.</p>
<p>9- Okul çocukları için okullarda kooperatifler.</p>
<p>Bütün bu gibi demeklere devlet bütçesinden yardım Bu ye buna benzer konulan gerçekleştirmek için yasalar yapılır ve uygulanır. Böylece bağlılık görüşü sosyal önlemlerle sağlanmış olur. Bağlılığın saydığımız şekilde önlemleri çoktur; ama bu uygulamalar düşüncesi, her yerde kabul görmüş değildir; çok eleştirilere de uğramaktadır. Özellikle, bağlılık görüşünün uygulanmasını, bireyin yükümlülük duygusunu zayıflatan veya yok eden bir hareket olarak görenler vardır. Diyorlar ki, güçsüzlüğümüzü, kusurumuzu, ayıplanmızı toplumun üstüne atmak bireysel yükümlülüğü kaldırmaktır. Oysa ahlak yasasının temeli bireysel yükümlülüktür. Bu eleştiriler, zorla ve hukuki bir şekilde toplumsal borç düşüncesini bir yana bıraktırmaya yetebilir. Bağlılığın ahlaka temel oluşturacağı da sağlam bir iddia olmayabilir. Ancak, bağlılığın uygulamalı olarak, şunlan öğrettiği de görülmektedir;</p>
<p>1- Başkasına olan bir iyilik bize de iyiliktir; başkasına olan kötülük bize de kötülüktür. Bu sebeple iyiliği sevmek ve kötülükten kaçınmak gerekir.</p>
<p>2- Yaptığımız işler, çevremizde sevinçler veya acılar halinde yankılar uyandmr, bu durum bize vicdani görevleri duyurur.</p>
<p>3- Bağlılık, bizi başkalan için hoşgörülü yapar. Çünkü başkalanmn kusurlannda bizim de istemeyerek çoğunlukla birlikte suçlu olduğumuzu gösterir. Özetle, bağlılık, “herkes kendi için” yerine, &#8220;herkes, herkes için&#8221; düşüncesini koyar. Bu düşünce, toplumsaldır, millidir, geniş ve yüksek anlamıyla insanidir.</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, 107-108-109</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
