<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ankara palas &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ankara-palas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:02:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>ankara palas &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Milletlerin Mutluluğu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-milletlerin-mutlulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 22:18:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[Antonescu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milletlerin Mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya milletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya Dışişleri Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[türk ulusunun çağdaş dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4954</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusunu çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi yapmaya çalışan ATATÜRK, uluslar arası dostluk ve iş birliğine büyük önem&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusunu çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi yapmaya çalışan ATATÜRK, uluslar arası dostluk ve iş birliğine büyük önem vermiş ve dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ulusu ilgilendirirse ilgilendirsin her sorunun çözümüne katkıda bulunmak hususunda duyarlılık göstermiştir. Ona göre bir ülkenin huzur ve barış içerisinde yaşayabilmesi ancak dünyada barışın sağlanmasıyla mümkündür. Dünya barışına hizmet etmek aynı zamanda kendi barışın için de çalışmaktır. Kavganın ortasındaki bir insanın huzurlu olabileceğini düşünmek nasıl ki mümkün değilse, barışın egemen olmadığı bir dünyada da bir ülkenin huzurlu olması mümkün değildir. Barışa katkının önemini vurgulaması açısından ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleri son derece önemlidir:<br />
ATATÜRK, dünya milletlerini bir bütün olarak görürdü. 17 Mart 1937’de Ankara Palas’ta Romanya Dışişleri Bakanı Antonescu ile görüşürken bunu şöyle belirtmiştir:<br />
“Şimdiye kadar açıkladığım hususlar ayrı ayrı toplumlara aittir. Fakat bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşgullerdir. Bu itibarla insan, mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar değer veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadeti için de elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu alanda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin saadetine çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve saadetini temine çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında barış olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan yoksundur. Onun için ben sevdiklerime şunu öneririm:<br />
Milletleri yöneten kişiler, doğal olarak öncelikle kendi milletinin varlığını ve mutluluğunu sağlamayı isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lâzımdır.<br />
Bütün dünya olayları bize bunu açıkça kanıtlar. En uzakta zannettiğimiz bir olayın bizi bir gün etkilemeyeceğini bilemeyiz.<br />
Bütün insanlık âlemi bir vücut ve bir milleti de bu vücudun organı kabul etmek gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer organlar etkilenir. “</p>
<p><em>Erendil; s. 84.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunlara Kendimizi Tanıtacağız</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bunlara-kendimizi-tanitacagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 08:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[Bunlara Kendimizi Tanıtacağız]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekselans]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Marsilya]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4284</guid>

					<description><![CDATA[Kemalettin Sami Paşa anlatıyor: Ankara&#8217;ya son gidişimde bir akşam Gazi, beni Ankara Palas&#8217;a götürmüştü. Sofrada bir kaç kişi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalettin Sami Paşa anlatıyor:</p>
<p>Ankara&#8217;ya son gidişimde bir akşam Gazi, beni Ankara Palas&#8217;a götürmüştü. Sofrada bir kaç kişi daha vardı. Yedik, içtik, eğlendik, gece yarısına doğru Fransız Büyükelçisi pavyona geldi. Paşa bu elçiden hoşlanıyordu. Sofraya çağırdı, bir kaç kadeh de onunla birlikte içildi. Büyük şehirlerden, Paris&#8217;ten söz açılmıştı. Bu arada Büyükelçi, Gazi&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Ekselans, Paris&#8217;i bir daha görmek istemez misiniz?&#8221; dedi. Mustafa Kemal Paşa:</p>
