<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>asker &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/asker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:03:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>asker &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Generalle Asker Birdir!&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/generalle-asker-birdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 19:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sümerbank dokuma fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[vatani görev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5271</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, zor anlarında yediden yetmişine el ele gönül gönüle verip  birçok engeli aşmasını bilmiştir. Aklın gösterdiği doğru,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, zor anlarında yediden yetmişine el ele gönül gönüle verip  birçok engeli aşmasını bilmiştir. Aklın gösterdiği doğru, Türk ulusunun zor anlarının dışında da el ele gönül gönüle olmasıdır. Asker ocağında bunu yaşamlarında iz bırakırcasına başarmaktadırlar. Asker ocağındaki komutan ve Mehmetçik sevgisi öylesine güçlü öylesine uzun ömürlü ki; bu sevgi, şiirlere, türkülere, öykülere ve masallara konu oluşturarak ölümsüz bir kültüre dönüşmüştür.</p>
<p>Vatanî görevini yapmış her Türk insanının iki anısından birisini mutlaka askerlik anıları oluşturur. O ne güzel bir ocak ki ondan kopmak mümkün olmuyor. “Askerliğini yapmayana kız verilmez.” ve “Askerliğini yapmayan adam sayılmaz.” sözleri Anadolu’da atasözü hâline gelmiştir. Bu sözlerin mutlak doğruluğuna katılmak mümkün değilse de, asker ocağına verilen değeri yansıtması açısından önemlidir. Aşağıdaki anekdotta ATATÜRK, komutan-Mehmetçik dayanışmasının önemine dikkat çekmektedir:</p>
<p>ATATÜRK, Sümerbank Dokuma Fabrikasının açılış töreninde hazır bulunduktan sonra askerî manevra sahasına hareket etmişti.</p>
<p>Yolda bir sel yatağına saplanmış olan top arabasının tekerleklerini bataklıktan çıkarmaya uğraşanlar arasında bir generalin bulunduğunu görünce, kendisine sonsuz takdirlerini bildirdiler ve iltifatlarda bulundular.</p>
<p>Daha sonra, “Maviler” tarafına ait bir tank birliğinin yaptığı hücum sırasında “Pembeler”den bir askerin ansızın siperinden fırlayarak tanklardan birinin üstüne sıçradığına ve şoförüyle mücadeleye başladığına tanık oldular. O zaman yakında bulunanlara, evvelce gördüğü generalin fedakârlığı ile bu askerin gösterdiği cesaretin birbirine denk olduğunu beyan ederek, şöyle dediler:</p>
<p>“Biz Millî Mücadele’de bütün Türk milleti bu şekilde çalıştık. Böyle kahraman generaller, subaylar ve askerlere dayanarak savaşı kazandık. Onlar var oldukça kimse vatanımıza göz dikemez!&#8230;”</p>
<p><em>Banoğlu;, s. 385. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Ağustos 1922 Günü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/31-agustos-1922-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[26 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos 1922 Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[ecnebi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4658</guid>

					<description><![CDATA[Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi saldırmalarıyla düşmanın büyük kısmı kılıçtan geçilirilmişti.</p>
<p>31 Ağustos&#8217;da güneş Türklerin büyük zaferiyle doğmuştu.<br />
Aynı günün sabahı Atatürk&#8217;le harp sahasını dolaşıyorduk. Etraf binlerce insan ve hayvan ölüleriyle adeta bir mahşer yerini hatırlatıyordu.</p>
<p>Büyük asker bu manzara karşısında çok rahatsız oldular ve &#8220;Bu feci manzara, bütün insanlık için utanç verici bir olaydı. Ama biz vatanımızı korumak için gerekli savunmamızı yaptık. Buna bizi zorladılar&#8221; demiş ve ölüler kaldırılıp gömülünceye kadar hiçbir yerli ve yabancı gazetecinin bölgeye sokulmamasını, kesin olarak emretmişlerdi.</p>
