<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve Vahdettin &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-ve-vahdettin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2020 11:37:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve Vahdettin &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vahdettin Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/vahdettin-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 10:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hanedan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk'tan Alıntılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5661</guid>

					<description><![CDATA[Her ne sebep ve suretle olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek kadar adî&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne sebep ve suretle olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek kadar adî bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin başında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! Teşekküre değerdir ki bu alçak, kendine miras kalmış saltanat makamından, millet tarafından düşürüldükten sonra, alçaklığını tamamlamış bulunuyor. Türk milletinin bu önce davranışı, elbette takdire lâyıktır. Âciz, adî, his ve anlayıştan mahrum bir mahlûk, kabul eden herhangi bir yabancının himayesine girebilir; fakat, böyle bir mahlûkun, bütün İslâmların halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette uygun değildir. Böyle bir görüşün doğru olabilmesi, herşeyden önce bütün İslâm kütlelerinin esir olmaları şartına bağlıdır. Halbuki, cihanda hakikat böyle midir? Biz Türkler, bütün tarihî hayatımızca hürriyet ve bağımsızlığa örnek olmuş bir milletiz! Kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilce sürdürebilmek için, her türlü aşağılığı uygun gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. Bu suretle devletlerin, milletlerin birbirleriyle münasebetlerinde, şahısların, özellikle mensup olduğu devlet ve milletin zararına da olsa, şahsî vaziyet ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespayelerin ehemmiyeti olamayacağı bilinen gerçeğini doğruladık. Milletlerarası münasebetlerde, mankenlerden istifade sistemine rağbet devrine son vermek, medenî âlemin samimî temennisini teşkil etmelidir.</p>
<p><em>1927 (Nutuk II, s. 694)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan ve Halifenin Yeri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/sultan-ve-halifenin-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 00:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mustafa Selim İmece]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şapka Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ş.D.K.]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Şapka Devriminde Kastamonu ve İnebolu Seyahati]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Selim İmece]]></category>
		<category><![CDATA[osmanoğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan ve Halife]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5648</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’da saltanatlarının, zevk ve eğlenceye düşkünlüklerinin, menfaatlerinin devam ettirilmesini düşmanların anavatanımızı istilâ etmek emellerine uydurmakta, onlarla işbirliği yapmakta,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da saltanatlarının, zevk ve eğlenceye düşkünlüklerinin, menfaatlerinin devam ettirilmesini düşmanların anavatanımızı istilâ etmek emellerine uydurmakta, onlarla işbirliği yapmakta, düşman devletlerin her isteğine boyun eğmekte asla tereddüt göstermeyen, vicdanları sızlamayan, milletimizin hür ve bağımsız yaşama azmini kırma için haince teşebbüslerden çekinmeyen sultan ve halifenin, artık bu vatanda asla yeri yoktur ve olamaz.</p>
<p><em>1925 (Mustafa Selim İmece, Atatürk’ün Ş.D.K. ve İ.S., s. 39)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saltanat&#8217;tan Cumhuriyet&#8217;e</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/saltanattan-cumhuriyete/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Geçiş Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanat'tan Cumhuriyet'e Geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5636</guid>

					<description><![CDATA[Saltanat devrinden Cumhuriyet devrine geçebilmek için, herkesin bildiği gibi, bir geçiş devresi yaşadık. Bu devirde, iki fikir ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saltanat devrinden Cumhuriyet devrine geçebilmek için, herkesin bildiği gibi, bir geçiş devresi yaşadık. Bu devirde, iki fikir ve görüş, birbiriyle mütemadiyen mücadele etti. O fikirlerden biri saltanat devrinin devam ettirilmesiydi. Bu fikrin taraftarları belli idi. Diğer fikir, saltanat idaresine son vererek cumhuriyet idaresi kurmaktı. Bu bizim fikrimizdi. Biz, fikrimizi açık söylemekte mahzur görüyorduk. Ancak görüşümüzün uygulanma kabiliyetini saklı tutup münasip zamanında tatbik edebilmek için, saltanat taraftarlarının fikirlerini tatbik sahasından uzaklaştırmak mecburiyetinde idik. Yeni kanunlar yapıldıkça, bilhassa Anayasa yapılırken, saltanat taraftarları padişah ve halifenin hak ve yetkilerinin belirtilmesinde ısrar ederlerdi. Biz, bunun zamanı gelmediğini veya lüzum olmadığını bildirerek o ciheti söylemeden geçmekte fayda görüyorduk.</p>
