<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve din &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-ve-din/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2020 11:48:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve din &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dinden Menfaat</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/dinden-menfaat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 16:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hususiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Laiklik İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5694</guid>

					<description><![CDATA[Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir.</p>
<blockquote><p>1930 (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955, s. 116)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyeti’nin Resmî Dini</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turkiye-cumhuriyetinin-resmi-dini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 15:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve afet inan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün El Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5690</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve tatbik edilir. Din telâkkisi vicdanî olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı, milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca muvaffakiyet etkeni görür.</p>
<blockquote><p>1930 (Afetinan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 56)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din ve Mezhep</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/din-ve-mezhep/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 14:40:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali Anlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5686</guid>

					<description><![CDATA[Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi ne bir din, ne de mezhep&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi ne bir din, ne de mezhep kabulüne zorlayabilir.</p>
<blockquote><p>
(Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955, s. 57)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Kaldırıldığı Zaman</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hilafet-kaldirildigi-zaman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 10:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Rasih Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[Hanedan]]></category>
		<category><![CDATA[rasih efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5659</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Millet Meclisi, hilâfeti kaldırdığı zaman, Antalya Mebusu, din âlimlerinden Rasih Efendi, Hilâliahmer namına, Hindistan’da bulunan bir heyetin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Millet Meclisi, hilâfeti kaldırdığı zaman, Antalya Mebusu, din âlimlerinden Rasih Efendi, Hilâliahmer namına, Hindistan’da bulunan bir heyetin riyasetinde idi. Rasih Efendi, Mısır’a uğrayarak Ankara’ya döndü. Benden mülâkat isteyerek şu beyanatta bulundu : “Seyahat ettiği memleketlerde, Müslümanlar, benim halife olmamı istiyormuş. Salâhiyet sahibi İslâm heyetleri, Rasih Efendi’yi, bana hu hususu bildirmek için vekil etmiş&#8230;” Rasih Efendi’ye verdiğim cevapta, İslâmların bana olan yakınlık ve sevgilerine teşekkür ettikten sonra, dedim ki: “Zatı âliniz din âlimlerindensiniz! Halifenin devlet reisi demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında, kralları, imparatorları bulunan tebaanın, bana ulaştırdığınız arzu ve tekliflerini, ben nasıl kabul edebilirim. Kabul ettim desem, buna o tebaanın, fertleri razı olur mu? Halifenin emir ve yasağı yapılır. Beni halife yapmak isteyenler, emirlerimi yerine getirmeye muktedir midirler? Bu sebeple mevzuu, anlamı olmayan, kuruntuya dayanan bir sıfatı takınmak gülünç olmaz mı?”</p>
<p>1924 (Nutuk II, s. 850-851)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din-Hilafet İlişkisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/din-hilafet-iliskisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 09:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hususiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali Anlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5657</guid>

					<description><![CDATA[Dinle hilâfeti birbirinden ayırt etmek lâzımdır. Birincisi ne kadar faydalı ise ikincisi o kadar lüzumsuz bir hal almıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinle hilâfeti birbirinden ayırt etmek lâzımdır. Birincisi ne kadar faydalı ise ikincisi o kadar lüzumsuz bir hal almıştır. Hilâfeti kaldırdığımız günden bugüne kadar kimsenin buna sahip çıkmaması, Müslüman dünyasının halifesiz de yürüyeceğine ve yürümekte olduğuna en güzel misal değil midir?</p>