<p>&#8220;Bu feci manzarayı gören ecnebiler, yarın bizim için neler söylemezler&#8221; demişlerdi.</p>
<p>Bunun üzerine, Atatürk&#8217;ün emri tutulmuş ve ölüler gömülünceye kadar bölgeye hiçbir gazeteci ve fotoğrafçı sokulmamıştır. Böylece, o durum hiçbir gazetede resimlenmemiş ve fotoğrafla belgelenmemiştir. Hâlâ da o manzarayı gösteren bir resim yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İmama Yapılan Öneri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-imama-yapilan-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bir İmama Yapılan Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[evli]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[kütüp]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[peçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4649</guid>

					<description><![CDATA[Savaş hazırlıklarının yapıldığı bir gün askeri birliklerimiz bir köy yakınında mola vermişti. Biz de Atatürkle o köye gelince&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Savaş hazırlıklarının yapıldığı bir gün askeri birliklerimiz bir köy yakınında mola vermişti. Biz de Atatürkle o köye gelince bir kahvede oturduk. Bütün köy halkı, merakla bizlere bakıyorlardı. Köyün orta yaşlı imamı da geldi. Atatürk&#8217;e &#8220;Paşam, Allah sizi bizlere ve memlekete bağışlasın. Muvaffak ve muzaffer kılsın. Hepimiz sizin başarılarınız için dua ediyoruz. Bizler de elimizden geldiği kadar sizlere destek olup yardım ettik. Yine de ederiz.&#8221; gibi güzel sözler söyledi. Sonunda da, &#8220;Paşam köylümüzün sizden bir maruzatı var, onu iletebilir miyim?&#8221; dedi. Atatürk, &#8220;Söyle bakalım imam efendi, neymiş maruzatınız&#8221; deyince, imam efendi, &#8220;Paşam kışınki sel bizim dağ köprümüzü yıktı. Köprünün ayakları sağlam, fakat düşen kütükleri bu ayaklara yetiştirecek adamımız yok. Gençler bütün askerde. Bu köprüden karşıya çoluk çocuğumuz, kadınımız ormana gider gelirdik. Hayvanları geçirir otlatırdık. Şimdi yaz. Dere kuru. Kuşun sular artınca köprüsüz köylümüz hiçbir şey yapamaz. Emir verir, 8-10 askerle köprünün düşen kütüklerini köprü ayaklarına yerleştirirsek gerisini biz onarırız. Paşam sizin de köye bir yadigârınız kalır&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Bu Atatürk&#8217;ün çok hoşuna gitti ve isteğinin yapılması için emir verdi. Bir bölük asker, düşen kütükleri köprü ayaklarına bir çırpıda koydular. İmam Atatürk&#8217;e teşekkür edip, uzun ömür ve sağlık diledi. Atatürk imam efendiye, &#8220;İmam efendi, evli misin?&#8221; diye sordu. &#8220;Evliyim Paşam. Elinizi öper dört de köleniz var&#8221; dedi. Atatürk &#8220;Niçin kölem olacakmış. Onlar sizin çocuklarınız, bizlerin de evlatları. Yok böyle şeyler imam efendi. Ben evli değilim. Evlenirsem seni Ankara&#8217;da karınla misafir etmek isterim. Bana gelir misin?&#8221; diye sordu. &#8220;Emriniz olur Paşam&#8221; diye cevap verdi imam. &#8220;Ama bir şartım var. Karın peçesini çıkarırsa.&#8221; İmanın şaşırıp sanki dünya tersine dönmüş gibi Atatürk&#8217;e bir bakışı ve &#8220;Aman Paşam!&#8221; deyişi vardı ki, onun yüz ifadesini hiç unutamam. Atatürk gayet sakin bir sesle, &#8220;Bunlar olacak imam efendi. Bunların hepsi olacak&#8221; dedi.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların Askerliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kadinlarin-askerligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 22:57:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[dersim harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların Askerliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarına sker olması]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4394</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor: Atatürk, çalışma hayatında ilgililerin görüşlerini almayı, ikna etmeyi, esas almıştır. İncitmek, kırmak istemezdi. Atatürk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor:</p>