<p>Devlet idaresini, cumhuriyetten bahsetmeksizin, millî egemenlik esasları dairesinde, her an cumhuriyete doğru yürüyen biçimde şekillendirmeye çalışıyorduk. Büyük Millet Meclisi’nden daha büyük makam olmadığını aşılamada ısrar ederek, saltanat ve hilâfet makamları olmaksızın, devleti idare etmek mümkün olduğunu ispat etmek lüzumlu idi. Devlet Başkanlığı’ndan bahsetmeksizin, onun vazifesini fiilen Meclis Başkanı’na gördürüyorduk. Fiiliyatta, Meclis’in Başkanı, İkinci Başkan idi. Hükûmet vardı; fakat “Büyük Millet Meclisi Hükûmeti” unvanını taşırdı.Kabine sistemine geçmekten kaçınıyorduk; çünkü hemencecik saltanatçılar, padişahın yetkisini kullanma lüzumunu ortaya atacaklardı.</p>
<p>İşte, geçiş devresinin bu mücadele safhalarında, bizim kabul ettirmek mecburiyetinde bulunduğumuz aracı şekli, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti sistemini, haklı olarak eksik bulan, meşrutiyet şeklinin açıkca ifadesini temine çalışan muhaliflerimiz, bize itiraz ediyorlar, diyorlardı ki, “Bu yapmak istediğiniz hükûmet şekli neye, hangi idareye benzer?” Maksat ve hedefimizi söyletmek için yöneltilen bu nevi suallere, biz de, zamanın gereğine göre cevaplar vererek saltanatçıları susturmak zaruretinde idik.</p>
<blockquote><p>1927 (Nutuk II, s. 838-839)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;ya Karşı İsyan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/osmanliya-karsi-isyan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:32:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hanedan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsyan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5632</guid>

					<description><![CDATA[Verdiğimiz kararın uygulanmasını temin için henüz milletin alışık olmadığı meselelere temas etmek lâzım geliyordu. Umumca söz konusu olmasında&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Verdiğimiz kararın uygulanmasını temin için henüz milletin alışık olmadığı meselelere temas etmek lâzım geliyordu. Umumca söz konusu olmasında büyük mahzurlar tasavvur olunan hususların konuşulmasında kesin zaruret bulunuyordu.</p>
<p>Osmanlı hükûmetine, Osmanlı padişahına ve Müslümanların halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.</p>
<p>Türk ata yurduna ve Türk’ün bağımsızlığına tecavüz edenler kimler olursa olsun, onlara bütün milletçe silâhlı olarak mukabele ve onlarla mücadele etmek gerekiyordu. Bu mühim kararın bütün gerek ve zaruretlerini ilk gününde göstermek ve ifade etmek, elbette doğru olmazdı. Tatbikatı birtakım safhalara ayırmak ve vakalar ve hâdiselerden istifade ederek milletin hislerini ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım yürüyerek hedefe ulaşmaya çalışmak lâzım geliyordu. Nitekim öyle olmuştur. Ancak dokuz sene içinde yaptıklarımız bir mantık dizisi ile düşünülürse, ilk günden bugüne kadar takip ettiğimiz umumî istikametin, ilk kararın çizdiği hattan ve yöneldiği hedeften asla sapmamış olduğu kendiliğinden görünür.</p>
<blockquote><p>1927 (Nutuk I, s. 14-15)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hanedan ve Milli Mücadele</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hanedan-ve-milli-mucadele/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:29:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hanedan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[vahdettin hain midir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5630</guid>

					<description><![CDATA[Beliren Millî Mücadele, dış istilâya karşı vatanın kurtuluşunu biricik hedef saydığı halde bu Milli Mücadele’nin muvaffakiyete ulaştıkça, safha&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beliren Millî Mücadele, dış istilâya karşı vatanın kurtuluşunu biricik hedef saydığı halde bu Milli Mücadele’nin muvaffakiyete ulaştıkça, safha safha bugünkü devre kadar millî irade idaresinin bütün esaslarını ve şekillerini gerçekleştirmesi tabiî ve kaçınılmaz bir tarihî seyir idi. Bu önüne geçilmez tarihî seyri, geleneksel alışkanlığıyla derhal hisseden padişah hanedanı, ilk andan itibaren Millî Mücadele’nin amansız düşmanı oldu. Bu kaçınılmaz tarihî seyri ilk anda ben de gördüm ve hissettim. Fakat, nihayete kadar devam eden bu hislerimizi ilk anda tam olarak göstermedik ve ifade etmedik. Gelecek ihtimaller üzerine fazla demeç, giriştiğimiz gerçek ve maddî mücadeleye, hayal niteliğini verebilirdi; dış tehlikenin yakın tesirleri karşısında, etkilenenler arasında, geleneklerine ve fikrî kabiliyetlerine ve ruhî durumlarına uymayan muhtemel değişikliklerden ürkeceklerin, ilk