<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve Doğa &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-ve-doga/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2020 13:02:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve Doğa &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arkeoloji ve Antropoloji</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/arkeoloji-ve-antropoloji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 13:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve afet inan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Tabiat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5824</guid>

					<description><![CDATA[Tabiatta, bilirsiniz ki, hiçbir şey yok olmaz. Ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket.. Olduğu çağ&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tabiatta, bilirsiniz ki, hiçbir şey yok olmaz. Ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket.. Olduğu çağ ne kadar eski veya yeni olursa olsun, bütün bu oluşlar, oldukları anda gibi tabiat içindedir. Bu dalgalanmada, zaman ve mesafe mefhumu yoktur. Bugün dünyanın herhangi bir köşesinde söylenen sözü veya akis yapan hareketleri, yine dünyanın herhangi bir köşesinde aynı anda işitmek, dinlemek, zaptetmek mümkün olduğunu görüyoruz. Yarın, bizi saran tabian unsurları içinde, binlerce ve binlerce sene evvel söylenmiş sözleri, olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkânına elbette varılacaktır. Tabiatın, bugün için esrar dolu sinesine gireceği muhakkak görülen insan zekâsı, beklenilen hakikatleri ortaya koyacaktır. Yine bu insan zekâsıdır ki, beklediğimiz neticeyi elde etmemiş olmakla beraber, bugünkü araştırıcı zekâları tatmin edecek ve tarihi aydınlatacak yeni metotlar ve ilimler bulmuştur.</p>
<p>İşte arkeoloji ve antropoloji, o ilimlerin başında gelir. Tarih, bu son ilimlerin bulduğu belgelere dayandıkça temelli olur. Tarihi bu belgelere dayanan milletlerdir ki, kendi aslını bulur ve tanır. İşte bizim tarihimiz, Türk tarihi, bu ilim belgelerine dayanır. Yeter ki bugünün aydın gençliği, bu belgeleri vasıtasız tanısın ve tanıtsın.</p>
<blockquote><p>1936 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 232 -233)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal ve Doğa Sevgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mustafa-kemal-ve-doga-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 20:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Orman Çiftiği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İğde Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[gazi orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Nezihe Araz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4886</guid>

					<description><![CDATA[Doğanın bir parçası olan insan, kendisiyle birlikte doğayı da geliştirmek sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirilebilmesi insanın kendisiyle&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın bir parçası olan insan, kendisiyle birlikte doğayı da geliştirmek sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirilebilmesi insanın kendisiyle ve doğasıyla barışık olmasıyla mümkündür. Doğaya yönelik her tahribat, insanoğlunun geleceğine yönelik bir saldırıdır. Ekolojik dengeyi bozmaya yönelik girişimler kısa vadeli çıkarlar uğruna uzun vadeli geleceği yok etmekten başka bir şey değildir. Bugün karşı karşıya kalınan doğal felâketlerin birçoğu, bencil ve kısa vadeli çıkarlar uğruna doğanın tahrip edilmiş olmasının bir sonucudur.<br />
