<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve İslam &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-ve-islam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2020 17:21:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve İslam &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnançlar Arasında Düşmanlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/inanclar-arasinda-dusmanlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 17:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Müslümanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5979</guid>

					<description><![CDATA[İslâm âlemine dahil topluluklar ile Hristiyan âlemine ait kitleler arasında birbirini affetmez gören bir düşmanlık mevcuttur. İslâmlar Hristiyanların,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm âlemine dahil topluluklar ile Hristiyan âlemine ait kitleler arasında birbirini affetmez gören bir düşmanlık mevcuttur. İslâmlar Hristiyanların, Hristiyanlar İslâmların ebedî düşmanları oldular. Birbirlerine kâfir, mutaassıp gözüyle baktılar. İki dünya yekdiğeriyle asırlardan beri bu taassup ve düşmanlıkla yaşadı. Bu düşmanlığın sonucudur ki, İslâm âlemi batının her asır bir şekil ve yeni renk alan ilerlemelerinden uzak kalmıştı. Çünkü, İslâm topluluğu o ilerlemelere kibirle, nefretle bakıyordu. Aynı zamanda iki kitle arasında uzun asırlardır devam eden düşmanlık zoruyla İslâm âlemi, silâhını bir an elinden bırakmamak mecburiyetinde bulunuyordu. İşte silâhla bu sürekli uğraşı, düşmanlık hissiyle batının ilerlemelerine iltifat etmeme, gerilememizin sebep ve etkenlerinden diğer birini teşkil eder.</p>
<p>1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 140)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;da Türk Varlığı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/anadoluda-turk-varligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 17:13:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Türk milleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5976</guid>

					<description><![CDATA[Türk milleti, bin yıldan fazla bir zamandır bu topraklarda yaşama hakkına sahiptir. Bu eskiye ait kalıntılarla tespit edilmiştir.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milleti, bin yıldan fazla bir zamandır bu topraklarda yaşama hakkına sahiptir. Bu eskiye ait kalıntılarla tespit edilmiştir. Osmanlı Devleti’ne gelince, bu devlet yedi asırdır yaşamaktadır ve muhteşem mazisi ve tarihiyle övünebilir. Biz, kudreti ve haşmeti bütün dünyada, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında tanınan bir milletiz. Cengâverlerimiz ve ticaret gemilerimiz okyanusları aşmışlar ve bayrağımızı Hindistan’a kadar götürmüşlerdir. Kabiliyetlerimiz, bir zamanlar sahip olduğumuz ve bütün dünyaca bilinen hâkimiyetimizle ispat edilmiştir. Fakat son yüzyıl boyunca Avrupa kuvvetlerinin hükûmet merkezimizdeki entrikaları ve bu entrikaların neticesinde bağımsızlığımıza müdahaleleri, iktisadî hayatımızı engelledikleri kayıtlar, yüzyıllarca birarada kardeşçe yaşadığımız Müslüman olmayan unsurlarla aramızda ektikleri ihtilâf tohumları ve bu durumlara ilâveten hükûmetlerimizin zayıflığı ve bunun neticesi olan kötü idare, çağdaş seviyede gelişme ve refah yolunda ilerlememize engel teşkil etti. Bugün içinde bulunduğumuz acı durum, hiçbir zaman bizim esastan ehliyetsizliğimizi veya çağdaş medeniyete uyamadığımızı ifade etmez. Bu, tamamen yukarıda sayılan birbirine zıt sebepler yüzünden hasıl olmuştur.</p>
<blockquote><p>1919 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s. 83-84)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Milletleri Arasında Türk Unsuru</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/dogu-milletleri-arasinda-turk-unsuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 09:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Batıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Endülüs]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk çocuğu Arap çöllerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5966</guid>