anda mukavemetlerini tahrik edebilirdi. Muvaffakiyet için pratik ve sağlam yol, her safhayı vakti geldikçe uygulamaktı. Milletin gelişme ve yükselmesi için selâmet yolu bu idi. Ben de böyle hareket ettim. Ancak bu pratik ve emin muvaffakiyet yolu, yakın çalışma arkadaşım olarak tanınmış kimselerden bazılarıyla aramızda, zaman zaman görüşlerde, davranışlarda, yapılan işlerde önemli veya ikinci derecede birtakım anlaşmazlıkların, gücenmelerin ve hattâ ayrılmaların da sebebi ve izahı olmuştur. Millî Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları, millî hayatın bugünkü Cumhuriyet ve Cumhuriyet kanunlarına kadar gelen gelişmelerinde, kendi fikrî ve ruhî yeteneklerinin kavrayış hududu bittikçe, bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir. Bu son sözlerimi özetlemek lâzım gelirse, diyebilirim ki, ben milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme istidadını, bir millî sır gibi vicdanında taşıyarak yavaş yavaş, bütün toplumumuza uygulatmak mecburiyetinde idim.</p>
<p><em>1927 (Nutuk I, s. 15-16)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aradaki Fark</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/aradaki-fark/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[vahdettin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4855</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ü, Bağımsızlık Savaşını başlatması için Anadolu’ya Vahdettin’in gönderdiğini iddia eden saltanat ve hilâfet özlemcisi kimi çevreler, tarihsel gerçekleri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ü, Bağımsızlık Savaşını başlatması için Anadolu’ya<br />
Vahdettin’in gönderdiğini iddia eden saltanat ve hilâfet özlemcisi kimi çevreler,<br />
tarihsel gerçekleri pervasızca çarpıtmaktadır. Bu çevrelerin iddialarına<br />
gösterdikleri kanıt, ATATÜRK’le Vahdettin arasında sarayda geçen “Paşa<br />
isterseniz devleti kurtarabilirsiniz.” şeklindeki bir konuşmadır. Konuşmada<br />
geçen bu sözün kurtuluş savaşını başlatmak için söylendiğini savunan bu<br />
çevreler, nedense Sevr Antlaşması’nı kabul edenin, Kurtuluş Savaşı’nı isyan<br />
hareketi olarak görenin ve Mustafa Kemal Paşanın idam fermanını onaylayanın<br />
aynı padişah olduğunu bir türlü görmek istemezler. Bu tür yaklaşım biçimleri<br />
olsa olsa bir gafletin sonucudur.<br />
Vahdettin, “Paşa isterseniz devleti kurtarabilirsiniz.” ifadesini kullanırken<br />
Mustafa Kemal Paşadan beklentisi şudur: “İtilâf devletlerinin emir ve<br />
isteklerinin yerine getirilmesini sağla, Anadolu’da olası işgallere karşı ortaya<br />
çıkabilecek direnişi engelle.” Padişah, bunların yapılması durumunda İtilâf<br />
devletlerinin Anadolu’da kalıcı olmayacaklarına ve bir süre sonra çekip</p>
<p>gideceklerine inanıyordu. Yani, kurtuluşu teslimiyette görüyor ve silâhlı bir<br />
mücadeleyi asla düşünmüyordu. Asıl korkusu silâhlı mücadeleye<br />
başvurulacak olursa tahtın da elden gideceği endişesiydi. Kurtuluş Savaşı’nı<br />
isyan hareketi olarak görmesinin nedeni de buydu. Milletine ve kendine güveni<br />
olmayan Padişahtan farklı bir tavır da beklenemezdi. Aşağıdaki anekdotta da<br />
bu gerçeğin altı çizilmektedir:<br />
Anadolu’ya geçmek için hazırlıklarını tamamlayan ATATÜRK, Yıldız<br />
Sarayı’na gitti. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, onu çok küçük bir odada<br />
kabul etti. Hemen hemen diz dize oturdular.<br />
Padişahın sağında mini bir masa üzerinde güzel ciltlenmiş kalınca bir<br />
kitap, bir Osmanlı tarihi vardı. Pencereden Boğaz, Boğaz’ın mavi sularında<br />
birbirine paralel dizilmiş ve toplarını saraya çevirmiş olan düşman savaş<br />
gemileri görünüyordu.<br />
Padişah ona dedi ki:<br />
-Paşa, devletimize çok hizmet ettin; bunların hepsi artık bu kitaba<br />
geçmiştir!<br />
Elini Osmanlı Tarihi’ne koydu, bastı ve ilâve etti:<br />
-Tarihe geçti!&#8230;<br />
Sonra dedi ki:<br />
-Bunları unutunuz. Asıl bundan sonra yapacağınız hizmet şimdiye<br />
kadar yaptıklarınızdan mühim olacaktır. Paşa, isterseniz devleti<br />
kurtarabilirsiniz!<br />
ATATÜRK yanıtladı:<br />
-Bu yolda elimden geleni yapacağıma emin olmanızı rica ederim.<br />
Vahdettin:<br />
-Muvaffak olunuz! diyerek ayağa kalktı.<br />
Ziyaret sona ermişti.<br />
Padişah, ondan düşmanların arzularını yerine getirmesini bekliyordu;<br />
elinde hiçbir kuvvet kalmamış olan devletin ancak böyle, düşmanların hoşuna<br />
giderek kurtulacağını sanıyordu. Bilmiyordu ki, kuzuyu yemeğe karar vermiş<br />
olan kurt için bahane bulmak gayet kolaydır.</p>
<p>ATATÜRK de devleti kurtarmak istiyordu; fakat düşmanlara yaranmakla<br />
değil, milletin bitmez tükenmez hürriyet ve istiklâl aşkını, cesaret ve fedakârlık<br />
duygularını harekete geçirerek&#8230;<br />
İşte Türk milletini anlamamış bir adamla, anlamış adamın arasındaki<br />
fark&#8230;</p>
<p><em> Banoğlu; s. 86-87. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
