<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk kırşehir &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-kirsehir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2019 10:12:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk kırşehir &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Emekçiye Bile Verecek Paramız Yok</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/emekciye-bile-verecek-paramiz-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kırşehir Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün sinop anıları]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yönüyle İnsan Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2135</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nden dönüyor, o şimdi Kırşehir’dedir. “İstanbul’a gitmeyeceğiz” diye haber veriyor. “Anadolu en büyük&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nden dönüyor, o şimdi<br />
Kırşehir’dedir.<br />
“İstanbul’a gitmeyeceğiz” diye haber veriyor.<br />
“Anadolu en büyük hazinemizdir” diye müjdeliyor.<br />
“Milletin sinesinde ölünceye kadar, kurtuluş yolunu birlikte arayacağız”<br />
diye yolu çiziyor.<br />
Uyuyan, uyuduğu sanılan Ankara, bu sesi duymuş, bu çağrıyı almış ve o an<br />
silkinerek terkedilmişliğinden, yalnızlığından uyanmıştır.<br />
Şimdi bütün şehir ayaktadır. Onu karşılamak üzere yollara dökülmüştür.<br />
Kurtarıcıyı ve onun gerçeğini tanımış, ona inanmıştır. Ve işte O geliyor! Eşkıya bile dağdan inmiş, mahkumlar hapishaneden bırakılmış. Şehirli-köylü<br />
silahlanmış, kurtarıcıyı karşılamak üzere Kızıl Yokuş’ta toplanmış. Davullar,<br />
zurnalar, onların ritmine pala sallayıp savaş oyunları oynayan Seymenler ve<br />
Ahi örgütlerinden arta kalan esnaf…<br />
Mustafa Kemal Paşa, bugünü hiç unutmayacak, unutmayacağını da o günkü<br />
konuşmasında belirtecektir. Böyle bir kucaklaşmaya ihtiyacı vardır çünkü.<br />
Bir vatanı kurtarmak üzere yola çıkılmıştır, ama inanılmaz yokluklar içinde.<br />
Ordu yok, örgüt yok, silah yok. Ve dünya güçleri karşısına dikilmiş. En kötüsü para da yok.<br />
Heyet-i Temsiliye’nin muhasebecisi Mazhar Müfit (Kansu) Bey’in ifadesine<br />
göre, kasada sadece 48 kuruş kalmış.<br />
“Ekmekçiye bile verecek paramız yok” diyor anılarında Mazhar Müfit Bey.<br />
Ama Paşa, bankalardan veya herhangi bir kurumdan borç almaya da izin<br />
vermiyor.<br />
Ne yapacaktık?<br />
Benim bir kürküm vardı; Erzurumlu Nafiz Bey’e müracaatla sattırılmasını istedim. Nafiz Bey:<br />
&#8211; Aralık ayı içerisindeyiz ne giyeceksin? Diye sattırmamakta ısrar ettiyse de bu ısrar kulağıma girmezdi. Aç mı kalacaktık? Nihayet onu da<br />
sattık. Kimse de satılacak bir şey kalmamıştı. Paşanın sözü ile bu hususta bir çare bulamayarak, “Hele bakalım sabah olsun, yine düşünürüz” ile odalarımıza çekildik.<br />
Ankara’da ikinci günün sabahında Mazhar Müfit Bey’e, Müftü Rıfat Efendi’nin geldiği bildirilince, Türk töresinden, alışkanlıklarından bir türlü vazgeçemeyen genç muhasebeci,<br />
&#8211; Eyvah! diye feryat ediyor.<br />
&#8211; Müftü efendiye kahve ikram etmek lazım.<br />
Kahve var ama şeker yok, benim iki parça şekerim var, onu da çekmecenin<br />
gözünde saklamışım. Ya şekerli kahve isterse… Şeker çok pahalı olduğu için,<br />
herkes kendi şekerini kendi bulmak zorunda. Ama nasıl bulacaklardı ki?<br />
Kimse de para kalmamıştı.<br />
Mazhar Bey’in telaşı boşunadır. Müftü Rıfat Börekçi çok nazik bir edayla:<br />
&#8211; Sıkıntıda olduğunuzu haber aldık. Az da olsa yardımda bulunmayı<br />
vazife bildik.<br />
Mazhar Müfit Bey duyduklarına inanamaya dursun… Rıfat Börekçi tek tek<br />
sayarak kendisine Ankara halkının Kuva-yı Milliye’ye ilk yardımı olan bin lirayı sunuyor.<br />
Mustafa Kemal’in bu olayı karşılayışı çok hoş:<br />
&#8211; Demek ki Allah bize yardım ediyor, demek ki doğru yoldayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, c. 2, Ankara: TTK., 1997, s.<br />
506-507; Araz, a.g.e., s.32-34</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
