<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk bilinmeyen anılar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ataturk-bilinmeyen-anilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:03:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Atatürk bilinmeyen anılar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uykusuzluğa Direnci</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/uykusuzluga-direnci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 12:50:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk bilinmeyen anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk günde kaç saat uyurdu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Uşakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Granada]]></category>
		<category><![CDATA[Gizli Defter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2494</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, hiç kimsede bulunmayan büyük bir irade gücüne sahipti. Eğlenmesini de, içmesini de, çalışmasını da çok iyi bilirdi.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, hiç kimsede bulunmayan büyük bir irade gücüne sahipti.<br />
Eğlenmesini de, içmesini de, çalışmasını da çok iyi bilirdi. Büyük<br />
Nutku’nu yazarken ben bunun tanığı oldum.<br />
Çankaya Köşkü’nde Büyük Nutku’nu hazırlarken 48 saat hiç gözünü kırpmadan yazı dikte ettirişini de hatırlarım. Öyle ki, yazı yazmaktan yorulan değişiyor, fakat O binlerce belge arasından ayırdığı notlarıyla büyük<br />
eserini tamamlamak için uykusunu bile vermekten çekinmiyordu. Böyle<br />
zamanlarda yazdıklarını sofrada arkadaşlarına okutur, sonra yine eski<br />
köşkün çalışma odasına geçer, kâh oturarak, kâh ayakta çalışmalarını<br />
sürdürürdü. Nutuk, insan gücünün nasıl üstüne çıkışını gösterdiği için,<br />
ayrı bir önem taşımaktadır.<br />
Atatürk’ün hiç uyumadan üç gün durabildiğini de görmüş ve gözlerime<br />
inanamamıştım. Cephede değildik, savaş da yoktu. Uykusuzluğu gerektirecek önemli bir olayla da karşı karşıya bulunmuyorduk. Fakat O bir<br />
işe, fakat ciddi bir işe başladı mı, onun sonunun geldiğini görmeden<br />
asla rahat edemezdi.<br />
Atatürk, çalışmaları sırasında yer ve zaman öğeleri ile ilgili değildi. Nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun, yurt çıkarlarını kapsayan bir görev belirdi mi, onu yerine getirmeye çalışırdı. Gezileri sırasında<br />
trende ya da otomobil içerisinde evrakları açtırarak çalıştığı çoktur. En<br />
keyifli eğlence anında, sofrada bile görevlilerden birini gördümü, sohbeti konuşmayı yarıda keser, “Beni mi istiyorsunuz ?” diye kalkıp giderdi. Ülke işlerini her şeyin üstünde tutardı. Eline aldığı bir işi yarıda<br />
bırakmaz, bitirmeden rahat edemezdi.<br />
Çankaya Köşkü’nde eline geçirdiği bir tarih kitabını bitirmek için, iki<br />
gün iki gece yatağa girmemiş, şezlongda dinlenmekle yetinmişti. Yalnız<br />
kaldığı ya da okuduğu zamanlar masa da pek çalışmaz, koltuğa bağdaş<br />
kurup oturmayı daha çok severdi.<br />
Tarihle uğraştığı sıralardı. Atatürk içerde çalışıyor, ben kapıda oturmuş<br />
bekliyordum. Ara sıra uyumamak için banyoya gidip yüzüme su vuruyor,<br />
sonra anahtar deliğine gözümü uydurup, bir post üzerinde yüzükoyun<br />
uzanıp, Nutku hazırlayan Atatürk’ü gözetliyordum. Saat sabahın beşine<br />
geliyordu. Uykumu dağıtmak için elime bir kitap almıştım. Adı “İzmir’in<br />
İşgali” idi. Çok merak uyandırıcı bu kitaba kendimi kaptırdığım halde,<br />
tüm uğraşım boşa gitmiş, şafak sökerken dayanamamış, yorgunluğun etkisiyle uyuyakalmışım.<br />
Bu sırada Atatürk zile basmış, fakat ben koltukta derin bir uykuya daldığım için uyanamamışım. Zille uyandıramayınca, kendisi çağırmak zorunda kalmış, birde baktım kapıyı aralamış:<br />
“Çelebi, çelebi” diye sesleniyor.<br />
Hemen yerimden fırladım:<br />
“Paşam emriniz…” diyebildim.<br />
“Bana bir kahve getiriniz” dedi.<br />
Sadece kekeleyerek,<br />
“Paşam uyumadım. Kitap okurken içim geçmiş” diyebildim.<br />
Gidip arkadaşları kaldırdım. Hizmeti devrettim ve yatmaya gittim.<br />
Akşam nöbet sırası yine bana gelmişti. Üçüncü gecedir ki Atatürk gözünü kırpmıyordu. Kütüphanede yere serili o postun üzerine uzanıyor<br />
ve çalışıyordu. Notların arasına gömülmüştü. Yerler tarih kitaplarıyla<br />
doluydu. Sadece duş alıyor, kurulanıp tekrar odaya kapanıyordu. Yemeği<br />
bile kütüphaneye getiriyorduk. Yoğun çalışma temposundan sanki bu<br />