<p>Atatürk, çalışma hayatında ilgililerin görüşlerini almayı, ikna etmeyi, esas almıştır. İncitmek, kırmak istemezdi.</p>
<p>Atatürk salonun öbür tarafında hareketli bir konuşmaya dalan Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;ı göstererek:</p>
<p>&#8220;Gökçen.&#8221; dedi. &#8220;Mareşal Fevzi Çakmak bugün senin uçuşlarını, gösterilerini baştan sona en az benim kadar heyecanlanıp duygulanarak izledi. O da herkes gibi bu işlere başladığın günlerden beri seninle iftihar ediyor. Bunu Dersim harekâtından sonra da bizzat açıklamıştı zaten. Şimdi git kendisiyle görüş. Tam sırasıdır. Ona, elini öptükten sonra, kadınların resmen asker olabilmesi için ricada bulun. Olur derse mesele kalmaz.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün dediği gibi yaptım. Doğruca Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;ın yanına giderek elini öptüm. O da beni yanaklarımdan öperek:</p>
<p>&#8220;Sağ ol evladım&#8221; dedi. &#8220;Cumhuriyet Bayramı&#8217;mıza yaptığın gösterilerle hem renk hem de heyecan kattın.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizleri mutlu edebildiğim için bendeniz de mutluyum efendim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Dersim Harekâtı&#8217;ndaki başarıların bize gelecekte daha büyük başarılar elde edebileceğinizi ispat etmişti zaten. Gerçi o başka görev bu başka görev ama yine de ayağın yerden kesiliyor değil mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyle efendim. Yalnız bir sorunum var.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır ola.. Nedir bakalım sorunun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Şu kadınların da asker olmaları meselesi. Biliyorsunuz henüz bu konuda yasa olmadığı için benim durumum da ortada. Atatürk konuyu sizinle konuşmamı ve bu meselede bana yardımcı olmanızı istedi. Kadınların resmen asker olmaları ve askere alınmaları sizin vereceğiniz karara ve izne bağlı. Bu yasayı çıkartacak olursanız bütün Türk kadınları size minnettar kalacaklardır. Öyle tanıdığım genç kızlar var ki bu şerefli üniformayı giyebilmek için hayatlarının en güzel yıllarını bile feda etmeye razılar..&#8221;</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak beni büyük bir dikkatle dinledikten sonra elini çok samimi bir şekilde omzuma koyarak şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Duygularını çok güzel bir şekilde ifade ettin Gökçen. Türk kızlarının asker olmak isteyişlerini, bu şerefli üniformayı taşımaktan büyük bir gurur duyacaklarını ben de biliyorum. Ama hayır, bunu sakın benden isteme yavrum. Çünkü bu kızlarımızın, kadınlarımızın asker olmalarına asla razı değilim! Bir milletin var olması, o milletin kadınlarının yaşaması ile mümkün olur ancak.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhaba Asker!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/merhaba-asker/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 09:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1909]]></category>
		<category><![CDATA[38. Merkez Alayı Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[Albay Saadettin Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kıdemli yüzbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Merhaba Bey'im]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Selamün aleyküm]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzbaşı Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4143</guid>

					<description><![CDATA[Ziya Kılıç anlatıyor: Yıl 1909.. Beşinci Kolordu kurmay başkanlığına katılan Yüzbaşı Mustafa Kemal, Selanik&#8217;teydi. 38. Merkez Alayı Kumandanı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ziya Kılıç anlatıyor:</p>
