<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk Orman Çiftiği &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-orman-ciftigi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2020 20:23:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk Orman Çiftiği &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mustafa Kemal ve Doğa Sevgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mustafa-kemal-ve-doga-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 20:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Orman Çiftiği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İğde Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[gazi orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Nezihe Araz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4886</guid>

					<description><![CDATA[Doğanın bir parçası olan insan, kendisiyle birlikte doğayı da geliştirmek sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirilebilmesi insanın kendisiyle&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın bir parçası olan insan, kendisiyle birlikte doğayı da geliştirmek sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirilebilmesi insanın kendisiyle ve doğasıyla barışık olmasıyla mümkündür. Doğaya yönelik her tahribat, insanoğlunun geleceğine yönelik bir saldırıdır. Ekolojik dengeyi bozmaya yönelik girişimler kısa vadeli çıkarlar uğruna uzun vadeli geleceği yok etmekten başka bir şey değildir. Bugün karşı karşıya kalınan doğal felâketlerin birçoğu, bencil ve kısa vadeli çıkarlar uğruna doğanın tahrip edilmiş olmasının bir sonucudur.<br />
Doğa ve toplumla ilgili sorunların oluşumunda insan duyarsızlığının payı büyüktür. Tarihte geçit vermez ormanlarıyla ünlü Anadolu, bugün çoraklaşma tehdidiyle karşı karşıyadır. Çoraklaşan doğa ve hâlâ alt edilememiş olan cehalet konusunda tüm ulusun duyarlılığını sorgulamasının zamanı çoktan gelmiştir. Her konuda olduğu gibi doğa konusunda da duyarlı olan ATATÜRK sadece Türk ulusunu değil onun doğasını da işlemeyi temel görev bilmiştir. İnsan ATATÜRK’ün doğa sevgisini yansıtması açısından aşağıdaki anekdot, güzel bir örnektir:<br />
Mustafa Kemal’in Ankara’sında beni çok ilgilendiren, en çok heyecanlandıran olay, herhâlde o iğde ağacının başından geçenlerle ilgili olanıdır. Bozkırın, acı bir unutulmuşluk uykusundan Mustafa Kemal tarafından uyandırıldığı o günlerde, Çankaya’dan Meclise giden yol üstünde olacak, güzel bir iğde ağacı varmış. Tek bir ağaç&#8230; Ve Mustafa Kemal ne zaman o ağacın önünden geçse, arabada ne kadar önemli bir sorun konuşuluyorsa konuşulsun yanındakinin ya da kendisinin sözünü keser. Artık öğrendiği için, şoför de arabayı o sırada yavaşlatır ve Mustafa Kemal yanındakine gösterir: “Bak! Bu benim iğde ağacım!” Soylu, yapmacıksız, içten bir sevgidir bu. Mustafa Kemal yalnızca o iğde ağacını sevmiyordu elbette. O bir doğa sevdalısıydı ve çorak Ankara onu elbette özlüyordu. Yeni Ankara’yı ağaçlı, yeşil bir şehir hâline getirmek onun tutkusuydu. Ve iğde ağcı bu tutkunun simgesiydi.<br />
&#8230;Aynı yoldan geçerken bir sabah yanındakinin kolunu tutmuş, “Bak, bu benim&#8230;” derken iğde ağacının yerinde olmadığını görmüştü. Mustafa Kemal şaşkınlıklar içerisinde arabadan atladı ve orada çalışan işçilere sordu: “ Ne oldu buradaki iğde ağacı?“ Yolu genişletmek için kesmişler iğdeyi meğer. Mustafa Kemal acıyla döndü arabasına ve ellerini yüzüne kapayıp ağladı! Evet ağladı. Ve bu olaydan yıllar ve yıllar sonra, bu unutulmaz sevgiyi insan Mustafa Kemal’in verdiği en güzel örneklerinden biri olarak televizyonda anlattırmak istediğimde, o günkü program denetçilerinden biri, “Mustafa Kemal ağlamaz.” gibi acı bir gerekçeyle, metinden o paragrafı çıkarttı.<br />
Oysa, Mustafa Kemaller de ağlar. Niçin ağlamasın? Sadece bir insan o. Çoğu kez her birimizden biraz daha duyarlı, biraz daha içtenlikli, yalın bir insan.<br />
&#8230;Düşündüğü Gazi Çiftliği’nin, Gazi Orman Çiftliği adını almasında, acaba o kesilen iğde ağacı adına ödenen bir borç, bir bedel anlamı da yok muydu?</p>
<p><strong> Nezihe Araz</strong></p>
<p><em>Araz; s. 13-16.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağaç ve Orman Sevgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/agac-ve-orman-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 13:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Ağaç Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Orman Çiftiği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün orman sevgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2504</guid>

					<description><![CDATA[1919 yılında Atatürk Ankara’ya geldiğinde burayı pek az ağaçlı bulmuştu. O’na göre bu pek az olanlar ağaçlar bile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1919 yılında Atatürk Ankara’ya geldiğinde burayı pek az ağaçlı bulmuştu. O’na göre bu pek az olanlar ağaçlar bile birer delildi ki, onlar gibileri çoğalabilir ve daha pek çok yetiştirilebilirdi.<br />
O, eski adı Orman Çiftliği olan yerde, orman yetiştirmeyi kendisine ideal<br />
edinmişti. Onun için eski ve yeni her ağaç, kıymetli birer varlıktı. Bunların<br />
yetiştiğini, büyüdüğünü görmek, bir idealin gerçekleşmesindeki zevki kendisine veriyordu. Gazi Orman Çiftliği, insanların irade ve çalışmalarıyla, doğayı güzelleştirme ve verimli kılma kuvvetinin bir örneğidir. Atatürk<br />
İstanbul’da büyük ağaçları gördükçe gülerek şöyle derdi:<br />
— Bunlarda güzel amma, biz yapraklarının ve dallarının her yıl nasıl<br />
büyüdüğünü gördüğümüz ağaçları daha çok seviyoruz.<br />
Bir bahar mevsimi, Çankaya’nın eski köşkü önünde yeni dikilmiş akasya<br />
ağaçlarını bahçıvan budamıştı.<br />
Atatürk bu fazla budamayı sevmedi. O ağaçları daima daha büyük görmek<br />
arzusunda idi.<br />
Onun için bahçıvanı bilgisizlikle itham etti.<br />
Ağaç ve orman sevgisi bu kadar yüksek olan Atatürk, son hastalık günlerini<br />
ağaç ve orman hasreti içinde tamamladı. Ormanlık ve yeşillik dağ manzarasını gösteren bir tablo ona, fiziksel ızdırapları içinde hayal dahi kurmayı<br />
sağlamıştı.<br />
İşte bundan dolayıdır ki, Eskişehir’in Sündiken ve İstanbul’un Alemdağ ormanlarında, kendisine iyileşme devri için düzenlenecek ve oturulabilecek<br />
yerler arandı. Ancak bu isteğini yerine getirmek kısmet olmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ankara: İş Bankası Kültür Yayınları 1981, s. 178-179.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