<blockquote><p>1932 (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955, s. 117)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Hakkında Söyledikleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hilafet-hakkinda-soyledikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 09:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hilafet Hakkında Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Şeriat Hakkında Görüşleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5655</guid>

					<description><![CDATA[Türk milletinin başında belâ olduğu asırlardan beri sabit olan hilâfetin kaldırılmasıyla Türk Cumhuriyeti, tarihin akışında lâyık olduğu temiz&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milletinin başında belâ olduğu asırlardan beri sabit olan hilâfetin kaldırılmasıyla Türk Cumhuriyeti, tarihin akışında lâyık olduğu temiz ve kuvvetli itibar mevkiini hakkıyla elde etti. Cumhuriyet Halk Partisi, Türk bağımsızlığı gibi Türk Cumhuriyeti’ni de hilâfetten ve her türlü iştirak ve müdahalelerden uzak olan güvenli şeklinde ilelebet muhafazaya vücudunu vakfetmeyi, vatanın birinci derecede mevcudiyet sebebi saymaktadır.</p>
<blockquote><p>1927 (Atatürk’ün T.T.B. IV, s.530)</p></blockquote>
<p>Unvanı halife olsun, ne olursa olsun hiç kimse, bu milletin mukadderatında ortaklık sahibi olamaz. Millet, buna kat’iyen müsaade edemez. Bunu teklif edecek hiçbir milletvekili bulunamaz.</p>
<blockquote><p>1922 (Nutuk II, s. 700)</p></blockquote>
<p>Millî egemenlik kuralı, hilâfetsiz Türk Cumhuriyeti ile en mükemmel şekline ulaştırıldı. 1927</p>
<blockquote><p>(Atatürk’ün T.T.B. IV, s. 531)</p></blockquote>
<p>Açık ve kesin söylemeliyim ki, İslâm topluluğunu bir halife heyulâsıyla hâlâ uğraştırmak ve aldatmak gayretinde bulunanlar, yalnız ve ancak İslâm topluluğunun ve bilhassa Türkiye’nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna hayalini bağlamak da, ancak ve ancak cahillik ve dalgınlık eseri olabilir.</p>
<blockquote><p>1927 (Nutuk II, s. 851)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafetin Kaldırılması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hilafetin-kaldirilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 00:40:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5650</guid>

					<description><![CDATA[Türk milletinin başında belâ olduğu asırlardan beri sabit olan hilâfetin kaldırılmasıyla Türk Cumhuriyeti, tarihin akışında lâyık olduğu temiz&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milletinin başında belâ olduğu asırlardan beri sabit olan hilâfetin kaldırılmasıyla Türk Cumhuriyeti, tarihin akışında lâyık olduğu temiz ve kuvvetli itibar mevkiini hakkıyla elde etti. Cumhuriyet Halk Partisi, Türk bağımsızlığı gibi Türk Cumhuriyeti’ni de hilâfetten ve her türlü iştirak ve müdahalelerden uzak olan güvenli şeklinde ilelebet muhafazaya vücudunu vakfetmeyi, vatanın birinci derecede mevcudiyet sebebi saymaktadır.</p>
<p>1927 (Atatürk’ün T.T.B. IV, s.530)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Devletinin Dini Üzerine İzah</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-devletinin-dini-uzerine-izah/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:46:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Din Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Din Alimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hoca Şükrü Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İlk Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Din Alıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Din Anektotları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Din Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Laiklik İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Şükrü Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletinin Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletinin Dini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5638</guid>

					<description><![CDATA[Hilâfet ve din meseleleriyle meşgul olunduğu sıralarda, kamuoyu ve bilhassa aydın kamuoyu için Anayasa’da bir noktanın düğüm teşkil&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hilâfet ve din meseleleriyle meşgul olunduğu sıralarda, kamuoyu ve bilhassa aydın kamuoyu için Anayasa’da bir noktanın düğüm teşkil ettiğini öğrendik. Cumhuriyet ilânından sonra da, kanunda, aynı düğüm muhafaza edildikten başka, düğüm teşkil edecek ikinci bir noktanın daha konulduğunu görenler, şaşkınlıklarını gizlememişlerdi ve bugün de gizlememektedirler.</p>
<p>Bu noktaları izah edeyim; 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa’nın 7. ve 21 Nisan 1924 tarihli Anayasa’nın 26. maddesi, Büyük Millet Meclisi’nin vazifelerinden bahseder. Madde’nin başında, Meclis’in ilk vazifesi olmak üzere “şeriat hükümlerinin yürütülmesi” vardır. İşte, bunun nasıl bir vazife ve şeriat hükümlerinden maksadın ne olduğunu anlamakta tereddüde düşenler vardır. Çünkü Büyük Millet Meclisi’nin, adı geçen maddede, “kanunların yapılması, değiştirilmesi, yorumu ve kaldırılması ve diğer” sayılan ve belirtilen vazifeleri o kadar geniş ve açıktır ki, “şeriat hükümlerinin yürütülmesi” diye ayrıca ve bağımsız olarak bir klişenin mevcudiyeti gereksiz görülmektedir. Çünkü şer’ demek kanun demektir. Şeriat hükümleri demek, kanun hükümleri demekten başka bir şey değildir ve olamaz. Başka türlüsü, çağdaş hukuk telâkkileriyle uyuşamaz. Bu böyle olunca, “şerit hükümleri” tabiriyle kastolunan mâna ve anlamın büsbütün başka bir şey olması icap eder.</p>