<p>Yıl 1909.. Beşinci Kolordu kurmay başkanlığına katılan Yüzbaşı Mustafa Kemal, Selanik&#8217;teydi. 38. Merkez Alayı Kumandanı Albay Saadettin Bey tedavi için İstanbul&#8217;a gitmek üzere izin aldı.</p>
<p>Saadettin Bey&#8217;in, yerine kimi bırakacağını herkes merak ediyordu.Sonradan Saadettin Bey&#8217;i Kolağası Mustafa Kemal&#8217;in temsil edeceğini öğrendik.Şaşırdık. Çünkü Mustafa Kemal henüz kıdemli bir yüzbaşıydı,kendinden daha üst rütbede olanlar vardı.</p>
<p>Büyük rütbeli subayların şaşkınlıkları çabuk geçti. Mustafa Kemal, bütün subaylara kendini sevdirmişti. Kenti gezerken, halka karşı davranışlarına tanık olanlar, kendisine hayranlık duyuyorlardı.Şimdi, onun böyle görevde ne yapacağı merak ediyorduk.</p>
<p>Alayın Mustafa Kemal tarafından teslim alındığı günü, belki de tarihimizde önemli bir dönüm noktası olarak kabul etmemiz doğru olur.</p>
<p>O gün Mustafa Kemal alayı selamlamaya beyaz bir atın üzerinde gelmişti. Bütün gözler ondaydı. Alay&#8217;ın önüne gelince selam durumuna geçti, sonra hızla atından yere atladı. Yürüyerek askeri selamlayacaktı.</p>
<p>&#8221;Selamün aleyküm asker! &#8221; demesini bekliyorduk. Ama hiç beklemediğimiz bir şey oldu; Mustafa Kemal:</p>
<p>&#8221;Merhaba asker!&#8221; dedi.</p>
<p>Bu, ilk kez karşılaşılan bir durumdu. Askerler nasıl yanıt vereceklerini bilmiyordu. Birkaç saniyelik sessizliği İstanbullu askerler bozdular:</p>
<p>&#8221;Merhaba Bey&#8217;im&#8230;&#8221;</p>
<p>Ordu ilk kez bir kumandanından, &#8221;Merhaba Asker&#8221; selamını almıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aha Sıfatı, Aha Kendi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/aha-sifati-aha-kendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2019 06:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[9 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Aha Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Aha Sıfatı]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Başkomutanlık Meydan Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir'in kurtuluşu]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[nif]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4073</guid>

					<description><![CDATA[26 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi&#8217;nde düşman yüzgeri etmiş, İzmir&#8217;e doğru kaçıyor, biz bazen süvarilerle, bazen piyadelerle yan yana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi&#8217;nde düşman yüzgeri etmiş, İzmir&#8217;e doğru kaçıyor, biz bazen süvarilerle, bazen piyadelerle yan yana Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın otomobili ile peşini bırakmıyoruz. Nif Kasabası çevresindeki köylerden birinin yanından geçiyoruz. Köy ahalisi, çoluğu çocuğu, yaşlısı genciyle yol boyuna dökülmüş&#8230; Açacak sofrası, uzatılacak ekmeği yok ama; testisi, maşrapası var. Kaptığı gibi yol boyuna dizilmişler; gelene uzatıyorlar, geçene uzatıyorlar:</p>
<p>&#8211; Susamışsındır yiğidim, hele iç!&#8230;</p>
<p>-Çok yaşa! Ellerin nur olsun nine!..</p>
<p>Bir nakliye kolu yolu tıkamıştı. İster istemez durduk. Mustafa Kemal Paşa bu arada bir sigara içmek istedi. Toz gözlüklerini alnına kaldırdı, tabakasını çıkartarak bir sigara yaktı. Köylüler çevremizi sarmışlar, hep bir ağızdan &#8220;kurtulmanın sevincini&#8221; söyleşiyorlar; elbiseleriyle arabanın tozunu siliyorlar, testilerindeki su ile yıkamaya çalışıyorlar, dualar okuyorlardı. Biz de bir daha yaşanmaz tabloya bakıyorduk&#8230;</p>
<p>Birden, içlerinden biri, toz gözlüklerini alnına kaldırmış Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya dik dik bakmaya başladı. Hemen tetiklendim. Bir süre sonra yavaş, yavaş elini arkaya doğru attı. Sandım ki silah çekecek!.. Elimi tabancama en yakın noktaya getirdim ve kılıfı açtım. Adam arka cebinden, umduğum silah yerine, bir kağıt parçası çıkardı. Avucunun içine sıkıştırdığı kağıda baktı. Mustafa Kemal&#8217;e baktı, kağıda baktı. Mustafa Kemal&#8217;e baktı:</p>
