<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>arif hikmet par &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/arif-hikmet-par/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2020 06:30:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>arif hikmet par &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yola Devam Edecekler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/yola-devam-edecekler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[erzincan boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[ismail habib]]></category>
		<category><![CDATA[ismail habib sevük]]></category>
		<category><![CDATA[M. Agah Önen]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5332</guid>

					<description><![CDATA[Karşılaşılabilecek tehlikeleri büyük hedeflere ulaşmak için göğüslemeye hazır olmayanlar asla lider olamazlar. Lider; umutları söndüren değil, önderlik ettiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşılaşılabilecek tehlikeleri büyük hedeflere ulaşmak için göğüslemeye hazır olmayanlar asla lider olamazlar. Lider; umutları söndüren değil, önderlik ettiği topluma umut aşılayan, hedef gösterebilen insandır. Bu hedefin de en kararlı ve güçlü yolcusu kendisidir. Liderin göstereceği kararsızlık ve yılgınlık yenilgiyi kaçınılmaz kılar. Bu gerçeklerin bilincinde olan ATATÜRK, önderliğinin hiçbir safhasında toplumda kararsızlık ve umutsuzluğa neden olabilecek davranış göstermemiştir.</p>
<p>ATATÜRK özgürlüğüne ve yurduna tecavüz edilen Türk ulusunu kurtarmak hususunda kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmek amacıyla Anadolu yolculuğuna çıkmıştır. Türk ulusunun acıları ruhunda sorumluluktan yanardağlar oluşturduğundan hiçbir engel onu bu mücadeleden bir an olsun geri çevirememiştir. Mücadelesi uğruna ölümü bile göze alacak kadar bilinçli bir kararlılığa sahip oluşu insanî bir duygu olan korkunun onda, yok olmasını sağlamıştır. Sivas Kongresi öncesi yaşanan aşağıdaki olay bunun açık bir göstergesidir:</p>
<p>Sivas  Kongresi’ni toplamak üzere Erzurum’dan Sivas’a giderken, Erzincan Boğazı ağzında otomobilini durduran jandarmaların başındaki subay: “Eşkıyalar boğazı tutmuşlar&#8230; Tehlike var. Geçilemez! Bunları püskürtmek için merkezden güç istedik. Gelinceye değin Erzincan’da beklemeniz uygun olur.” deyince, Mustafa Kemal Erzincan’a dönmedi.</p>
<p>Döndüğü takdirde, ulusal mücadelenin yönünü belirlemek ve saptamak gibi çok önemli ve temelli bir görev için toplanacak Sivas Kongresi’ne katılmamak zorundaydı. Bu amaçla oraya gelmiş, kendisini bekleyen delegeler gibi, henüz duruma kuşkulu gözlerle bakan birçoklarının da kendisinin korkak olduğunu sanacaklarını, böylece her şeyin daha başlarken alt üst olabileceğini düşünerek: “Hayır&#8230; Dönmeyeceğiz&#8230; Ne pahasına olursa olsun, yolumuza devam edeceğiz!” dedi. Yanındakilere buyruğu kesindi:</p>
<p>-Sür’atle gidilecek!&#8230; Vurulan, ölen olursa, onunla oyalanılmayacak. Yolda ancak, tam şose üzerinde ve yakınında, yolu kapayan eşkıya ile karşılaşılırsa, hepimiz otomobillerden atlayarak, saldırıp yolu açacağız. Kurtulanlar yola devam edecek!</p>
<p>Otomobilini boğaza doğru sürdü ve Sivas’a gitti. O zaman, hatta sonraları da, onun bu hareketini, çılgınca bir cesaret sayanlar oldu.</p>
<p><strong>İsmail Habib Sevük</strong></p>
<p><em>Arif Hikmet Par – M. Agah Önen; s. 70-71.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırk Asırlık Türk Yurdu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/5300/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 21:35:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[1923]]></category>
		<category><![CDATA[adana istansyonu]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[hayat meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[ismail habib]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5300</guid>