<p>Efendiler, ilk Anayasa’yı hazırlayanlara bizzat başkanlık ediyordum. Yapmakta olduğumuz kanunla, “şeriat hükümleri” tabirinin bir münasebeti olmadığını anlatmaya çok çalışıldı. Fakat, bu tabirden, kendi zanlarınca, bambaşka mâna tasavvur edenleri ikna mümkün olmadı.</p>
<p>İkinci nokta Efendiler, yeni Anayasa’nın ikinci maddesinin başında.. “Türkiye Devletinin dini, İslâm dinidir” cümlesidir. Bu cümle, daha Anayasa’ya geçmeden çok evvel, İzmit’te, İstanbul ve İzmit basın mensuplarıyla uzun bir görüşme ve konuşmamız esnasında, muhataplarımdan bir zatın, şu suali ile karşılaştım: “Yeni hükûmetin dini olacak mı?” İtiraf edeyim ki, bu suale muhatap olmayı hiç de arzu etmiyordum. Sebebi, pek kısa olması lâzım gelen cevabın o günkü şartlara göre ağzımdan çıkmasını henüz istemiyordum. Çünkü, tebaası içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adilâne ve tarafsız muamelede bulunmak ve mahkemelerinde tebaası ve ecnebiler hakkında eşit adalet uygulamakla görevli olan bir hükûmet, fikir ve vicdan hürriyetine riayete mecburdur. Hükûmetin bu tabiî sıfatının, şüpheli mâna verilmesine sebep olacak sıfatlarla kayda bağlanması elbette doğru değildir.</p>
<p>“Türkiye Devletinin resmî dili Türkçedir” dediğimiz zaman, bunu herkes anlar. Hükûmetle resmî muamelelerde, Türk dilinin geçerli olması lüzumunu herkes tabiî bulur. Fakat, “Türkiye Devletinin dini, İslâm dinidir” cümlesi aynı suretle mi anlaşılıp kabul edilecektir? Bu şüphesiz açıklama ve yoruma muhtaçtır. Efendiler, gazeteci muhatabımın sualine, hükûmetin dini olamaz! diyemedim; aksini söyledim. “Vardır Efendim; İslâm dinidir” dedim. Fakat hemen arkasından “İslâm dini fikir hürriyetine sahiptir” cümlesiyle cevabımı açıklama ve yorumlama lüzumunu hissettim. Demek istedim ki, hükûmet, fikir ve vicdana riayetle kayıtlı ve görevli olur. Muhatabım, verdiğim cevabı, şüphesiz, mâkul bulmadı ve sualini şu tarzda tekrar etti: “Yani hükûmet bir dine bağlı olacak mı?” “Olacak mı, olmayacak mı bilmem!” dedim. Meseleyi kapatmak istedim. Fakat, mümkün olmadı. O halde, denildi; herhangi bir mesele hakkında itikadım ve düşüncelerim dairesinde bir fikir ortaya atmaktan hükûmet beni menedecek veya cezalandıracaktır. Halbuki herkes, kendi vicdanını susturmaya imkân görecek mi?</p>
<p>O zaman, iki şey düşündüm. Biri: Yeni Türkiye Devleti’nde her ergin kişi dinini seçmekte serbest olmayacak mıdır? Diğeri: Hoca Şükrü Efendi’nin : “Bazı din âlimi arkadaşlarımızla birlikte düşündüklerimizi şeriat kitaplarında mevcut belli ve değişmez İslâmî hükümleri yayımlayarak&#8230; yanıltıldığı maalesef görülen efkâr-ı İslâmiyeyi aydınlatmayı gerekli bir vazife saydık” girişini takiben ifade edilen “İslâm Hilâfeti, din emrini koruyup yaymakta Peygamberliğin yerini almaktır; şeriat hükümleri koymak hususunda Resulü Ekrem Efendimiz’in vekilidir.”</p>
<p>Oysa ki, Hoca’nın sözlerini tatbike kalkışmak, millî egemenliği, vicdan hürriyetini kaldırmaya çalışmaktı. Bundan başka Hoca’nın malûmat hazinesi, Yezitler zamanında yazdırılmış ve istibdat idaresine mahsus formülleri kapsamıyor muydu? O halde kavramı ve anlamı, artık herkesçe tamamen anlaşılmış olan devlet ve hükûmet tabirlerini ve millet meclisleri vazifelerini, din ve şeriat kisvelerine bürüyerek kim ve ne için aldatılacaktır? Hakikat bundan ibaret olmakla beraber, o gün İzmit’te, basın mensuplarıyla bu konu üzerinde, daha fazla karşılıklı konuşma gerekli görülmedi.</p>
<p>Cumhuriyetin ilânından sonra da, yeni Anayasa yapılırken, lâik hükûmet tabirinden dinsizlik mânası çıkarmaya eğilimli ve vesileci olanlara fırsat vermemek maksadıyla, kanunun ikinci maddesini mânasız kılan bir tabirin girişine müsamaha olunmuştur. Kanunun, gerek 2. ve gerek 26. maddelerinde, gereksiz görünen ve yeni Türkiye Devleti’nin ve Cumhuriyet idaremizin çağdaş karakteriyle uyuşmayan tabirler, inkılâp ve cumhuriyetin o zaman için sakınca görmediği tavizlerdir. Millet, Anayasamızdan, bu fazlalıkları ilk münasip zamanda kaldırmalıdır.</p>
<p><em>1927 (Nutuk II, s. 714-717)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Din Hakkında Fikri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-din-hakkinda-fikri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 20:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün din hakkında fikri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5136</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını değiştirmektir. Her fırsatta dinin gerekli bir kurum olduğunu vurgulayan ATATÜRK dine değil dini kullanarak çıkar elde eden çevrelere karşı olmuştur. O, dinin Allah ile kul arasında bireysel bir sorun olduğunu, kimsenin bunu istismar etmeye hakkı olmadığını düşünürdü. Tüm uygulamalar ve yasal düzenlemeler de bu esasa uygun yapılmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün dine bakış açısını yansıtması açısından önemlidir:<br />
