<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk müslüman mı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-musluman-mi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2020 12:28:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk müslüman mı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köy Ağasının Silahlığı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/koy-agasinin-silahligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 12:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk devlet anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk müslüman mı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve köy ağası]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Araplarla İlgili Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça edebiyat dili]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Agakay]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devlet anlayışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4868</guid>

					<description><![CDATA[XIX. yüzyıla kadar toplumların hayatında daha çok dinî değerlerin belirleyici olması nedeniyle ulus bilincinin önemli bir yeri olmamıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>XIX. yüzyıla kadar toplumların hayatında daha çok dinî değerlerin<br />
belirleyici olması nedeniyle ulus bilincinin önemli bir yeri olmamıştır. Bu<br />
nedenle birçok ulus kendi dilini, inanç sisteminin doğup geliştiği toplumun dili<br />
yararına ihmal etmiştir. Aynı ihmali Türk kültür değerlerinden uzaklaşmış olan<br />
Osmanlı yönetici ve aydınları da göstermişlerdir. Türkçenin yok olması<br />
pahasına ülkede Arapçanın bilim, Farsçanın edebiyat dili olarak<br />
kullanılmasına izin verip öncülük etmişlerdir. Bu durum bir taraftan eğitimin<br />
yaygınlaşmasını önleyip halkın cehaletine neden olmuş, diğer taraftan kendi<br />
halkından kopuk, onun değerlerinden uzaklaşmış, Arap kültürünün ürünü<br />
olmayan her şeyi küfür kabul eden, Arap’ın kendisini de dilini de kutsal gören<br />
bir aydın tipinin doğmasına neden olmuştur.<br />
Bu aydın tipinin Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki temsilcileri Türkçeyi<br />
zenginleştirerek bilim ve kültür dili yapmak, sadeleştirerek halkla aydın<br />
arasındaki kopukluğu gidermek amacıyla yapılan dil devrimine, Türkçenin<br />
yetersiz olduğu ve geçmişten kopulacağı savıyla karşı çıkmışlardır. Oysa<br />
yapısı itibarıyla Türkçenin dünyanın en zengin dillerinden birisi olduğu ve dil<br />
devriminin geçmişten kopmak gibi bir amaçla yapılmadığı,temel amacın aydın<br />
ile halk arasındaki kopukluğu kaldırıp tüm ulusu Türk kültürünün zenginliğinde<br />
buluşturmak olduğu çok iyi biliniyordu. Ancak Arap kültürüne tutsaklıkları ve<br />
Arapçayı bilme imtiyazının kendilerine sağladığı maddî ve manevî getiriyi<br />
kaybetmek istememeleri, bildikleri bu gerçeğin üzerini örtmekteydi. Bu tür<br />
düşünce sahiplerinin dil konusundaki iki yüzlü davranışlarını ATATÜRK;<br />
aşağıdaki anekdotta oldukça ilginç bir örnekle dile getirmektedir:<br />
“Arap’ınkini Arap’a, Acem’inkini Acem’e geri verirsek, bize uzun kollu bir<br />
Buhara hırkasından başka bir şey kalmaz.”<br />
Buhara hırkasını nedense hor gösteren bu söz, Meşrutiyet devrinde<br />
sayılı birkaç dilseverin, dilimizde denemek istedikleri tasfiye (arıtma) işini,<br />
Türkçe için bir yıkım sayan ünlü bir yazarımızın sözüdür.<br />
Dil devrimi başladığı sıralarda da aydınlarımızın çoğu bu kuruntuda idi.<br />
Türk’ün ana yurttan ayrıldığı zaman dil varlığını uzun kollu bir hırkaya<br />
benzetenlerin bu mantık zavallılığına ATATÜRK acırdı. O, Türk’ün her şeyine<br />
inandığı gibi dilinin de yeterliğine, enginliğine sonsuz bir inanç beslerdi.<br />
“Tarihin akışını oradan oraya çevirmiş, yer yer bunca uygarlık ocakları kurmuş<br />
bir ulusun dili bu denli yoksul olabilir mi idi?” diye soruyor ve sözünü aşağı yukarı şöyle tamamlıyordu: &#8220;Araplarla tanışıncaya dek Türk’ün devlet,<br />
hükûmet, hukuk, adalet gibi uygar kavramlara; şeref, namus, insaf, vicdan gibi<br />
yüksek duygulara birer ad vermemiş olması düşünülebilir mi? Belli ki her<br />
ulusta görüldüğü üzere Türk’ün de tarihte gaflet anları olmuş, birçok<br />
varlıklarına ve bu arada diline de bakmaz olmuştur. Biz şimdi ulusal<br />
benliğimize kavuştuğumuz gibi öz dilimize de kavuşacağız.”<br />
ATATÜRK bir ulusun dil varlığı bakımından, aslında bu denli yoksul<br />
olamayacağını bir örnekle belirtmek için şu öyküyü sık sık anlatırdı:<br />
“Vaktiyle zengin bir köy ağası şehirde hamama gitmiş. Yıkanmış&#8230;<br />
Kurulanmış&#8230; Giyinmek için bohçasına el attığı zaman bir de bakmış ki<br />
silâhlığından başka her şeyi çalınmış. Başlamış hamamcılardan hesap<br />
sormaya.<br />
Hamamcılar ağanın şantaj yaptığını, yoksa çalınan çarpılan bir şey<br />
olmadığını ileri sürmüşler. Bunun üzerine o da silâhlığını çıplak beline<br />
geçirerek ortaya çıkmış ve şöyle haykırmış: “Görenler Allah için söylesin, ben<br />
buraya bu kılıkta gelebilir miydim?”<br />
ATATÜRK öyküsüne şunu da katardı:<br />
-Ağanın hamama çıplak gelmediğine herkesin aklı yattı ama, Türk’ün<br />
yurdundan dilsiz çıkmadığına hâlâ akıl erdiremeyen gafiller vardır.</p>
<p><em>Mehmet Ali Ağakay; Atatürk’ten 20 Anı, Ankara, 1972, s. 13-15. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mareşal Fevzi Çakmak</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/maresal-fevzi-cakmak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 17:02:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk müslüman mı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak'ın Atatürk hakkında söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1682</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa KEMAL ATATÜRK, hemen her zaman nerede durulacağını bilmiştir. Bu onun pek hayran olduğum bir meziyeti idi. Aynı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa KEMAL ATATÜRK, hemen her zaman nerede durulacağını bilmiştir. Bu onun pek hayran olduğum bir meziyeti idi. Aynı düşünce ile saltanatı yıkmış, bir müddet için hilafeti bırakmıştı, fakat bir gün ona da sıra geleceği aşikardı. Fakat hilafeti ortadan kaldırırken de Müslümanlığı muhafazaya itina göstermişti. Başlarken gösterdiği sür&#8217;ati, bitirirken asla kullanmamıştı. Daima teenni, daima dikkat, onun memleket yolundaki işlerinde hakim olmuştur. Muzaffer Türk ordularını boğazlarda durduran bu irade ve bu çelik azimdi.</p>
<blockquote><p><em>Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk, s.16.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