					<description><![CDATA[İnsanların meşgul olduğu bütün meseleler, karşılaştığı bütün tehlikeler, elde ettiği muvaffakiyetler, ortaklaşa, umumî bir mücadelenin dalgaları içinden doğagelmiştir.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların meşgul olduğu bütün meseleler, karşılaştığı bütün tehlikeler, elde ettiği muvaffakiyetler, ortaklaşa, umumî bir mücadelenin dalgaları içinden doğagelmiştir. Doğu milletlerinin, batı milletlerine taarruz ve hücumu, tarihin belli başlı bir safhasıdır. Doğu milletlerinni, batı milletlerine taarruz ve hücumu, tarihin bellibaşlı bir safhasıdır. Doğu milletleri arasında, Türk unsurunun başta ve en kuvvetli olduğu malûmdur. Gerçekten Türkler, Müslümanlıktan önce ve Müslümanlıktan sonra, Avrupa içerisine girmişler, taarruzlar, istilâlar yapmışlardır. Batıya taarruz eden ve istilâlarını İspanya’da Fransa hudutlarına kadar sürdüren Araplar da vardır. Fakat, her taarruza karşı, daima, karşı taarruz düşünmek lâzımdır. Karşı taarruz ihtimalini düşünmeden ve ona karşı güvenilir tedbir bulmadan hareket edenlerin sonu, yenilmek ve bozguna uğramaktır, yok olmaktır.</p>
<p>Batının, Araplara karşı taarruzu, Endülüs’te acı ve ibrete değer bir tarihî felâket ile başladı. Fakat, orada bitmedi, Takip, Afrika kuzeyinde devam etti. Attilâ’nın, Fransa ve Batı Roma topraklarına kadar yayılmış olan imparatorluğunu hatırladıktan sonra, Selçuk Devleti yıkıntısı üzerinde teşekkül eden Osmanlı Devleti’nin, İstanbul’da Doğu Roma İmparatorluğu’nun taç ve tahtına sahip olduğu devirlere gözlerimizi çevirelim. Osmanlı hükümdarları içinde, Almanya’yı, Batı Roma’yı zapt ve istilâ ederek muazzam bir imparatorluk kurmak teşebbüsünde bulunmuş olan vardı. Yine bu hükümdarlardan biri, bütün İslâm âlemini bir noktaya bağlayarak sevk ve idare etmeyi düşündü. Bu emelin sevkiyle Suriye’yi, Mısır’ı zapt etti. Halife unvanını takındı. Diğer bir sultan da, hem Avrupa’yı zapt etmek, hem İslâm âlemini hükmü ve idaresi altına almak gayesini takip etti. Batının arasız mukabil taarruzu, İslâm âleminin hoşnutsuzluğu ve isyanı ve böyle cihangirane tasavvurlar ve emellerin aynı hudut içine aldığı muhtelif unsurların uyuşmazlıkları, netice olarak benzerleri gibi Osmanlı İmparatorluğu’nu da tarihini sinesine bıraktı.</p>
<blockquote><p>1920 (Nutuk II, s. 435)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinden Menfaat</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/dinden-menfaat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 16:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hususiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Laiklik İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5694</guid>

					<description><![CDATA[Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir.</p>
<blockquote><p>1930 (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955, s. 116)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyeti’nin Resmî Dini</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turkiye-cumhuriyetinin-resmi-dini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 15:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve afet inan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün El Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5690</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve tatbik edilir. Din telâkkisi vicdanî olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı, milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca muvaffakiyet etkeni görür.</p>
<blockquote><p>1930 (Afetinan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 56)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeriat Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/seriat-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 00:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hilafeti Neden Kaldırdı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İran]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5645</guid>

					<description><![CDATA[Milletimizin kurduğu yeni devletin alınyazısına, işlerine, bağımsızlığına, unvanı ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettiremeyiz! Milletin kendisi, kurduğu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milletimizin kurduğu yeni devletin alınyazısına, işlerine, bağımsızlığına, unvanı ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettiremeyiz! Milletin kendisi, kurduğu devleti ve onun bağımsızlığını muhafaza ediyor ve sonuna kadar muhafaza edecektir! Bütün Müslümanları içine alan bir devlet kurmak vazifesiyle yükümlü tahayyül edilen bir halifenin vazifesini yapabilmesi için, Türkiye Devleti ve onun bir avuç nüfusu, halifenin emrine tâbi tutulamaz. Millet, buna razı olamaz! Türkiye halkı bu kadar büyük bir mesuliyeti, bu kadar mantıksız bir vazifeyi yüklenemez.</p>