&#8230;ATATÜRK’e Orman Çiftliği’nde baş başa kaldığımız bir gün, din hakkında ne düşündüğünü sordum. Bana dedi ki:<br />
“Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe, yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş. Aksine olarak, birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler) binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulmaz, tamir de edilmez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak gereği doğacaktır.<br />
Din bir vicdan meselesidir. Herkes, vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve fikirlere karşı değiliz. Biz sadece, din, işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve eyleme dayanan gerici hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><strong>Asaf İlbay</strong></p>
<p><em>Banoğlu; s. 258-259. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Dünyadaki Müslümanların Geri Kalışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-dunyadaki-muslumanlarin-geri-kalisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 00:47:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[akhisar belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk araştırma merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[halka hitap]]></category>
		<category><![CDATA[islam dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[medeni toplum]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanların geri kalışı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5121</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK evrensel kişiliğiyle tam bir dünya insanıydı. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun acı çeken ulusların karşı karşıya oldukları&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK evrensel kişiliğiyle tam bir dünya insanıydı. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun acı çeken ulusların karşı karşıya oldukları sorunlara ilgi duymuş ve o sorunların çözümüne katkıda bulunmak istemiştir. Özellikle de İslâm dünyasının geri kalmışlıkla ilgili sorunlarının tespiti ve çözümleri konusunda büyük bir gayret göstermiştir. Halka hitap etme ortamını bulduğu her yerde halkı bilinçlendirmeye yönelik mesajlar vermiştir. Aşağıda yer alan 5 Şubat 1923’te Akhisar Belediyesinde yaptığı konuşma da bunlardan birisidir. Bu konuşmasında dünyadaki Müslümanların geri kalış sebeplerini şöyle analiz etmiştir:</p>
<p>Efendiler! Yalnız biz eziyet görmedik, bütün Müslümanlar eziyet gördü ve esir oldu, düşmanlar bizi esaret zinciri altında bırakmak istediler, fakat milletimizin karar ve onuru bu zincirleri parçaladı, istiklâlini elde etti. İslâm topluluğunun uğramış olduğu eziyet ve sefaletin elbette birçok sorumluları vardır. İslâm âlemi dinî gerçekler dairesinde Allah’ın emrini yapmış olsaydı, bu sonuçlarla karşı karşıya kalmazdı. Allah’ın emri çok çalışmaktır. Kabul ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan fazla çalışmak zorundayız. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre ilim ve fenden ve her türlü medenî icatlardan en yüksek derecede yararlanmak mecburidir. Hepimiz kabul etmek zorundayız ki, bu konudaki hatalarımız çok büyüktür. Sizin de anladığınız ve şimdi belirttiğiniz üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti en yasal ve en uygun bir şekilde kurulmuştur. Dinimizin istediği çalışmak sayesindedir ki, üç buçuk senelik az bir süre içinde çok önemli sonuç elde edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, çok iyi bilirsiniz ki eski Babıâli Hükûmeti değildir, eski Osmanlı Devleti değildir. Onlar artık tarihe karışmıştır. Düşmanlarımız Osmanlı Devletini yıkarak ana unsur olan Türk milletini de yok etmek istiyorlardı. Halbuki Türk milleti yeni bir iman ve kesin bir millî karar ile yeni bir devlet kurmuştur. Bu devletin dayandığı esaslar “Tam İstiklâl” ve “Kayıtsız Şartsız Millî Hâkimiyet” den ibarettir. Millet bu hâkimiyetin bir zerresinden vaz geçmeyecektir; gözünü açmıştır. Bizim dinimiz milletimize değersiz, tembel ve alçak olmayı öğütlemez. Tam tersine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor. Her yerde olduğu gibi buradaki görüşme ve ilişkilerden de anladım ki, millet, hâkimiyetini koruma konusunda büyük bir karar ve güç göstermektedir. Gerçeği gören ve anlayan milletimiz elbette, bundan sonra candan ve gönülden çalışacak, rahatlık ve mutluluğa sahip olacaktır.</p>
<p><em> ATATÜRK’ün Söylev ve Demeçleri; ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara 2006, s. 459.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