					<description><![CDATA[Hastalığının iyice ağırlaştığı, 1938 yılında doktorlarının istirahat dışında hiçbir şeye izin vermedikleri durumda bile ATATÜRK, yurt sorunlarından kopamamıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalığının iyice ağırlaştığı, 1938 yılında doktorlarının istirahat dışında hiçbir şeye izin vermedikleri durumda bile ATATÜRK, yurt sorunlarından kopamamıştır. Büyük devletlerin Türkiye’nin Hatay konusundaki kararlılığını sınadığı bir ortamda o, Hatay’ın ana vatana katılmasını gerçekleştirmek için ölümü pahasına askerî manevralara katılmıştır. Bu davranışıyla bir taraftan Türkiye’nin Hatay halkının özgürlük davasında yanında olduğunu diğer taraftan da vatan sevgisinin yaşama arzusundan önce geldiğini göstermiştir. Bu gösteri onun çılgınlığından değil, vatana ilişkin görevlerin her şeyin üzerinde olduğu yönündeki düşüncelerinden kaynaklanmaktaydı. Aşağıdaki anekdot ondaki vatan sevgisinin ne denli güçlü olduğunu yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>1923 yılı Martının on beşi pazar günüydü. ATATÜRK, Adana İstasyonu’nda trenden inmiş; sağı solu dolduran halkın coşkun alkışları, “Yaşa varol!” sesleri arasında yaya olarak kente giriyordu.</p>
<p>Yarı yolda karalar giymiş bir kadın kalabalığı göze çarptı; sonra onların arasından ikişer levha taşıyan dört genç kız çıktı; ATATÜRK’ün önünde durdular. Arkalarından bir kız daha göründü ve önüne geçti. Hıçkırıklar, iniltiler ve yalvarışlarla dolu bir nutuk söylemeye başladı. Bu genç kızın kişiliğinde henüz tutsak bulunan İskenderun’la Antakya’nın Türk olan bütün halkı: “Bizi de kurtar!” diye yalvarıyordu.</p>
<p>Herkesin gözleri yaşarmıştı, hıçkırıklarını tutamayanlar vardı.</p>
<p>ATATÜRK’ün de gözleri nemliydi ve başı eğilmiş gibiydi. Genç kızın nutku bitince ATATÜRK’ün alnı yükseldi; mavi gözlerinde ve pembe yüzünde bir çelik parıltısı görüldü. Her kelimesi üzerinde kuvvetle durarak:</p>
<p>-Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz! dedi.</p>
<p>On altı yıl sonra Hatay sorunun en heyecanlı günlerinde, hasta ve bitkin olmasına rağmen, Hatay’a yakın olmak için tekrar Adana’ya gitti. Dört saat ayakta durmak, birliklerin geçidini izlemek gibi olağanüstü bir dayanıklılık gösterdi. Hatay kurtuldu, fakat ATATÜRK’ü yitirdik.</p>
<p>İsmail Habib, bu konuyu şöyle bitirir: “Hatay, Hatay! Seni kurtaran, aynı zamanda senin şehidin oldu!”</p>
<p><em>Arif Hikmet Par – M. Agah Önen; s. 83-84. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özür Dileme</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ozur-dileme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 14:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[arapça]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[farsça]]></category>
		<category><![CDATA[M. Agah Önen]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[mevlananın türk dilinden özür dikemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sultan veled]]></category>
		<category><![CDATA[türk dehası]]></category>
		<category><![CDATA[türk düşünürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5162</guid>

					<description><![CDATA[Geçmişte birçok Türk düşünürü eserini Arapça veya Farsça yazmıştır. Bu nedenle bu düşünürlere Arap veya Acem olduğu yönünde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişte birçok Türk düşünürü eserini Arapça veya Farsça yazmıştır. Bu nedenle bu düşünürlere Arap veya Acem olduğu yönünde sahip çıkmalar söz konusu olmuş, bunların Türklüklerini ispat etmek çabası da Türk milletine düşmüştür. Türk olmalarına rağmen eserlerini Türkçe yazmayarak Türk diline ve düşünüşüne yeterli katkıyı göstermemiş düşünürlerin bu tavrı, ATATÜRK’ün üzüntü duyduğu hususlardan biriydi. Mevlâna da eserini Farsça yazan düşünürlerimizdendir. Oysa oğlu Veled, eserini Türkçe yazmıştır. ATATÜRK, aşağıdaki anekdotta bu durumu değerlendirerek eserini Türkçe yazarak Türk dilinin gelişimine hizmet eden Veled’i, bu hizmetinden dolayı babası Mevlâna’nın da takdir ettiğini anlamlı bir şekilde dile getirmiştir:</p>
<p>Türk kültürü ve Türk büyüklerinin söz konusu olduğu bir sohbet toplantısında konu Mevlâna ve büyüklüğüne dönüştü. Konu birtakım tartışmalara döküldü, sonunda söz Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled’e geldi. O zaman ATATÜRK bir söylenceye işaret etti:</p>