<p>Milletimiz, asırlarca bu saçma görüş açısından hareket ettirildi. Fakat ne oldu? Her gittiği yerde milyonlarca insan bıraktı. Yemen çöllerinde kavrulup yok olan Anadolu evlâtlarının miktarını biliyor musunuz? Suriye’yi, Irak’ı muhafaza etmek için, Mısır’da barınabilmek için, Afrika’da tutulabilmek için ne kadar insan yok oldu, bunu biliyor musunuz? Ve netice ne oldu, görüyor musunuz?</p>
<p>Halifeye, dünyaya meydan okutmak ve onu umum İslâm işlerinde etki sahibi kılmak fikrinde olanlar, bu vazifeyi yalnız Anadolu halkından değil, onun sekiz on misli nüfustan meydana gelen büyük İslâm kütlerinden istemelidir! Yeni Türkiye’nin ve yeni Türkiye halkının, artık, kendi hayat ve mutluluğundan başka düşünecek bir şeyi yoktur; başkalarına verebilecek bir zerresi kalmamıştır!</p>
<p>Bir an için farz edelim ki, Türkiye, söz konusu vazifeyi kabul etsin.. Bütün İslâm âlemini bir noktada birleştirerek sevk ve idare etmek gayesine yürüsün ve muvaffak dahi olsun! Pekâlâ ama, uyruğumuz ve idaremiz altına almak istediğimiz milletler, derlerse ki, bize büyük hizmetler ve yardımlar yaptınız, teşekkür ederiz. Fakat, biz bağımsız kalmak istiyoruz. Bağımsızlık ve egemenliğimize kimsenin müdahalesini uygun görmeyiz! Biz kendi kendimizi sevk ve idareye muktediriz! O halde, Türkiye halkının bütün çalışma ve fedakârlığı, sadece bir teşekkür ve dua almak için mi göze alınacaktır? Görülüyor ki, bir boş heves için, bir kuruntu ve hayal için, Türkiye halkını mahvetmek istiyorlardı. Hilâfet ve halifeye vazife ve salâhiyet vermek fikrinin mahiyeti bundan ibaretti.</p>
<p>Halka sordum: Bir İslâm devleti olan İran veya Afganistan, halifenin herhangi bir yetkisini tanır mı? Tanıyabilir mi? Haklı olarak tanıyamaz; çünkü devletinin bağımsızlığını, milletinin egemenliğini zedeler. Millete, şunu da ihtar ettim ki, kendimizi cihanın hâkimi zannetmek dalgınlığı, artık devam etmemelidir. Hakikî mevkiimizi, dünyanın vaziyetini tanımamaktaki dalgınlıkla, ihtiyatsızlara uymakla milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir! Bile bile aynı faciayı devam ettiremeyiz!</p>
<blockquote><p>1923 (Nutuk II, s. 712)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Kaldırılırken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hilafet-kaldirilirken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Müslüman Mıydı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet neden kaldırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı Birdir Büyüktür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4885</guid>

					<description><![CDATA[Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir büyüktür. Tanrısal inançların belirtilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde ele alınabilir.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir büyüktür. Tanrısal inançların belirtilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde ele alınabilir.<br />
İlk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir insanlığın<br />
erginlik ve olgunluk devridir. İnsanlık, birinci devrede tıpkı bir çocuk gibi,<br />
tıpkı bir genç gibi yakından ve maddi vasıtalarla kendisiyle ilgilenilmesini<br />
gerektirir. Allah, kulları gereken olgunluk noktasına erişinceye kadar<br />
içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla ilgilenmeyi Tanrı olmanın gereği<br />
saymıştır. Onlara Hz. Adem Aleyhisselam’dan itibaren bilinen veya<br />
bilinmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve elçiler<br />
göndermiştir. Fakat Peygamberimiz aracılığı ile en son dini hakikatleri ve<br />
uygarlığı verdikten sonra, artık insanlıkla bir takım aracılar koyarak ilişki<br />
kurmayı gerekli görmemiştir. İnsanlığın kavrama düzeyi, aydınlanması<br />
ve olgunlaşması; her kulun doğrudan doğruya tanrısal ilhamlarla ilişki<br />
kurma yeteneğine ulaştığını kabul buyurmuştur. Ve bu sebepledir ki,<br />
Cenab-ı Peygamber, son peygamber olmuştur. Ve kitabı, en eksiksiz<br />
kitaptır.</p>
<p><em>(Hilafetin kaldırılması esnasında TBMM’de yaptığı konuşma, 1</em><br />
<em>Kasım 1922) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1989, C. I; 288. Atatürk,</em><br />