Doğa ve toplumla ilgili sorunların oluşumunda insan duyarsızlığının payı büyüktür. Tarihte geçit vermez ormanlarıyla ünlü Anadolu, bugün çoraklaşma tehdidiyle karşı karşıyadır. Çoraklaşan doğa ve hâlâ alt edilememiş olan cehalet konusunda tüm ulusun duyarlılığını sorgulamasının zamanı çoktan gelmiştir. Her konuda olduğu gibi doğa konusunda da duyarlı olan ATATÜRK sadece Türk ulusunu değil onun doğasını da işlemeyi temel görev bilmiştir. İnsan ATATÜRK’ün doğa sevgisini yansıtması açısından aşağıdaki anekdot, güzel bir örnektir:<br />
Mustafa Kemal’in Ankara’sında beni çok ilgilendiren, en çok heyecanlandıran olay, herhâlde o iğde ağacının başından geçenlerle ilgili olanıdır. Bozkırın, acı bir unutulmuşluk uykusundan Mustafa Kemal tarafından uyandırıldığı o günlerde, Çankaya’dan Meclise giden yol üstünde olacak, güzel bir iğde ağacı varmış. Tek bir ağaç&#8230; Ve Mustafa Kemal ne zaman o ağacın önünden geçse, arabada ne kadar önemli bir sorun konuşuluyorsa konuşulsun yanındakinin ya da kendisinin sözünü keser. Artık öğrendiği için, şoför de arabayı o sırada yavaşlatır ve Mustafa Kemal yanındakine gösterir: “Bak! Bu benim iğde ağacım!” Soylu, yapmacıksız, içten bir sevgidir bu. Mustafa Kemal yalnızca o iğde ağacını sevmiyordu elbette. O bir doğa sevdalısıydı ve çorak Ankara onu elbette özlüyordu. Yeni Ankara’yı ağaçlı, yeşil bir şehir hâline getirmek onun tutkusuydu. Ve iğde ağcı bu tutkunun simgesiydi.<br />
&#8230;Aynı yoldan geçerken bir sabah yanındakinin kolunu tutmuş, “Bak, bu benim&#8230;” derken iğde ağacının yerinde olmadığını görmüştü. Mustafa Kemal şaşkınlıklar içerisinde arabadan atladı ve orada çalışan işçilere sordu: “ Ne oldu buradaki iğde ağacı?“ Yolu genişletmek için kesmişler iğdeyi meğer. Mustafa Kemal acıyla döndü arabasına ve ellerini yüzüne kapayıp ağladı! Evet ağladı. Ve bu olaydan yıllar ve yıllar sonra, bu unutulmaz sevgiyi insan Mustafa Kemal’in verdiği en güzel örneklerinden biri olarak televizyonda anlattırmak istediğimde, o günkü program denetçilerinden biri, “Mustafa Kemal ağlamaz.” gibi acı bir gerekçeyle, metinden o paragrafı çıkarttı.<br />
Oysa, Mustafa Kemaller de ağlar. Niçin ağlamasın? Sadece bir insan o. Çoğu kez her birimizden biraz daha duyarlı, biraz daha içtenlikli, yalın bir insan.<br />
&#8230;Düşündüğü Gazi Çiftliği’nin, Gazi Orman Çiftliği adını almasında, acaba o kesilen iğde ağacı adına ödenen bir borç, bir bedel anlamı da yok muydu?</p>
<p><strong> Nezihe Araz</strong></p>
<p><em>Araz; s. 13-16.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağaç ve Yeşil Sevgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/agac-ve-yesil-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Doğa Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mansur Yavaş Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal’in Ankarası]]></category>
		<category><![CDATA[nezihe araz atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2140</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal her şeyden önce yemyeşil bir Ankara istiyordu. Yemyeşil! Falih Rıfkı’nın dediği gibi, “Ya yeşil bir Ankara,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal her şeyden önce yemyeşil bir Ankara istiyordu. Yemyeşil! Falih Rıfkı’nın dediği gibi, “Ya yeşil bir Ankara, ya da hiç!”<br />
Mustafa Kemal’in bir doğa aşığı, bir ağaç sevdalısı olduğunu biliyorsunuz<br />
herhalde. Peki, bir sabah bozkırın sarı sıcağında at koştururken, İsmet Paşa’ya:<br />
&#8211; İsmet bana öyle yeni bir din teklif et ki ibadeti ağaca tapmak olsun.<br />
Dediğini biliyor musunuz?<br />
Yani Gazi, İsmet Paşa’ya demek istiyordu ki: “İnsanlarımıza, ağaçları, yeşili<br />
taparcasına sevmeleri için nasıl bir eğitim uygulamalıyız? Bunu bana öner.<br />
” Ama zaten, o bunun yolunu biliyordu. Lafla değil, ancak yaşayarak öğrenebilirdi insanlar bunu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Nezihe Araz, Mustafa Kemal’in Ankarası, İstanbul: Dünya Yayıncılık 1998, s. 34</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