günlerde biraz da zayıflamıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Cemal Granada, Atatürk’ün Uşağının Gizli Deeri, Ankara: Kent Kitap 2008, s. 75-78</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Bağımsızlık Savaşı ve Uygarlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-bagimsizlik-savasi-ve-uygarlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 12:02:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk bilinmeyen anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Heyeti Temsiliye]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[temsilciler kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Bağımsızlık Savaşı ve Uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2059</guid>

					<description><![CDATA[Bağımsızlık ve saygınlığını dünyaya tanıtmak nitelik, değer ve gücünde olan ulusların uygarlık yolunda hızlı ve başarılı adımlarla ilerlemek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsızlık ve saygınlığını dünyaya tanıtmak nitelik, değer ve gücünde olan ulusların uygarlık yolunda hızlı ve başarılı adımlarla ilerlemek yeteneklerini kabul etmek gerekir. Gerçi bir toplumun zamanla kökleşmiş töre ve görenekleri, duyguları ve görüşleri önemlidir. Bu bakımdan, toplumlar girişken bireyler üzerinde adeta buyurucu ve egemen bir etki yaparlar. Fakat doğuştan olan yetenek ve değeri gelişme ve yükselişe erişmiş uluslar, uygarlığın bugünkü ilerlemelerinden esinlenip yararlanmış olan aydın evlatları yolu ile geçmişte yitirdikleri fırsatların yol açtığı gecikmeleri karşılama çaresini bulmakta gecikmezler. Bu konuda topluma iyi yürekle yol göstermenin etkili ve verimli olduğunda kuşku yoktur. Ulusal örgütümüzün bugün güttüğü amaç, yurdun parçalanmasından ve ulusun esirlikten kurtarılmasına yöneliktir. Tanrının izniyle yakın bir zamanda ulusal örgüt bu amaca erişme yolunda üstlendiği yurt görevini yerine getirecektir. Fakat görevini tamamlamış sayılacak mıdır? Bence, bundan sonra da yurtla ilgili çok önemli görevlerimiz vardır. Özellikle içteki durumumuzu düzelterek uygar uluslar arasında etkin bir üye olabileceğimizi eylemli olarak kanıtlamak gerekir. Bu amaç yolunda başarılı olmak için siyasal alanlarda çalışmalardan çok toplumsal alanda çalışmalara ihtiyaç vardır. Ulusal örgütümüzün böyle bir amaç için nasıl bir biçim alması gerekeceğini, kuşkusuz, ulusumuzun genel istekleri belirtip sağlayacaktır. Şimdilik &#8220;Heyeti Temsiliye&#8221; (Temsilciler Kurulu) milletvekilleri güven içinde görevlerini yapacaklarının gerçekleşeceği güne kadar görevlerini eskisi gibi sürdürecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gözlerimizi kapayıp herkesten ayrı kendi başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgimiz olmadan yaşayamayız. Tersine, ileri, uygar bir ulus olarak uygarlık alanının içinde yaşayacağız. Bu, ancak bilim ve teknikle olur. Bilim ve teknik neredeyse oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına yerleştireceğiz. Bilim ve teknikte hiçbir sınırlama ve koşul yoktur. Akla uygun hiçbir kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin ve inanışların korunmasında direnip duran ulusların ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerleme yolunda bağları ve koşulları aşamayan uluslar yaşamın akla uygun olduğunu ve eyleme dayandığını göremezler. Yaşamı geniş kapsamıyla gören ulusların egemenliği altına girip onlara esir olmaktan kurtulamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Tarihi yapan akıl, mantık, düşünüş, görüş değil, belki bunlardan çok duygulardır. Düşmanlarımızın bizimle ilgili ve yüzyıllar boyunca yoğunlaşan duygularını yalnız bugünkü olaylarla silebileceğimizi sanmak gerçekçi bir tutum olmaz. Biz bunu zaferlerle değil, ancak bugünkü ilerlemeleri kabul etmek, bugünkü bilimin ve uygarlığın gerektirdiği şeylerin hepsine erişmek ve bütün uygar ulusların bilim ve kültür düzeyine eylemli olarak varmakla yapacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Daha kurtulmuş değiliz: atılan adımlar bundan sonra atılması gereken adımların başlangıcıdır. İnsan, daha başlangıçta iken, sonuca vardığını ileri sürerse dünyanın en derin aymazlığı içine dalmış olur. Biz daha çok adımlar atmak zorundayız. Bu adımlar hem çok hızlı, hem uzun olmalıdır. Bu nedenle bu adımları doğru ve belirli bir doğrultuda atabilmek için kendi yazgımıza kendimiz sahip olmalıyız.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