<p>&#8220;Nasıl görmek istemem? Gençlik hatıralarımı tazelerim.&#8221; diye cevap verdi. Bu karşılığa çok sevinen büyükelçi:</p>
<p>&#8220;Böyle bir seyahat Fransa&#8217;yı çok sevindirir. Ben de refakatinizde bulunmaktan şeref duyarım. En büyük Fransız zırhlısı bizi İzmir&#8217;den alır. Akdeniz donanması emrinize verilir. Marsilya&#8217;ya çıktığınızda Fransız ordusu kumandanız altına girer. Hükümdarlara yapılmayan bir törenle karşılanırsınız.&#8221;</p>
<p>Bu sözleri dikkatle dinleyen Gazi:</p>
<p>&#8220;Bu daveti siz kendiliğinizden mi yapıyorsunuz, yoksa hükümetiniz adına mı konuşuyorsunuz?&#8221; diye sordu. Bu soru karşısında büyükelçi hemen kendisini topladı:</p>
<p>&#8220;Muvaffakiyetinizi hükümetime bildirirsem, hükümetim de bunu büyük bir şeref sayar.&#8221; dedi. Gazi&#8217;nin yüzü değişti. Çok kesin bir dille:</p>
<p>&#8220;Ekselans, Paris&#8217;i çok görmek istiyorum, ama büyük törenle karşılanacağım Paris&#8217;i değil. Ben Paris&#8217;e dünyanın bu güzel şehrine, operalarını, tiyatrolarını, revülerini, zarif kadınlarını bir daha görmek için gitmek isterim. Dedim ya gençlik hatıralarımı tazelemek için&#8230; Böyle olunca da belli olmadan gitmek isterim. Yoksa törenlerle karşılanmak için değil.&#8221;</p>
<p>Büyükelçi gaf yaptığını anlamıştı, biraz sonra bir iş uydurarak sofradan kalktı. Gazi&#8217;nin de neşesi kaçmıştı:</p>
<p>&#8220;Kalkalım çocuklar, sofraya Çankaya&#8217;da devam ederiz&#8221; dedi. Sofradakilerin çoğunu pavyonda bıraktı yalnız iki-üç yakın arkadaşını yanına aldı. Yolda kendisine:</p>
<p>Elçi çok fena bozuldu ama söylediğine de söyleyeceğine de pişman ettiniz.&#8221; dedim. Artık kızgınlığı geçmişti ve şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Bana bak Kemal, sen de başıma kırk yıllık diplomat kesilme. Adamın zihniyetini anlamadın mı? Bu Avrupalılar bizi bir türlü kavrayamıyorlar. Adam beni bir Şark Emiri sanıyor. Hangi donanmayı kimin emrine, hangi orduyu kimin kumandası altına veriyor? Bunlara kendimizi tanıtacağız, kim olduğumuzu öğrenecekler. Yoksa ben kaba bir adam değilim çocuğum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtalyan Sefiri&#8217;ne Verilen Ders</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/italyan-sefirine-verilen-ders/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2019 19:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekselans]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Sefiri'ne Verilen Ders]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[konsolos]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Rodos]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[sefir]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Zogo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4269</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;e ihanet edenler, onu birçok konuları içki sofrasında hallettiğini iddia ederler. Ancak bu düşünce çok yanlış ve onu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;e ihanet edenler, onu birçok konuları içki sofrasında hallettiğini iddia ederler. Ancak bu düşünce çok yanlış ve onu lekelemek adına tutulmuş çirkin bir yoldur. Şimdiki anı da buna bir ispattır:</p>
<p>Habeşistan savaşının başlamasından önce, İtalya&#8217;nın Rodos&#8217;a askeri yığınakta bulunduğu günlerdeydi. Bir akşam yine Atatürk&#8217;ün sofrasına çağrılanlar onu ayakta ve balkonda gezinmekte buldular.</p>
<p>&#8220;Tevfik Rüştü nerede?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ankara Palas&#8217;ta, bazı sefirlere bir ziyafet veriyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Biz de oraya gitsek olmaz mı?&#8221;</p>
<p>Etrafındakiler beyhude Atatürk&#8217;ü buna protokolün müsait olmadığına inandırmaya gayret ediyorlar. Fakat onun kesin karar verdiği bir konudan geriye çevirmek kimsenin hadi değildir. Otomobiller, Ankara Palas&#8217;a vardığı zaman Atatürk&#8217;ün otelin merdivenlerini sallana sallana ve yanındakilerin yardımı ile çıktığını görenler hayret ettiler. Çünkü Çankaya&#8217;da Atatürk&#8217;ün bir yudum bile içmediğini herkes biliyordu. Sefire ziyafet verilen salona giren Atatürk, Arnavutluk Sefiri, Asaf Bey&#8217;in yakınında ve giriş çıkış kapısını iyi görebilecek bir yere oturur. O dakikadan itibaren salondan içeri ve dışarı kimsenin geçmesi mümkün değildir. Atatürk şöyle der:</p>