<p>-Aha ağalar, aha be!.. Aha Mustafa Kemal Paşa!.. Aha sıfatı, (avucundaki fotoğrafı gösteriyordu) aha kendi!..</p>
<p>Mustafa Kemal paşa, ne o zaman değin görülmüş, ne ondan sonra görülecek dehşetli bir sevgi hücumuna uğradı&#8230; Kim neresini ele geçirmişse öpüyor, okşuyor, yüzünü gözünü sürüyordu. Kadınlar, genç kızlar çizmeleri üzerinde birikmiş tozları parmaklıyor; sonra bu tozla gözlerine sürme çekiyorlardı..</p>
<p>Bu, hiçbir kalemin anlatamayacağı bir manzara idi.. Mustafa Kemal Paşa ağlıyor, ben ağlıyorum, şoför ağlıyor, köylüler ağlıyor&#8230; Üzerinden hâlâ duman tüten taze savaş toprakları, mutluluk yaşlarıyla sulanıyordu. Havada barut kokusu ve hıçkırıklar vardı&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>İsmet Bozdağ, Atatürk&#8217;ün Başyaveri Salih Bozok anlatıyor</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muzaffer Kılıç</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/muzaffer-kilic/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 07:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Tercüman Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2637</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün yüzünde büyük bir ıstırap ifadesi vardı. Allah allah diyerek çığ gibi düşmanın üzerine devrilen binlerce mehmetin ölümü&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün yüzünde büyük bir ıstırap ifadesi vardı. Allah allah diyerek çığ gibi düşmanın üzerine devrilen binlerce mehmetin ölümü hor görüşü, O&#8217;nun insan kalbini tesiri altına almıştı. Sigarasını yere atıp siperde doğruldu. Gözü gibi sevdiği ve üzerlerine titrediği askerlerinin manevi huzurunda saygı duruşu idi bu. Gözleri nemli idi.</p>
<blockquote><p><strong>Tercüman Gazetesi, 10 Kasım 1961</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askerlik ve Siyaset</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/askerlik-ve-siyaset/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:55:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlik ve Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[behiç erkin]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2581</guid>

					<description><![CDATA[Ordudan olanlar cemiyet (1) içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız, hem de ordumuz kalmayacaktır. Subayların çoğu cemiyet üyesi olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ordudan olanlar cemiyet (1) içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız, hem de ordumuz kalmayacaktır. Subayların çoğu cemiyet üyesi olan Üçüncü Ordu bugünkü anlamda modern bir ordu sayılmaz. Orduya dayanan cemiyet de, ulusun yapısında kök salamamaktadır. Bu nedenle bir an önce cemiyetin ihtiyaç duyduğu subayları veye cemiyette kalmak isteyenleri istifa yoluyla ordudan çıkaralım. Bundan sonra subayların ve ordudan olanların herhangi bir siyasal derneğe girmelerine engel olmak için yasal hükümler koyalım.</p>
<p>(1) Söz konusu cemiyet İttihat ve Terakki&#8217;dir</p>
<blockquote><p><strong>1909</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yurt, silahlı bir saldın karşısında bulunduğu için savaşmakla yetiniyoruz. Fakat yurdun esenliği bir gün siyaset yapmamızı gerektirirse, bu savaşta olduğu gibi temiz bir gönül ve içten bağlılıkla onu da yapmakta bir an duraksamayacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1910</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Askerlerin siyasetle uğraşmalarını yasaklamak için bir yasa maddesi koymuşlar. Ben, bir iki yıl önce, bir rastlantı sonucu bulunduğum bir kongrede askerleri bırakınız dediğim için idama mahkum edildim (2)</p>
<p>(2) Atatürk&#8217;ün Behiç Erkin&#8221;e mektubundan.</p>