<p>-Sultan Veled’in cenazesi geldiği zaman, Mevlâna’nın sandukası ayağa kalkmıştır, denilir. Bu ne demektir?</p>
<p>Bu konuda tartışma yarım saat kadar sürdü. Oradakilerden birçokları epeyce ter döktü. Fakat kimse, ATATÜRK’ün beklediği yanıtı veremedi. Sonunda ATATÜRK, şu soruları sordu:</p>
<p>-Mevlâna mı daha büyük devrimcidir, Sultan Veled mi?&#8230;</p>
<p>Herkes Mevlâna üzerinde birleşti.</p>
<p>-Peki, Mevlâna mı daha büyük edebî dehadır, Veled mi?</p>
<p>Bu kez de onaylar Mevlâna’nın üzerinde toplandı. Mesnevi’den parçalar okundu. Mevlâna’nın edebî dehası övüldü.</p>
<p>ATATÜRK sordu:</p>
<p>-Mevlâna babadır&#8230; Neden oğluna ayağa kalksın&#8230; Ve onun kendisinden büyük olduğunu ifade etsin?</p>
<p>Yanıt verilemedi.</p>
<p>ATATÜRK o zaman şunları söyledi:</p>
<p>-Çok basit düşünüyorsunuz. Mevlâna’nın tabutunu Sultan Veled’e ayağa kaldıran, Türk dehasıdır. Mevlâna mesnevisini Farsça yazmış&#8230; Türk dilinin bir edebî yapıt meydana getirmeye yetmediğini anlamıştır. Oysa ki Sultan Veled, yapıtlarında Türkçeyi de en güzel anlatım tarzlarıyla kullanmıştır. Daha az sanatçı olmasına rağmen Türk, onu babasından üstün saymıştır.</p>
<p>Efendiler, bu söylence sadece Türk dehasının, Mevlâna’nın Mesnevi’sini Farsça yazmasına karşı bir tepkisidir. Mevlâna dehasının Türk dilinden özür dilemesidir.</p>
<p><em>Arif Hikmet Par – M. Agah Önen; s. 120-122. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Karış Sakal</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-karis-sakal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 11:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ü anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[bir karış sakal]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1981]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Cemal Kuntay]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi ahmet refik]]></category>
		<category><![CDATA[uygar insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4998</guid>

					<description><![CDATA[Uygar insan; kin ve nefret duygularından uzak ve sevgiyi kendisine hareket noktası olarak seçmiş insandır. Bu nedenledir ki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uygar insan; kin ve nefret duygularından uzak ve sevgiyi kendisine hareket noktası olarak seçmiş insandır. Bu nedenledir ki ATATÜRK Cumhuriyet’in yeni eğitim sisteminin her şeyden önce Türk insanındaki sevgi ve hoşgörüyü kuvvetlendirecek bir esasa dayanmasını istemiştir. Kendi yaşamında da sevgi hep ön plânda olmuştur. Kendisiyle barışık, başkalarıyla barışık, doğayla barışık&#8230; İşte ATATÜRK’ün görmek istediği Türk insanı.</p>
<p>ATATÜRK, bilime ve bilgeye saygı duyar, ülkesi ve insanlık yararına üretenleri takdir ederdi. O Türk kültürünün sevgi ve hoşgörü pınarından beslenmiş olan düşünceleriyle bilge insanlara hep saygıyla yaklaşmıştır. Aşağıdaki anekdot onun bu güzel anlayışını yansıtan düşündürücü bir örnektir:<br />
Tarihçi Ahmet Refik, bir süre önce bir tartışma nedeniyle ATATÜRK’le aralarında meydana gelen gerginliğin, yakın çevresindekiler arasında bir dedikodu konusu yapıldığını biliyordu.<br />
Bir gece, birdenbire onu ATATÜRK’ün Yat Kulüp bahçesinde beklediğini söylediler. Ahmet Refik, ATATÜRK’ü bekletmiş olmamak için smokinini giymiş, fakat tıraş olmaya vakit bulamadan onun masasına gelmişti.<br />
Çevredekiler merakla izlerken ATATÜRK ona:<br />
-Buyurunuz beyefendi, dedi ve tam karşısında Nuri Conker’in yanına oturttu.<br />
Şakacı arkadaşı Nuri Conker, Ahmet Refik’i ATATÜRK’e gösterdi:<br />
-Paşa, çenesindeki şu bir karış sakala bakınız, dedi.<br />
ATATÜRK Ahmet Refik Beye dönerek:<br />
-Beyefendi, siz Conker’e bakmayınız. O, insanın başındaki kütüphaneyi görmez de çenesindeki sakalı görür.<br />
Böylece birkaç hafta önceki olayın gerginliği bir anda silinivermişti.</p>
<p><strong>Mithat Cemal Kuntay</strong></p>
<p><em>Arif Hikmet Par &#8211; M. Agah.Önen (Yay.haz.); Atatürk’ü Anlamak, İstanbul, 1981, s. 100.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