<em>1991;931.Kocatürk, 1999;228-229.)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerinizin Işığı Beni Götürür Paşam</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gozlerinizin-isigi-beni-goturur-pasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahman Kamil Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk hocaları astı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Din Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Amasya anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Kamil Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2120</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa Amasya’da, 12 Haziran 1919’da hükümet konağında bir konuşma yapmış ve ülkenin içinde bulunduğu durumu ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Paşa Amasya’da, 12 Haziran 1919’da hükümet konağında bir konuşma yapmış ve ülkenin içinde bulunduğu durumu ve<br />
yapılması gerekenleri anlatmıştır. Konuşma sırasında orada bulunan vaiz Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasında “ayet ve<br />
hadisleri” çok ustaca ve yerli yerinde kullandığını görünce:<br />
“Bu paşa başka paşa… Bu paşa bildiğimiz paşalardan değil” diyerek hayranlığını ve şaşkınlığını dile getirmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın önemini çok çabuk<br />
kavrayan bu din adamına Mustafa Kemal de çok özel bir ilgi göstermiştir.<br />
O gün Mustafa Kemal ve heyeti konaklamak için Saraydüzü kışlasına hareket etmiştir. Burada Mustafa Kemal, Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’den ertesi günkü Cuma hutbesinde Kurtuluş Savaşı’nın<br />
öneminden söz etmesini istemiştir. Gecenin ilerleyen saatlerinde Abdurrahman Kamil Efendi, yarınki Cuma hutbesine hazırlanması gerektiğini belirterek Mustafa Kemal’den müsaade istemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal<br />
ayağa kalkarak:<br />
“Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır” deyince,<br />
Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal’in gözlerinin içine bakarak:<br />
“Gözlerinizin ışığı beni götürür paşam…” demiştir.<br />
Bu söz üzerine biraz duygulanan ve düşünen Mustafa Kemal, hocaya:<br />
“Baba!<br />
Bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da…<br />
İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar.<br />
Kelle gider!<br />
Ne dersin?” diye sorunca, Hoca Kamil Efendi, yine Mustafa Kemal’in o derin<br />
mavi gözlerinin içine bakarak:<br />
“Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim<br />
bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun” demiştir</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p> <em>Hüseyin Menç, Milli Mücadele Yıllarında Amasya, Ankara: 1992, s. 36-37&#8217;den aktaran Recep Çelik,</em><br />
<em>&#8220;Milli Mücadele Döneminde</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Atatürk ve Din Adamları&#8221;, Atatürk&#8217;ün İslama Bakışı Belgeler ve Görüşler, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi 2005, s. 82-83;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sinan Meydan, Atatürk ile Allah Arasında, İstanbul: İnkılap Kitapevi 2009, s. 329-330.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mareşal Fevzi Çakmak</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/maresal-fevzi-cakmak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 17:02:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk müslüman mı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak'ın Atatürk hakkında söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1682</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa KEMAL ATATÜRK, hemen her zaman nerede durulacağını bilmiştir. Bu onun pek hayran olduğum bir meziyeti idi. Aynı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa KEMAL ATATÜRK, hemen her zaman nerede durulacağını bilmiştir. Bu onun pek hayran olduğum bir meziyeti idi. Aynı düşünce ile saltanatı yıkmış, bir müddet için hilafeti bırakmıştı, fakat bir gün ona da sıra geleceği aşikardı. Fakat hilafeti ortadan kaldırırken de Müslümanlığı muhafazaya itina göstermişti. Başlarken gösterdiği sür&#8217;ati, bitirirken asla kullanmamıştı. Daima teenni, daima dikkat, onun memleket yolundaki işlerinde hakim olmuştur. Muzaffer Türk ordularını boğazlarda durduran bu irade ve bu çelik azimdi.</p>
<blockquote><p><em>Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk, s.16.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