<blockquote><p><strong>1911</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kadınının Kültür Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-kadininin-kultur-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[baylar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve teknik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadınının Kültür Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2117</guid>

					<description><![CDATA[Tanrı&#8217;nın yaratma gücü insanları iki cins olarak yaratmıştır. Bunların biri olursa ötekinin de olması şarttır. Hazret-i Adem ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrı&#8217;nın yaratma gücü insanları iki cins olarak yaratmıştır. Bunların biri olursa ötekinin de olması şarttır. Hazret-i Adem ile Hazret-i Havva&#8217;nın nasıl yaratıldıkları ile ilgili kuramlar birbirine uymaz. Bunlardan söz etmeyeceğim; onlardan sonraki çağlardan başlayacağım. Şuna inanmak gerekir ki, yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Nitekim, hepimiz padişahlar hakkında kuruntuya dayanan görüşler besliyorduk. Bunlar analarımızın kafalarımıza soktuğu yanlış düşüncelerin sonucu idi. Bir toplum, iki cinsten yalnız birinin çağın gereklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarıdan fazlasıyla zayıf kalır. Bir ulus ilerlemek ve uygarlaşmak isterse özellikle bu noktayı temel olarak kabul etmek zorundadır. Bizim toplumuzun başarısızlığı kadınlarımıza ilgisizliğimizden kaynaklanmaktadır. İnsanlar dünyaya yazgılarındaki süre kadar yaşamak üzere gelmişlerdir. Yaşamak demek etkinlik demektir. Bu nedenle, bir toplumun bir üyesi etkin iken öteki üyesi boş durursa, o toplum felç olmuş demektir. Bir toplumun yaşamında çalışması ve başarı kazanması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı bulunduğu bütün gerek ve koşulları kabul etmesi zorunludur. Bundan ötürü, bizim toplumumuz için bilim ve teknik gerekiyorsa, bunları aynı derecede hem erkeklerimizin, hem kadınlarımızın edinmeleri gerekir. Bilirsiniz ki, her alanda olduğu gibi, toplumsal yaşamda da görev bölünmesi vardır. Bu genel görev bölünmesinde, kadınlar kendilerine düşen görevleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel işlere de katılacaklardır. Kadının ev içi görevleri en küçük ve önemsiz görevleridir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kadının en büyük görevi analıktır. İlk eğitim gördüğümüz yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu görevin önemi gereğince anlaşılır. Ulusumuz güçlü bir ulus olmaya kesin olarak kararlıdır. Bugünün gereklerinden biri de, kadınlarımızın her alanda yükselmelerini sağlamaktır. Bu nedenle, kadınlarımız da, genel bilim ve teknikle donatılmış olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim derecelerinden geçeceklerdir. Ve sonra toplumsal yaşamda erkeklerle birlikte yürüyerek birbirlerine yardım edecek, birbirlerini destekleyeceklerdir. Baylar, bağışlayın, bir noktayı açıklamak için bir an duracağım. Baylar dediğim zaman bu, bayanlar ve baylar demektir. Kolaylık olsun diye ve bayanlarla bayların tam birliğini belirtmek için böyle söylemeyi uygun buldum. Düşmanlarımız bizi dinin etkisi altında kalmakla suçlarlar ve durup ilerleyemememizi, gerileyişimizi buna bağlarlar. Bu yanlıştır. Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Tanrı&#8217;nın buyurduğu şey, müslüman erkek ve kadınların birlikte bilgi edinmesidir. Kadınlar ve erkekler bu bilgiyi aramak ve nerede bulurlarsa oraya gitmek ve kendilerini onunla donatmak zorundadırlar. İslam tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü sınırlamalara bağlı sandığımız şeyler yoktur. Türk toplum yaşamında kadınlar bilim, kültür bakımından ve başka alanlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki ileri gitmişlerdir. Bugün ülkemize bir bakalım. Göreceğimiz iki evre vardır. Birisi tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan, eşeklerine binerek öteberi satmak için kasabalardaki pazar yerine giden, oralarda kendisi yumurta ve tavuğunu satan ve ondan sonra evi için gereken şeyleri kendisi satın alarak köyüne dönen, ve genel işlerde kocasına, kardeşlerine yardım eden kadınlar. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten anlayanlara ve hesap yapanlara rastladım. Bir gün Akşehir dolaylarında bir köye gittim. Çok yağmur yağıyordu ve soğuk vardı. Kendimi belli etmeyerek bir evin önünde duran bir kadına: &#8220;- Hemşire yağmur var, soğuk var, beni misafir eder misiniz?&#8221; dedim. Hiç duraksamadan: &#8220;- Buyurun&#8221; dedi ve beni bir odaya aldı. Odada ateş olmadığı ve yeni bir ateşin yakılması uzun süreceğinden:</p>
<p>&#8220;- İsterseniz bizim odaya gidelim. Orada ateş var&#8221; dedi. Gittik, sonra komşulardan birkaç kadın ve erkek geldi. Beraber konuşmaya başladık. Konuşurken bana en önemli soruları soran kadınlar oldu. Askerin, düşmanın durumunu, en tehlikeli düşmanın hangisi olduğunu sordular. Ve bunları sorarken hiç bir sıkıntı ve çekingenlik göstermediler. İnsanca konuştular. Fakat sonra benim kim olduğumu anlayınca kaygılandılar. Kendilerine bir zarar geleceğini sanarak korktular. Çünkü şimdiye kadar resmi bir adamla konuşmayı büyük bir kabahat saymışlardı. Baylar, ülkemizde cahillik varsa geneldir; yalnız kadınlarımızı değil, erkeklerimizi de kapsar. Başka bir görünüme kasabalarda, kentlerde rastlıyoruz. Bu da çok kez yabancı romanlarda okunan kafes efsaneleridir. Kuşkusuz, bu kötü adetleri yayan saraylar olmuştur. Bu nedenle kadınlarımız hatta erkeklerden daha aydın, daha verimli, daha bilgili olmak zorundadırlar. Eğer gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeç</strong>leri, Cilt II</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus Nadi Abalıoğlu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/yunus-nadi-abalioglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatür İlkeleri Işığında Uyarmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[büyükada]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük Kaybımız]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi Abalıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1569</guid>

					<description><![CDATA[Kendisi mücessem* irfan ve nezaketti. Muaşeret** âdabında terbiyenin Atatürk&#8217;teki kadar asîline başka fânilerde tesadüf edebildiğimi hatırlamıyorum. *Soyut kavramlar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisi mücessem* irfan ve nezaketti. Muaşeret** âdabında terbiyenin Atatürk&#8217;teki kadar asîline başka fânilerde tesadüf edebildiğimi hatırlamıyorum.</p>
<p>*Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan. (E.N)</p>
<p>**Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma (E.N)</p>
<p>***</p>
<p>Yirmi sekiz yıl önce düşünce ve davranışlarınca ne idiyse, bütün büyük eserlerini yarattığı son zamanlarına kadar hep aynı adam kalmıştır.</p>
<p>***</p>
<p>Bütün askeri işlerde çalışma şekli, her fâninin akıl erdiremeyeceği bir kuvvet ve azamet arz ederdi. Yirmi dört saat, kırk sekiz saat, hattâ gerekirse yetmiş veya daha fazla saat aynı masanın başında oturarak asla uykusuzluk göstermeksizin çalışır ve yanındakileri de çalıştırırdı.</p>
<blockquote><p><strong>En Büyük Kaybımız, 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Atatürk ömrü boyunca ikiyüzlülüğe ve samimiyetsizliğe karşı savaşmaktan yılmadı. Atatürk, Sarayburnu gazinosunda içki içti, Büyükada iskelesinde zeybek oynadı, Ankara Palasta bir doğulu elçinin fesini başından attırdı. Ne yaptı ise, ulusunun gözü önünde ve açıkça yaptı. Utanabileceği, gizlemek zorunda kaldığı bir davranışı olmamıştır bu büyük adamın.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İlkeleri Işığında Uyarmalar, 1960</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