<p>&#8220;Asaf Bey, gazetelerde birtakım resimler görüyorum, Arnavutlukta operet mi oynanıyor?&#8221; Bu sözleriyle o zamanlar yeni kral olan Zogo&#8217;nun sorguçlu resimlerini kastettiğini anlamakta gecikmeyen sefir, ne söyleyeceğini şaşırır; ama Atatürk devam eder:</p>
<p>&#8220;Cumhuriyet&#8217;ten ne zarar görüldü ki, Arnavutluk&#8217;ta krallık ilan edildi? Hem, takip edilen politika da tehlikelidir. İtalya&#8217;nın Arnavutluk&#8217;u Balkanlar&#8217;da bir basamak yapması ihtimalden uzak değildir.&#8221; Bunu duyan İtalyan Sefiri, mücadeleye kalkınca Ata:</p>
<p>&#8220;Haber aldığıma göre, Roma&#8217;da bazı öğrenciler sefaretimizin önünde nümayiş (gösteri) yapmışlar. Antalya&#8217;yı istemişler. Antalya sigara paketimidir ki, sefir cebinden çıkarıp atsın. Antalya buradadır. Buyurun alın!&#8230; Hem benim bir teklifim var. Eğer hakikaten böyle bir şey düşünülüyorsa Mussolini cenaplarına müsaade edelim. Antalya&#8217;ya asker çıkarsınlar. Bütün çıkarma tamam olunca savaşırız. Mağlup olan hakkına razı olur.&#8221;</p>
<p>Sefir atılır:</p>
<p>&#8220;Ekselans bu bir savaş ilanı mıdır?&#8221; Ata:</p>
<p>&#8220;Hayır.&#8221; diyor. &#8220;Ben burada bir fert olarak konuşuyorum. Türkiye savaş ilanı ancak Büyük Millet Meclisi dâhilindedir. Fakat unutmayınız ki, gerektiği zaman Büyük Meclis Türk Milleti&#8217;nin hissiyatına tercüman olmakta gecikmez.&#8221;</p>
<p>Konuşmasının bu hâli alması üzerine, İsmet Paşa&#8217;ya telefon edilir ve Ankara Palas&#8217;a çağrılır. Atatürk de bunu haber alınca etrafındakilere:</p>
<p>&#8220;Hükümet geliyor, biz gidelim&#8221; diyerek Ankara Palas&#8217;ı terk eder. Çankaya&#8217;ya döndüğü zaman herkes Atatürk&#8217;ün gayet normal olduğunu hayretler içinde seyrederken, Ata:</p>
<p>&#8220;Artık İtalya ile savaş tehlikesi yok. Rodos&#8217;a yapılan yığınak Habeşistan&#8217;a dönecektir!&#8221;</p>
<p>Hakikaten de kısa bir süre sonra Habeşistan savaşı başlayacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus Nadi Abalıoğlu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/yunus-nadi-abalioglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatür İlkeleri Işığında Uyarmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[büyükada]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük Kaybımız]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi Abalıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1569</guid>

					<description><![CDATA[Kendisi mücessem* irfan ve nezaketti. Muaşeret** âdabında terbiyenin Atatürk&#8217;teki kadar asîline başka fânilerde tesadüf edebildiğimi hatırlamıyorum. *Soyut kavramlar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisi mücessem* irfan ve nezaketti. Muaşeret** âdabında terbiyenin Atatürk&#8217;teki kadar asîline başka fânilerde tesadüf edebildiğimi hatırlamıyorum.</p>
<p>*Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan. (E.N)</p>
<p>**Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma (E.N)</p>
<p>***</p>
<p>Yirmi sekiz yıl önce düşünce ve davranışlarınca ne idiyse, bütün büyük eserlerini yarattığı son zamanlarına kadar hep aynı adam kalmıştır.</p>
<p>***</p>
<p>Bütün askeri işlerde çalışma şekli, her fâninin akıl erdiremeyeceği bir kuvvet ve azamet arz ederdi. Yirmi dört saat, kırk sekiz saat, hattâ gerekirse yetmiş veya daha fazla saat aynı masanın başında oturarak asla uykusuzluk göstermeksizin çalışır ve yanındakileri de çalıştırırdı.</p>
<blockquote><p><strong>En Büyük Kaybımız, 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Atatürk ömrü boyunca ikiyüzlülüğe ve samimiyetsizliğe karşı savaşmaktan yılmadı. Atatürk, Sarayburnu gazinosunda içki içti, Büyükada iskelesinde zeybek oynadı, Ankara Palasta bir doğulu elçinin fesini başından attırdı. Ne yaptı ise, ulusunun gözü önünde ve açıkça yaptı. Utanabileceği, gizlemek zorunda kaldığı bir davranışı olmamıştır bu büyük adamın.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İlkeleri Işığında Uyarmalar, 1960</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
